GEORGE ORWELL’UN YAZAMADIĞI GERÇEK ÇİFTLİK

GEORGE ORWELL’UN YAZAMADIĞI GERÇEK ÇİFTLİK

george orwell’un yazdığı iddia edilen ki yüksek ihtimal yazmış da olabilir, hayvan çiftliği adlı kitabı her ne kadar, orwell sosyalist geçinen biri olsa da abd-ab-nato emperyalizminin istihbarat örgütlerinin siparişiyle yazılmış, çizilmiş, sahnelenmiş, vs. pek çok eser ve ürünlerden biridir.

Çoğunlukla bu eseri emperyalist işbirlikçi, faşist, gerici, yobaz, muhafazakar, dinci, ırkçı, aşırı milliyetçi, aşırı sağcı, sosyal demokrat, liberal, anarşist, uzlaşmacı sosyalist, reformist, revizyonist, oportünistler okumaktadır.

orwell kitabında doğrudan doğruya devrimci sosyalist komünist sistemi, önder, lider, ideologları hedef alır ve tam bir emperyalist işbirlikçinin beslendiği çanaktaki kemik kırıntılarını hak etmeye çalışan hizmet-çidir.

orwell emperyalizmin dünya genelindeki devrime sosyalizme komünizme karşı açmış olduğu insanlık ve doğa dışı savaşın kalemşor hizmet-çilerindendir.

orwell esasında bir yazardan çok efendilerine yaranmak ve çanağının boş kalmaması için sürekli yerinde tepinen, tepindikçe de bol bol devrime sosyalizme komünizme kusan bir emperyalist işbirlikçi personeldir.

emperyalizmin, devrime sosyalizme komünizme karşı üç beş kemik kırıntısı için, siparişle kitap, resim, müzik, senaryo, sinema, tez, vs. yaptırılan hizmet-çilerden biridir. orwell hayvan çiftliğiyle sözde eleştirilen bir üslup ortaya koymuş olsa da kitap baştan sona işçi, köylü, işsiz, emekçileri, mücadelelerini, iktidarlarını, yönetimini, liderlerini kusarak ve sıçarak (ki buna burjuva edebiyatı denir) aklınca hicvederek efendilerine yaranmaya çalışıp bir kaç kemik kırıntısı almaya çalışmıştır.

İngiltere sanıldığı ve bildiği gibi bir ülke değildir.

Hizmet-çiliğin ve işbirlikçiliğin karşılığını alabilirsiniz onun dışında hiç bir şey alamazsınız.

Devrim sosyalizm komünizmden ne kadar uzaksanız o kadar para, pul, mal, mülk, servet, şan, şöhret, iş, güç elde edebilirsiniz, aksi halde karın tokluğuna bile yaşama hakkınız olamaz.

Kimileri alınteri ve emekten bahsetse de elde ettikleri için oysa elde ettikleri ürettikleri mal ve hizmetten çok ingiltere’nin dünya genelindeki insanın ve doğanın sömürüsünden gelmektedir. İngiltere’de bırakın burjuvaziyi, sıradan bir işçi, pek çok ülkedeki tüccar, esnaf, imalatçı vs. daha fazla gelir elde eder.

Bununda doğrudan kendi alınterinin karşılığı olduğu dillendirir.

Oysa durum hiçte öyle değildir.

Tıpkı diğer abd-ab-nato emperyalist ülkelerinde olduğu gibi bu ülkelerdeki işçiler, köylüler, emekçiler veya küçük ölçekli üreticiler dünyanın diğer ülkelerindeki insanlığı ve doğayı sömürülerinden elde ettikleri gasp ve ganimetler sayesinde daha çok kazanç sağlarlar.

Örneğin Brezilya, Bangladeş, Bolivya gibi ülkelerde çalışan işçiler ürettikleri mal ve hizmet karşılığı diyelim ki 100 birimlik gelir elde edilsin, bunun da 1 birimi ücret olarak işçiye verilsin, kalanı da yani 99 birimde burjuvazi tarafından kâr adı altında zorla gasp edilsin.

İşte kapitalist sistemler de işçi ve burjuvazi arasındaki ilişki kısaca böyle.

Lakin bu 99 birimin tamamı yerli ve milli burjuvazide kalmaz.

