YAŞAMA DOKUNAN EĞİTİMLE ÖRGÜTLENME MODELİ (3)

İnsan için eğitim; yemek, içmek ve en kutsal değerlerden daha önemli kültürel bir yaşamdır. Gerçek, doğru eğitimin olmadığı çağlarda, insanlar hayvani duygu, düşünce doğrultusunda vahşice yaşamıştır. İnsanı ilkel vahşi yaşamdan, önce tanrıçaların sözlü eğitmenliği, daha sonra icat edilen düzenli, bilimsel eğitim olmuştur. Her zaman eğitimli ve eğitimsiz insan arasında büyük farklılık olmakla birlikte, kültürle tamamlandığın da daha büyük önem kazanmaktadır. Eğitim direkt kültürlü anlamına gelmese de kültürlü olmak isteyen için eğitim, ilk adım ve önemli bir köprüdür. Bu köprüyü iyi değerlendirip araştırma, incelemelerle bilgisini zenginleştiren birey ve toplumlar nitelikli eğitim ve de kültüre sahip olurlar. Eğitimi yalnızca iş, meslek ve para kazanma aracı gören anlayışlar, geniş kültüre sahip olamazlar. Çünkü mesleki bilgiler kendi alanıyla sınırlı olduğundan, farklı konularda topluma perspektif sunamaz. Ama eğitimli ve kültürlü insan, istisnaların dışında birçok konuda perspektif sunacak birikime sahiptir.

Eğitimle ilgili diğer önemli noktaysa, bilimsel eğitim konusudur. Bu da kültürlü olmaktan bağımsız değildir. Her devlet kendisinin daha nitelikli eğitime sahip olduğunu iddia eder. Ancak herkesin doğru söylediği anlamına gelmiyor. Bilimsel eğitimin varlığı, devletin halkıyla barışık, evrensel insan haklarına bağlı, üniversitelerin özerk şekilde bilimsel teorik bilgi ve tekniği üreterek, dışa bağımlılıktan kurtarmasıyla ölçülür. Dünya toplumlarının genel eğitim durumlarına baktığımızda, şu sonuçları görebiliyoruz.

Öncelikle bilimsel nitelikli eğitime sahip devletler, başta meslek, sanat, özel yetenek, kamusal hizmet ve askeri teknik gibi alanda arz, talep durumuna göre dengeli eğitim, öğretim sistemiyle işe başlamışlardır. Bu sistemin en önemli nüvesi, üniversitelerin düzenli, istikrarlı ve devamlılığa sahip özerk çalışabilmeleridir. Çerçevesi belirtilen eğitim politikasına sahip devletler, çeşitli yığılma ve dengesizlikleri önlendiği gibi toplumu itibarlı meslek, sanat, diploma sahibi yaparak, insanların kendilerine güvenini kazandırmıştır. Bu yapıyı asgari düzeyde uygulayan ülkelerde, olumsuzluklar istisna görülür. Söz konusu ülkeler Avrupa, Rusya, Amerika, Kanada, Avusturalya, Japonya, Çin, Güney Kore, Kuzey Kore, Küba, Vietnam gibi devletlerdir. İlkel, düzensiz, dar, ırkçı, dinci, kafatasçı, cinsiyetçi, halkıyla ve çevresiyle sürekli düşman kültüre sahip ülkelerse Türkiye, Asya’nın çoğu, Müslüman devletler, Afrika, Latin Amerika gibi yüzlercesini sayabiliyoruz.

Eğitimle ilgili şu noktanın net bilinmesi gerekir. Okur yazar olmak, ilköğretime kadar okumak, hatta Türkiye gibi ülkelerde lise ve üniversitelerin çoğu, düşünülenden de niteliksiz. Bir ülke veya toplumun nitelikli eğitime sahip olması, her zaman zengin olmakla bağlantılı değildir. Fakir ülkeler istediklerinde bazı tekniklerin dışında, insanlarını rahatlıkla doğru ve nitelikli eğitebilirler. Küba buna en çarpıcı örnektir. Dünyanın her yerinde eğitimli ve kültürlü toplumu var eden ilk temel araç, ülke anayasasının ırk, dil, din, cinsiyetçi, ilkel, kafatasçı duygu ve tapınmacı düşünceden uzak yazılmasına bağlıdır. Bu düşünceye inanıp sadık kalındığında, dünyadaki her şey objektif şekilde insanlara öğretilirken, özgürce sorgulayıp, tartışan toplum oluşur. İfade edilen bilimselliğe uymayan toplum ve devletler, zengin olsalar dahi halkını niteliksiz eğitim ve kültürle yaşatırlar.

