DEMOKRATİK AVRUPA’NIN ÇOKYÜZLÜLÜĞÜ

Batılılar; kapitalist burjuva demokrasi yaşam anlayışıyla, kendilerine has icat ettikleri ahlak ve kurallarla, büyük oranda iç sorunlarını minimalize etmiş olmaları, istenildiğinde her toplumun bunu gerçekleştirebileceğini gösteriyor. Bu; Batılıların herkesle sükûnet içerisinde yaşadıkları anlamına gelmiyor. Batılılar insan psikolojisinde kolayca şaha kalkan süperhayvaniegoyu, kültür ve siyasi politikalarında sınırsızca kullanmayı ısrarla sürdürmekteler. Dünyaya tek yaşam model olarak bunu empoze etmeleri, her zaman savaşarak yaşamak demektir.

Tüm dünya şunu bilmelidir ki, Rusya yalnızca Ukrayna ile değil Amerika ve Avrupa ile de savaşıyor. Rusya, emperyalistlerin Ukrayna’ya verdiği silah, teknolojik ve askeri olarak direkt savaşırken, Amerika ve Avrupa’yla da ekonomik, diplomatik, psikolojik savaşmaktadır. Emperyalistlerin doğrudan askeri olarak, Rusya ile savaşa girmemesinin siyasal mantığında şu gerçekler bulunuyor. Rusya ile doğrudan savaşa girmek büyük zarar ve kayıp demektir. Bunun yerine tarihte her zaman yaptıkları gibi kendilerine bir piyon seçip, düşmanını yenerlerse en büyük kazançtır, şayet yenemezlerse seçtikleri kurbanın yok olması umurlarında bile değil. Ve sonunda timsah göz yaşları içerisinde diyecekleri şudur, Ukrayna akıllı olup yanlış politika izlemeseydi.

Biraz analitik düşünen her insan, Amerika ve Avrupa’nın, Ukrayna’ya bu kadar derin sempati gösterip, maddi, askeri her türlü desteklemesi, yüksek çıkarcılıkla birlikte yenilmez düşman gördüğü Rusya’yı bitirmekten başka bir şey değil. Bugün Ukrayna için timsah gözyaşları döküp silah ve para yardımı yapanlar, yarın Rusya halkının başına benzer şey gelse, aynı tepkiyi gösterecekler mi? Kesinlikle hayır. Çünkü çokyüzlü Batılılar, dünyanın birçok bölgesinde kanın akmasına sebep olurlarken, kör ve sağırları olmayı çok güzel becermekteler. Bunlar Batılıların çokyüzlü olduğunu gösteren en somut kanıtlardır.

NATO’nun özellikle 1990’lardan itibaren Rusya’yı sürekli sıkıştırıp, savaşa zorlamak için elinden gelen her türlü alçaklığı yaptığını unutmak gerekir. Rusya-Ukrayna Savaşı NATO saldırganlığının geldiği son nokta olup, alacakları darbeyle birbirlerine düşecekleri günler yakındır. Tüm bu gerçeklere rağmen birçok toplum, Batılıların modern, çağdaş insan olduklarını düşünmeleriyse felsefi ve kültürel olarak geri kalmışlıktır.

Emperyalistler, Ukrayna’ya gösterdikleri timsah sevgisini Afganistan, Irak, Kürdistan, Yemen, Sırbistan, Halepçe, Sine, Şengal, Suriye, Mardin, Kızıltepe, Diyarbakır, Dersim, Sivas, Maraş, Ceylanpınar, Ankara gibi yüzlerce devlet ve bölgede, yapılan insanlık dışı katliamlara milim tepki vermemişlerdir. Sözde Çağdaş Batılılar; her ne kadar hümanist popülizmi dillerine dolasalar da bilinçaltlarındaki din, renk, bölge, ırk ve maddi çıkarcılık en büyük düşünceleridir. Rusya-Ukrayna Savaşı’yla bu daha da netleşti. Ne var ki apolitik kitleler tarafsızlık ve savaşa karşı demagojisiyle, nasıl bertaraf olduklarını ya anlamak istemiyorlar ya da anlayamıyorlar.

