AMERİKA’NIN, TÜRKİYE ve TALİBAN ÜZERİNDEN GİZLİ PLANI

Amerika fiziki olarak Afganistan’ı terk ederken, dünya kamuoyunda prestij kaybına uğrayacağını biliyordu. Buna rağmen baldıran zehirini içiyorsa, daha iğrenç planları var demektir. Askeri olarak ortada yenilgi yokken, durup dururken neden Afganistan’dan çekilsin ki? Emperyalizmin kültürüne tamamen ters bir durumdur, Amerika’nın çekilmesi.

Halkları birbirine düşürme, çatışma, savaş politikasıyla, on binlerce asker ve vatandaşının ölümüne neden olup, bundan övünerek bahseden ülke, Amerika ve Türkiye’den başkası değil. Diğer devletlerin sicili de temiz olmasa da Amerika ve Türkiye gibi, dünya maskarası olmamaya dikkat ederler. Ve en çok başarı gösterdikleri politikaları, kendi içlerinde asırlar boyu sürecek iç çatışmaları bitirip, düşük nitelikte de olsa barış içerisinde yaşamalarıdır.

Türkiye’de dahil Müslüman devletler bugüne kadar kendi maddi, askeri, siyasi gücüne dayanarak, bölgeyle ilgili bağımsız olumlu politikaları görülmemiştir. Hepsi insani düşünce, mantık ve iradeden yoksunlar. Her zaman emperyalistlerin emrinde en iyi maşa durumundalar. Konunun teferruatına girmeden, Amerika ve Türkiye’nin, Taliban üzerinden sürdürmek istedikleri emperyal politikaların neler olduğunu, bir kez daha analiz etmekte büyük fayda var.

Sanayi kapitalizminin gelişmesiyle, sınır ötesi sömürgeciliği tek yaşam kaynağı gören Amerika, İngiltere ve Fransa, Müslümanların yoğunca yaşadığı bölgeler üzerinde yönetme, yönlendirme, kullanma ve kişiliksizleştirme plan, programları, 1800’lerin başından itibaren başlatmışlardır. Bunun somut kanıtı 1916’da İngiltere, Fransa ve Rusya’nın birlikte gerçekleştirdikleri Sykes Picot Antlaşmasıdır. Söz konusu planların birinci suçlusu ise bölge devletleridir. Çünkü bölge devletleri, emperyalistlerin her türlü oyun ve politikalarına destek verip alet olmasalar, emperyalistler başarılı olmayacağı gibi asırlarca bölgede kalamazlar da. Emperyalistler ile Müslüman devletlerin ilkesiz, insanlık dışı politikaları, zamanın şartlarına göre sürekli değişerek devam ederken, halklar cahil, kültürsüz bırakıldıklarından bu gerçekleri hiçbir zaman göremediler. Dünya tarihini biraz olsun anlayarak okuyan her birey, şu gerçekliği net olarak görecektir.

Bölgelerde ve kıtalarda kayda değer değişim, dönüşüm ve devrimler, genelde dünya çapında yaşanan krizler sonucunda gerçekleşmiştir. Bunlardan I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı en büyük tarihsel örneklerdir. Emperyalistler çıkarları için 1923’te Lozan Antlaşma’sıyla Orta Doğu’da 22 Arap Aşiretine devlet olma şansını tanıdılar. Aynı şekilde Osmanlı’nın döküntüsü Turancı ve İslamcılara, cumhuriyet adında devlet hediye etmeleri. Emperyalistlerin bu plan ve politikaları 1940’lı yıllara kadar etkisini sürdürürken, her yerde dizginlenemez bir hal almıştı. Başta Alman Nazizmi olmak üzere, bağımsız hareket eden emperyalist yayılmacılar, bu defa birbirlerine saldırmaya başladılar. II. Dünya Savaşı’nda Sovyetler Birliği’nin, Doğu Avrupa’nın tamamını kontrolüne alıp zaferle çıkması, emperyalistlerin bölgeyle ilgili tüm plan, program ve politikalarını işlemez duruma getirdi. Bunun sonucunda panikleyen Amerika ve Avrupalı emperyalistler, bölgeyi yeniden kendi kontrollerinde istedikleri gibi kullanmak için, yaklaşık 1990’lardan itibaren Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adıyla, yeni emperyal oyunu icat ettiler.

Her zaman ki gibi Müslüman devletler bağnaz, ırkçı, radikal İslami gerilikleriyle, emperyalistlerin her türlü oyunlarına balıklama atladılar. Ve o günden bu zamana kadar Müslüman devletlerin hepsi, emperyalistlerin uşağı ve karakolu olmakta adeta birbirleriyle yarış içerisindeler. Müslümanlar, her zaman emperyalistlerle iç içe, al gülüm ver gülüm yaparken, Müslümanların %95’i sözde emperyalist devletlere karşıtlıklarını, en büyük şeytan Amerika, Gavur Batı gibi aşağılayıcı propagandalarla, ne kadar düşük zekâyla yaşadıklarını anlayamayacak kadar geridirler.

