BİR ALEVİ TOPLULUĞU EHLİ HAKLAR-REA HAKLAR

BİR ALEVİ TOPLULUĞU EHLİ HAKLAR-REA HAKLAR

Ehli Hak, kelime anlamı olarak Hak ehli, Hak yolunda olanlar, Hakikat yolunu seçenler anlamına gelir. İran ve Irak Kürdistan’ında yaşayan Ehli Haklar; İran bölgesinde Yaresan, Irak bölgesinde ise Kakai olarak da tanınmaktadır. Türkiye’de özellikle Dersim bölgesinde ise Ehli Haklar Rea(reya) Hak olarak bilinir, ki Rea Hak da yine Hakikat Yolu anlamını içerir. Ehli Hak topluluğunda Azeri, Acem, Türkmen ve Arap etnik unsurlar görünse de büyük çoğunluğu Kürt’tür; dolayısıyla bu toplulukta Kürt kültürünün baskın bir unsur olarak yer edindiğini görmek olası.

Ehli Hak ya da Rea Haklar Alevi/Kızılbaş/Bektaşi geleneğinin ayrılmaz parçasıdır. Bunlar arasındaki inanç yapılanmaları, ritüelleri, yaşam biçimleri, evrene bakışları ve yorumlayışları temelde benzer özellikler gösterir. Aralarındaki kimi farklılıklar bölgesel ya da etno-kültürel özelliklerinden kaynaklanır. Bu olgu, kökensel soruna ilişkin tartışmalarda Aleviliğin, Türk ya da Kürt kültürü üzerinden yanlış okunmasına da neden olmaktadır. Alevilik etnik bir topluluğa dayanmaz. İçerisinde Türk, Kürt, Arap, Acem, Rum, Ermeni…hemen her etnik yapıdan unsurları barındırmıştır. Doğaldır ki, Alevi inanç-öğretisine bu halkların kimi eski kültür unsurları da yansır. Bu durum, inanç şekillenmesinde Alevi toplulukları arasında kimi biçimsel farklılıklara neden olmuştur; bu farklılaşmanın benzer biçimde bölgeler arasında da oluştuğu görülebilir.

Rea Hakların İslami bir ibadet ve yaşam biçimleri dışında, bütün yönleriyle, farklı bir kültürel geleneği oluşturduklarını görürüz. Belki, İslami gelenek ile tek ilişki kurulabilinecek yön “Varlık Birliği” düşüncesi içinde Tanrı’nın bir zuhuru olarak görülen Hz. Ali’yi kendi inanç yapılanmalarına dahil etmiş olmalarıdır, ki benzer bir durum diğer Alevi topluluklarında da vardır. Ali’nin de tarihi bir kişilik olarak değil, mitolojik bir kült olarak içlerine aldıklarını belirtelim.

Ehli Hak-Rea Hak inancının temeli; tasavvufta “Vahdeti Vücut” ya da “Vahdeti Mevcut” denilen Varlık Birliği felsefesi; Hak(Tanrı)- Doğa- İnsan tüm varlıkların birliğine (panteizm) ve aynı özden geldiğine inanılan düşüncedir. Bu inanç, Semavi dinlerin gök yüzündeki Tanrı’sını öncelikle “Kamil İnsan” nitelemeleriyle topluluk önderlerinin suretinde yer yüzüne indirerek insanda yok eder. İnsanda yok olan Tanrı kendi işlevini tamamlar. Tenasüh ya da ruh göçü de denilen Tanrının insan suretinde bedenlenmesi ve ölüm sonrası da bu ruhun diğer kamil insanlara geçtiği (göçtüğü) inanışı devriye ve ölümsüzlük inancını getirmiştir. Hallacı Mansur’a “Enel Hak” dedirten inancın temeli de bu sezgisel düşüncedir, ki Ehli Haklar ve diğer Alevi toplulukları da bu felsefeden beslenmiştir.

Ehli Hak (Rea Hak) teolojisinde; Tanrı’nın birbirini izleyen yedi insan suretinde yeryüzüne indiği anlatılır. İlk sureti dünyayı yaratan Havendegar (ışık, nur), ikinci zuhuru Hz. Ali’dir, 3.sü Şah (Baba) Hoşin, 4.sü ise Ehli Hakkın kurucusu sıfatıyla en önemli isim Sultan Sahak (Sohak)’tır. 7. imam Musa Kazım soyundan geldiği rivayet edilen ve Seyyid ünvanı da verilen Sultan Sahak’a Hace Bektaş Veli gibi toplulukta bir rol biçildiğini görürüz. Sultan Sahak’ın ölümünden sonra topluluğun manevi liderliğini Şah Veys Kulı, Muhammed (Mamed) Beg ve Şah Ateş üslenecektir. Muhammed Beg’in Azeri lehçesiyle yazılmış “Kutupname” adlı eserin Şah İsmail’den övgüyle söz etmesi Ehli Hakların Şah İsmail ile ilişkisini ve Safevi devletinin oluşumda önemli rol oynadıklarını da açıklar niteliktedir. Safeviler ile ilişkilerin Ehli Hak-Rea Hak ve diğer Alevi topluluklarını Şii İslami bir figür olan Ali ve Ehlibeyt etkileşimine sürüklediğini söyleyebiliriz.