Dünya tarihi anlaşılarak okunmuş olsa, çoğu zaman savaşlar kaçınılmaz bir şekilde insanları buluyor. Bunu def etmek başka türlü mümkün olmadığında, savaşı tetikleyenlere karşı savaşmak, her toplumun özsavunma hakkıdır. Ukrayna halkı emperyalistlerin piyonu olmakla, savaşa taraf olduklarından, en ağır bedeli yine kendileri ödüyor. Ukraynalılar Neonazi ırkçısı olmasaydılar, Avrupa ve Amerika’nın çokyüzlülüğünü rahatlıkla anlayıp kurban olmayabilirlerdi. Dünyanın her yerinde ırkçı piyonlar, emperyalistlerin oyununa sürekli su taşıdıklarından, ilk ağır darbeyi de yine kendileri alıyor.

Ukraynalı Avrupa ve NATO sevdalıları, Batılıların evrensel demokratik ilkeleri, kapitalist burjuva demokrasi adıyla, çıkarcı emellerinde nasıl kullandıklarını ya anlayacak kadar bilgi, kültürden yoksunlar ya da ırkçılıkları bilinçlerini dumura uğratmış. Avrupalıların bu çokyüzlü modern, sınırsız çıkarcı, egoist ve ırkçılıkları, yine dünyayı büyük bir savaşın eşine getirmiştir.

Avrupa Birliği (AB) ve NATO’ya bağlı onlarca ülke, ekonomik olarak dünyanın diğer fakir ülkeleri gibi zor şartlarda yaşarken, bunların durumunu yükseltmek yerine, Ukrayna vb. sevdalanmak nekrofilidir.  Zor şartlarda yaşayan Avrupalı ülkelerden Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Macaristan, Polonya, Portekiz, İtalya, İspanya, Bosna, Arnavutluk ve Kosova gibi onlarcasında, asgari ücret 400 ile 800 Euro’dur. Avrupa ülkelerinde tüm hizmetler pahalı olduğundan, söz konusu ülkelerde bu ücretle geçinenler hem daha fazla sayıda hem de ciddi ekonomik sıkıntı içerisinde yaşıyorlar. İsimleri verilen ülkeleri bırakıp, Ukrayna’ya her türlü destek sağlayarak savaştırmak ölüseviciliktir. Buraya kadar Batılıların hangi amaç ve nasıl demokrat olduklarını özetlemiş olduk. Diğer bir izah edilmesi gereken konuysa, Avrupa’nın burjuva demokrasisi ve Rusya’nın Sovyet Sosyalist demokrasi deneyimlerinin, günümüz toplumlarına hangi noktalarda nasıl bir örneklik teşkil ettiğini analiz etmektir.

Batılılar; kapitalist burjuva demokrasi yaşam anlayışıyla, kendilerine has icat ettikleri ahlak ve kurallarla, büyük oranda iç sorunlarını minimalize etmiş olmaları, istenildiğinde her toplumun bunu gerçekleştirebileceğini gösteriyor. Bu; Batılıların herkesle sükûnet içerisinde yaşadıkları anlamına gelmiyor. Batılılar insan psikolojisinde kolayca şaha kalkan süperhayvaniegoyu, kültür ve siyasi politikalarında sınırsızca kullanmayı ısrarla sürdürmekteler. Dünyaya tek yaşam model olarak bunu empoze etmeleri, her zaman savaşarak yaşamak demektir.