İşte tam da burada emperyalist burjuvazi devreye girer ve yerli ve milli burjuvazinin zorla gasp ettiği ve işçiye vermediği gelirin belli bir miktarını bu defa da o zorla gasp eder ve alır.

Üstelik de hiç bir sermaye veya emek harcamadan.

Sırf emperyalist olduğu için.

İşte abd-ab-nato içindeki emperyalist ülkelerin kendi ülkelerinde işçiye, köylüye, emekçiye, küçük ve orta işletmelere verdikleri, diğer kapitalist ülkelerin üretici güçlerinden zorla gasp ettikleri gelirden artı bir ücret verir.

Elbette bu sadece onları kendi ülkelerinde refah ve mutluluk içinde yaşatmakla bitmez, üstüne diğer ülkelerin paraları karşında abd-ab-nato emperyalizminin dolar, euro, sterlin vs.’inin değeri her zaman yüksek tutulduğu için oralarda daha da fazla refah ve mutluluk içinde yaşarlar.

Elbette ki bu ülkelerin işçileri, köylüleri, emekçileri de sömürülüyor, elbette üretici güçlere her şey bedava değil, elbette onların da sendika ve sendikalaşamama sorunu var, elbette onlar da istedikleri gibi devrimci sosyalist komünist partilerde örgütlenmiyorlar, örgütlenseler de başlarının üzerinden burjuva demokrasisinin (burjuva diktatörlüğünün) balyozu inmiyor.

Neredeyse topu topu dünyanın yüzde 20-25’i olan abd-ab-nato emperyalizminin burjuvazisi dünya genelindeki zorla gasp ettiği alınterinden ve kaynaklarda elde ettiği gelirden, kendi çalışanlarına ve üretenlerine verdiği payla onları susturur, bastırır ve sadece çalışın, kazanın, tüketin, yiyin için, yatın kalkın, futbol, basketbol, dans, müzik, eğlence, içki, uyuşturucu, kumar, seks, alış-verişle uyuşun kendinizden geçin, gece gündüz sigortalar, faturalar, kredi borçları gibi kabuslarla debelenip durun ki ne kendi ülkenizdeki ne de dünyadaki insanlığın ve doğanın sömürüsünü görmeyin, duymayın, bilmeyin yaşadığınızı veya yaşattığınızı düşünerek ölü toprağı atılmış gibi uyuyun emri vermiştir.

Bugün ingiltere başta olmak üzere emperyalist olan abd-ab-nato ülkelerinde durum hemen hemen aynıdır.

Dünyanın geri kalanındakiler evet birer köledirler, hayatta kalmak için akla hayale gelmeyecek işlerde insanlık dışı şartlarda yaşamaktadır lakin ne kadar zor, imkansız, baskıcı, şiddet dolu şartlarda yaşalar da devrim ve sosyalizm mücadeleleri, toplumsal mücadeleleri, ulusal kurtuluş mücadeleleri, emek mücadeleleri, insanın insanı ve doğayı sömürüsüne karşı mücadeleleri, insan hakları mücadeleleri devam etmektedir.

Oysa emperyalist ülkelerdekiler modern köle olmalarına rağmen büyük çoğunluğunu kendilerini sınıf atlamış, elit, işçi olsa da kendini işçi saymayan ve/veya üretici güç olmanın bilincinde olmayan ve/veya olmak da istemeyen, aklı mantığı asla örgütlenmeyi, politikleşmeyi, devrim ve sosyalizm şurada dursun en küçük hak arama iddiasında bile bulunmayan akıl ve mantıkları bir kaç dolar, sterlin ve euro arasına sıkışmış modern kölelerdir.

Emperyalist ülkelerdeki modern köleler, kapitalist ülkelerdeki kölelerden daha çok ücret alsalar da efendilerine biat, itaat ve hizmetçilikte daha sessiz, susmuş, bastırılmış, düşünceden ve duygudan uzaklaştırılmıştır. orwell yazamaz ama orwell takipçileri, okuyucuları, meslektaşları elbette hiç bir zaman asıl gerçek abd-ab-nato çiftliğini yazmaz, yazamaz, yazmayacaklar. Bari biz iki kelam edelim dedik naçizane. Umarız bu çiftlikte yaşayanlardan olmadık için emperyalizmden en kısa zamanda kurtuluruz ki bu da devrim ve sosyalizm mücadelesiyle mümkündür.

H.H.B.

09.04.2022

Köşe Yazıları
İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?