TARİHİ SAPTIRMALAR

HÜNKAR PİR BEKTAŞ VELİ İLE İLGİLİ KİMİ TARİHİ SAPTIRMALAR

Yazılı tarihin başlangıcından günümüze tarih yazılımına, esas olarak, egemenlerin etki ettiğini, dolayısıyla bu belgelerin resmi tarih yazıcıları tarafından saptırılarak egemenlerin çıkarlarına uygun yazılacağı açıktır. Bunun için, tarihi belgeler bilgi-akıl süzgecinden geçirilerek diyalektik tarihsel yöntemle irdelenip doğru ve yanlışlar ayıklanmalıdır.

Hünkar ile ilgili kişisel bilgiler, genelde söylencelerle örülmüş son derece yetersiz ve kanıtlanmaya muhtaç verilerdir. 15 yüzyıl sonlarında yazıldığı tahmin edilen “Hacı Bektaş-ı Veli Velayetnamesi”nde yaşamına ve öğretisine ilişkin söylencelerden oluşan, o günün atmosferini de yansıtan derlenmiş bilgileri görürüz. Bunları bilimsel ayıklama yöntemiyle ele almalıyız.
Hünkar ile ilgili kimi tez ve antitezler şunlar;

1. Seyyid olarak nitelendirilip Ali soyuna bağlanması;
Bu konuda hiç bir somut veri yoktur. Dedelerin Ali soyuna bağlanması gibi Türkmen olan Hace Bektaş Veli de Ali soyuna bağlanılarak, buradan, Alevilik Şiilik üzerinden İslam’la ilişkilendirilmeye çalışılır.

2. Ahmet Yesevi yolağına bağlanıp onun halifesi yapılması;
Ahmet Yesevi Türk gelenekleriyle İslam geleneklerini uzlaştırmaya çalışan daha sonra Nakşibendi Tarikatına dönüşecek olan İslam inancının taşıyıcısı Yesevi Tarikatının kurucusudur. Tam da bu nedenledir ki, Hünkar Lokman Perende’nin öğrencisi yapılıp Yesevi yolağına bağlanılarak buradan Alevilik “Türk İslamlığı” olarak pompalanmaya çalışılır.

3. Hünkarın haca gitmesi ve “Hacı” olduğu;
“Her ne arar isen kendin de ara/ Kudüs’te, Mekke’de hacda değildir” diyen, Alevi Pir’inin hacda ne işi olabilir? Müslümanlar için farz kılınan, ama Alevi inancında yeri olmayan hac ziyaretinin hünkara yaptırılarak “Hace” olan ön ismin “Hacı” yapılması manidar değil mi?

4. Hünkarın Yeniçeri ocağının kurucusu, piri olduğu;
Yeniçeri ocağı 1. Murat döneminde (1362-1389) kurulur, Hünkarın yaşadığı dönem ise 1209-1271 tarih aralığıdır. Bektaşiliğin bir tarikat olarak biçimlenmesi ise Balım Sultan dönemiyle (16. yy başları) oluşur. Yeniçeriler Osmanlının düzenli askeridir; Alevilere en büyük kırımı bu yeniçeri ordusu yapmıştır. Alevi öğretisiyle uyuşmayan böyle bir yapılaşma ve fetihçi bir siyasetin yürütülmeye başlanmasıyla Abdal Musa Osmanlı topraklarından ayrılarak Antalya Elmalıya yerleşecektir. Bütün bu veriler bize Hünkar ile Osmanlı arasında maddi ve manevi bir bağın kurulamayacağını gösterir. Burada, Osmanlının, Hünkarın Anadolu’daki prestijinden yararlanarak Alevi-Bektaşileri uysallaştırma ve kendi düzenlerine eklemleme siyasetini görürüz.

5. Hünkarın Babailer ayaklanmasında yer almadığı tezi;
Hünkar, bir halk bilgesidir (Hace olarak nitelendirilmesi bu bilgelikten gelir) ve Horasan’dan gelerek Babailere katılır. Baba İlyas’ın halifesi olarak bu ayaklanmanın önderlerinden biri görünmektedir. Bir çatışma sırasında da kardeşi Menteş’i kaybeder. Alevi-Bektaşiliğin Piri görülecek birinin bu çatışmadan kaçması düşünülemez ve buradan kaçan birinin de Alevi-Bektaşiliğin piri olamaz; ancak Hünkar, Malya Ovası’nda fiili çatışma dışı bırakılmış olabilir. Burada da Hünkarı Osmanlıyla barıştırma siyasetini görürüz.

6. Hünkarın evlenmediği savı;
Bu da doğru değildir. Çelebiler onun soy zincirini sürdürürler.

7. Velayetnamede de dile getirildiği yönüyle olağanüstü birçok keramet sahibi olması;
Halk bilgelerinin, peygamberlerin toplum tarafından daha kolay benimsenmesi için birçok efsaneler üretilir. Bu mucizelerin bilimle bağdaşır bir yönü yoktur. Hünkarın tek kerameti bir topluluğun piri, önderi olabilecek nesnel bilgi ve yeteneğe sahip olduğu gerçeğidir.

8. Makalat’ın Hünkar tarafından ve Arapça olarak kaleme alındığı savı;
Makalat, kimi Alevi öğretisini de içerse, esas olarak Kuran referansları ve hadislerle İslami bir disiplinle yazılmıştır. İçeriğinde 4 kapı 40 makam öğretisi de vardır; ancak burada da Alevi öğretisine ters yönler var. Dolayısıyla Makalat’ın Hünkar tarafından yazılmış olduğu düşünülemez. Ayrıca, 4 kapı 40 makam öğretisinin farklı da olsa bir biçimi A. Yesevi’de de görülür. Makalatı yazanların Hünkarı bir İslam düşünürü olarak sunma çabası açıktır, ki kimi İslamcılar bu yazılımı öne sürerek Hünkarın bir Batıni daisi değil, İslam şeriatçısı olduğunu öne sürebilmektedir.

Kazım Eroğlu 15/09/2021

Köşe Yazıları
İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?