Rusya’nın Sovyet sosyalist demokrasi deneyimi, kapitalist burjuva demokrasisi gibi içerisinde birçok olumsuzluklarla birlikte, evrensel demokrasinin planlaması açısından önemli tecrübeler kazandırmıştır. Reel Sosyalist deneyimin en başta gelen olumsuzluklardan birisi, her şeyin tamamen devletleştirilmesi, (Kamulaştırılması) ikincisi insanların dünyayı tanımasına ciddi engellerin konmasıydı. Söz konusu denemeler, gerçek demokrasinin inşa edilmesinde önemli ip uçları veriyor. Dünya insanlığı için bu deneyimler olumlu olumsuz yönleriyle siyaset, politika ve kültürel gelişimlerde önemli aşamalardır. Demokrasi deneyiminin yaşanmadığı toplumlarda ise, her şey daha ağır, ilkellik ve iğrençlik içerisinde geçerken, sözde gelişmiş devletler bunları iğrenç bir şekilde kullanmaktan da geri durmamışlardır.

İlk ve Orta Çağ düşüncesinden kalma din, töre, inanç, ırk saplantılarını yücelterek yaşatan toplumların, sürekli sosyalist ve kapitalist devletlere el açmaları kendilerini gönüllü kullandırmaktır. Dikkat edilirse demokrasi deneyimi olan kapitalist ve sosyalist devletler, geri ülkeleri kullanmadan bölgelerde at oynatıyorlar. Ukraynalılarda bu gelenekçi toplumlar içerisinde yer alıp, biraz yontulmuş görünseler de kültürsüzlükleri başlarına derin sorunlar açtı. Önemli olan her birey ve toplumun tarihi doğru okuyup, gerçekçi sonuçlarla evrensel demokratik kültürel yapıya, başkaları aracılığıyla değil, kendilerinin adım atmalarıdır.

Unutulmamalı ki gerçek adalet, ahlak ve evrensel demokratik değerler, bilimsel felsefe teorisyenlerinin, tüm ideolojik saplantılardan uzak, bağımsız, somut kaynakları kullanarak ortaya çıkarmışlardır. Ancak dünyanın birçok yerinde evrensel demokrasilerin uygulanmasında ciddi engellerin olduğu bir gerçektir. Bu engeller kültürel, dini, bölgesel, coğrafi, iklimsel ve ekonomiktir. Evrensel demokrasiye geçmede engel teşkil eden noktaların aşılmasında, atılması gereken ilk adım, insanda temel karakter özelliğine sahip süperhayvaniegoyu, felsefi siyasi komün kültürle zayıflatmaktır. Bilimsel felsefi komün kültüre inanılmadan, süperhayvaniegonun zayıflatılması asla mümkün değildir. Süperhayvaniegonun aktif olması, hiçbir toplumda evrensel demokrasinin doğru, gerçekçi yaşanamayacağını ifade eder. Batılılar; diğer toplumların üzerinden elde ettikleri rantlarla, kendi halkına sosyal devlet politikasını biraz olsun uygulasalar da rantın bitmesi durumunda, sosyal devlet diye bir şey kalmayacağı net olarak bilinmelidir.

Demokrasi denemelerine sahip ülke ve toplumlarda dahil çoğu kültürsüz siyasi yöneticiler, mevcut engelleri aşmak yerine ilave suni sorunlar yaratarak, toplumu derin umutsuzluk içinde yaşatırlar. Ve halkların büyük çoğunluğu, daha çok soyut, ütopik düşünce, duygularla kendilerini teselli ederler. Ardı arkası gelmeyen ütopik duygu, düşünce ve retoriksel tekerlemelerle yaşamak, ilerleyen zamanlarda büyük çatışmaların ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerdendir. Genelde bireyler evrensel demokrasinin, hangi aşamalardan geçerek mümkün olacağını analiz etmeden ya birilerini taklit ederler ya da onun yardımını isteyerek gerçekleştirmeleri, çakma demokrasiciliktir ki bu her zaman hüsranı yaşamaktır. Batılılar toplumların bu gibi zayıflıklarını özellikle kullanırlar. Ukraynalılar dünyada tek ideal yaşamın kapitalist burjuva demokrasi olduğunu düşünüp her türlü bağlanmaları, kapitalistlerin kendilerini maddi ve siyasi açıdan nasıl acımasızca kullandıklarını, bu savaştan sonra anlasalar da iş işten çoktan geçmiş olacak.

Cemal Zöngür

 

Köşe Yazıları
İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?