Örneğin Türkiye; Asya kıtasında yer alan ülke olarak, sözde Orta Doğu toplumlarına göre modern, çağdaş görüntü verse de eğitimi, düşünülenden daha niteliksiz. Sadece Avrupa ve Amerika ile olan siyasi, askeri ilişkilerin zorlaması neticesinde, bir iki noktada moderndir. Çoğu şey göstermelik taklitten ibaret. Bunun doğruluğunu şu şekilde sıralayabiliriz.

1-Türkiye’nin Anayasası, İslam ve Batı yaşam tarzı arasında kalıp, gerçekçi bir tercih yapmadan, iki kültürü de dejenere eden ikilemli yapıya sahip olması.

2-Üst kültür olarak Türk Dili seçilmesine rağmen, Arap İslam din ve ulus anlayışına dayanan ırkçı, cinsiyetçi, gerici, şovenist ve derin dezenformasyoncu eğitimi temel alması.

3-Türk İslam ya da İslam Türkçü gerici eğitimle meslek, sanat ve kamu yöneticileri, bilimsellikten uzak kafatasçı, kültürsüz insan yığını durumunda olmaları.

4-Bilimsel eğitim modeli adıyla çocuk kreşleri, okul aile birliği vb. sosyal yapılar olsa da hepsi işlevsiz. Çünkü devlet varoluşundan günümüze kadar, tüm eğitim öğretim kurumlarını, Türk İslam veya İslam Türk Tarikatı gibi çalıştırmaktadır.

5-İslam ve Cumhuriyet ilkeleri kutsal tanrı emri şeklinde görülüp tartışılması, sorgulanması yasak gerici, diktatör bir eğitim, devlet sistemine sahiptir.

6-Çocuklar yetenek, beceri ve ilgi alanlarına göre değerlendirilip meslek, sanat, sağlık, felsefe ve kamu personeli yetiştirilmesi yerine, düz bir mantıkla okullar yalnızca diploma dağıtan kırtasiye dükkânı durumda olmaları.

7-Meslek, sanat ve özel yetenek okullarını itibarlı konuma getirip, üniversitelerdeki yığılmaları önleyecek nitelikli eğitim sistemi yerine, herkesin üniversite mezunu olmasını çözüm gören gerici, sakat anlayışın sürekli hâkim kılınması.

Kafatasçı bu tek dil, tek din, tek ırk, tek düşünce ve en büyük güç olanın hükümran olduğu sakat karakterin birinci sahibi, Mustafa Kemal Atatürk’ün altı ilkesidir. Her ilke birbirine taban tabana zıtlık taşırken, Atatürk’ün heykelleri ve ilkeleri kutsal, tartışılmaz, eleştirilemez tapınmacılıkla, her derde, her çağa deva şeklinde topluma zorla kabul ettirilmesidir. İkinci kafatasçılıksa; İslam Türk Şovenizmiyle Hz. Muhammed’in uydurduğu masalsı Arap İslam Ayetlerine tapınılması. Toplum her iki bilim dışı mantık arasında sıkıştırılıp, başka alternatiflerin oluşmasına fırsat verilmediği için halk, ikisinden birini tercih eden mecburiyetle yaşamaktadır.

Mevcut ırkçı, şoven, kafatasçı, niteliksiz geri eğitimin yok edilmesinin yolu “Yaşama Dokunan Örgütlenme Modelidir.” Bu da demokrat emekli öğretmenler, solcu partiler, maddi durumu kendine yeten bilgili, kültürlü, gönüllü bireyler, “Alternatif Halk Eğitimini” başlatmalarıyla mümkündür. Köy Enstitüleri örneğinde olduğu gibi. Kalbi insanlıktan yana atanlar, elini vicdanına ve cebine atıp, halkı düşürüldüğü bataklıktan çıkarmak için çalışmalıdırlar. Belki tam bir kurtuluş olmasa da en azından, demokrasiye giden yolun taşları döşenmiş olacaktır.

Cemal Zöngür

 

İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?