Günümüzdeyse emperyalistler, BOP adıyla ortaya koydukları plan ve projelerini hayal ettikleri gibi tam anlamıyla hiçbir yerde gerçekleşmediler. Bunun en önemli nedeni Rusya, Çin ve Kuzey Kore gibi ülkelerin, modern silah teknolojisine sahip olmaları, emperyalistleri çoğu bölgelerde frenlemesidir. Bilindiği üzere Amerika ve NATO güçleri, 2001 yılında Afganistan’a girdikleri halde planlarını tutturamayıp, 31 Ağustos 2021’de buradan tamamen askerlerini çekmiştir. Fakat hesapları henüz bitmiş değil. Amerika ve perde arkasındaki Avrupa, yeni planlarla bölgede at oynatmanın ilk sinyalini, Türkiye ve Taliban’la ortak hareket edecekleri mesajlarından anlıyoruz. Daha somut kaynaksa, sözde Taliban’a muhalif Afganlıların, İran burunlarının dibinde olduğu halde, İran’a sığınmak yerine direkt Türkiye’ye gelmeleri Amerika, Türkiye ve Taliban’ın gizli anlaşmalarının bir sonucudur. Peki bu anlaşmanın yeni versiyonu nedir, hangi noktada nasıl bir seyir izleyecek?

Müslümanların, emperyalistlere karşı gösterdikleri tepkilerse her zaman bir tiyatro parodisinden ibarettir. I.ve II. Dünya Savaşları sonrasında emperyalistlerin, bölge Şeyh ve Ağalarını desteklemeleriyle ulus devlet olurlarken, bu şansı kendilerine tanıyanların bir gün her şeyi ellerinden geri alacağını akıl edemeyecek kadar geri ve ilkesizler. Emperyalistler 1990’lardan itibaren, “Arap Baharı, Demokrasi” yalanıyla, Körfez Savaşı’nı çıkarıp, bölge ülkelerini bombalayarak birer devletçiğe dönüştürmeyi sürdürüyorlar. Kapitalistler ve uşakları politik oyunlarını organize ederlerken, en sadık Müslüman Taliban, El KAİDE, İŞİD, DEAŞ, EL NUSRA, Arabistan, Türkiye gibi ülkeleri istedikleri gibi kullanıp Irak, Suriye, Libya vb. devletlerde, kan ve gözyaşının oluklar gibi akmasını devam ettirmekteler.

Emperyalistler; Suriye ve Irak’ta olduğu gibi Rusya ve Çin ile kısmi şekilde anlaşırlarsa ki anlaşacaklar. BOP’un içeriğine uygun olmasa da ona yakın şekilde, Türkiye ve Taliban ve diğer İslamcı güruhları kullanarak, önce İran’ı karıştırıp bombalayacaklar. Daha sonra Arabistan ve Türkiye’ye sıra gelecek. Arabistan tarihi boyunca, emperyalistlere hiçbir zaman sorun çıkarmayan en kişiliksiz ülkedir. Esas sorun Türkiye’dir. Türkiye gerek kültür ve halk yapısıyla gerekse Kürt Ulusal Özgürlük Hareketinin bölgede askeri ve siyasal güç olması, emperyalistleri ciddi ciddi zorluyor. Bu konumuyla Türkiye, İran’dan daha zor gibi görünüyor.

Türkiye ile ilgili daha önemli bir ayrıntı, genel kültürel açıdan Avrupa ve İslam kültürünün birbirine geçtiği sahte laiklik, sahte demokrasi ve sahte İslami karaktere sahip bir ülkedir. Her yönüyle yoz ve boğulmuş durumdaki Türkiye, ya kendi içerisinde veya emperyalistlerin müdahalesiyle bir kaosu mutlaka yaşayacak. Türkiye’deki egemen güçler bu gerçekleri görmezden gelip, kendilerini darı ambarında gören tavuk misali siyaset yürütmeleri, daha tehlikeli bir geleceğin işaretlerini veriyor. Bu anlayış kendi içindeki kaos, karmaşa ve çatışmalardan kurtulmadan, Afganistan gibi bölgelere burnunu sokması, aptal politikası ve ilkesizliktir. Türkiye, Taliban üzerinden yürütülecek yeni emperyal maşa konumunun üzerini kapatmak için şovenist palavralara sarılmıştır. Örneğin Avusturalya, Almanya ve Kanada gibi ülkelerden aldığı askeri silahları montajlayarak, en büyük icat ve bölge gücü oldukları yalanını, televizyon programlarında reklam ederek, dünyanın en utanılacak devlet politikasını ortaya koymuşlardır. Türkiyeli her insan, emperyalistlerin maşası olan Türkiye’nin bu mizansenlerine aldanmamalıdır.

Cemal Zöngür

İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?