Ehli Hakların temel ibadet mekanlarından biri Cemhane (Cemevi)’dir. Burada haftada bir gün sazlı sözlü, semahlı cem ayini yapılır. Her Ehli Hak mensubu ocak sistemi içinde bir pire bağlıdır ve her yetişkin de kendine bir musahip tutar. Ocak-Şubat ayları içinde 3 gün oruç tutma, ardından bayram gelenekleri ve kanlı kansız kurban gelenekleri vardır. Tabi ki bir de Sultan Sahak türbesine ziyaret.

Yoksul köylü ve göçebeliğe dayanan eşitlikçi sosyal yapıları, her alanda kadına verilen değer ve doğaya saygı (ateş, güneş, su kültü) gibi yaşamın tüm toplumsal ve doğasal unsurlarla birlikteliği Ehli Hakları merkezi feodal otoritelerin her türlü kültürel dayatmalarına ve zorbalıklarına karşı kendi özgün inançlarını ve manevi yaşamlarını üretmelerini sağlamıştır.

M.Reza Hamze’ee Yaresan (Ehli Hak) kitabında topluluğun beş dönem içinde şekillendiğini anlatır. 8.yy’da Behlül ile oluşan inanç Şah Fezl, Baba Serheng, Şah Hoşin ve 15. yy.’da Sultan Sahak ile inanç yapılanması tamamlanır. Cemaate ait “serencam” isminde pirlerin sözleri, yaratılış olayı, topluluğun inanç kurallarının anlatıldığı bir kitapları da vardır. Avesta’da nakledilen Zerdüşt inancının bir benzerinin nakledildiği görülür. Goranice serencamın dilidir. 7 kola ayrılan topluluğa sonradan 4 kolun daha eklenmesiyle 11 kola çıkar. Türkiye’deki Zazaların ve Kürt Alevilerin bu topluluklardan kopup gelenler olduğu söylenir (Bak. F. Bulut, Horasan’dan Nasıl Geldik).

Bir İran Alevisi Pir Mehmet’in anlattıkları şunlardır (Aktaran F. Bulut ): Biz Şii değiliz. Biz de cem yapıyoruz. Dedemiz var, müsahibimiz var. İran’da Alevilik ve Ehli Hak dediğimiz olgu şeklen biraz farklıdır. İran’da Sultan Sahak ile başlamıştır. Sultan Sahak Hacı Bektaş Veli’den sonra zuhur eden Sultandır. İran’da da Allah’ın insan biçiminde tecelli eden canına Sultan denir. Sultan Sahak’ın tecellisinden sonra önemli olay hanedanların (postnişinler) yaratılmış olmasıydı. Sultan Sahak Buyruğunda “Hacı Bektaş Benim, Ben Hacı Bektaş’ım” demiştir. Sultan Sahak pirlerinden 12 kişiyi irşad için dünyanın çeşitli yerlerine göndermiştir. 7 ulu soy oradan kalmadır, sonra 4 soy daha eklenir. Bizde bir selam vardır o da ; Ya Ali’dir. Bizde 12 hizmet yoktur. kapıdan girdiğimizde yeri öperiz.

Ehli Hak nezdindeki 4 melek Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail’in isimleri farklıdır. Onlar Pir Bünyamin (Beni Emin),Hz. Davut, Pir Musa ve Mustafa-i Davut’un ismiyle şifrelenmişler. Sonra Fatma Ana ki ona Remz-i Bar diyoruz. Ve Yadigar ile Ruçiyar İmam Hasan ile İmam Hüseyin’in isimleridir. Bu yedi melek Ehli Haklarda çok önemlidir, dualar bunların ismiyle yapılır.

Ehli Hak- Rea Hak inancına ilişkin son olarak F.Bulut’un yorumunu ekleyelim: Hz. Ali’yi Tanrı’nın tecellisi sayan cemaat başta Şiilik olmak üzere Zerdüştlük ile çeşitli gnostik düşünce akımlarından etkilenmiştir. Ehli Hak (Ezidilikle birlikte) bir tür Batı İrani veya Kürt dini olarak şekillenmiştir. Her iki inanç, antik İran kozmogonilerini almıştır.

Kazım Eroğlu 15-05- 2022

Köşe Yazıları
İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?