TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN RESMİ MAFYA, ÇETE TARİHÇESİ

Kutsalını, liderini, devletini sorgulamadan, devletin verdiği eğitimle düşünerek yaşayan her toplum, birey cahil ve kültürsüzdür. Bu da hiçbir kanun, nizam tanımayan siyasetçi, asker, polis, mafya ve paramiliter çetelerle ülkeyi yönetmek demektir.

 Türkiye’de istisnaların dışında, hangi siyasetçi, devlet görevlisi iş başına gelmişse Allah, din, devlet, millet adına resmi, gayri resmi, yaptıkları ahlaksızlıklar Afrika ülkelerinde dahi görülmez. Bu olaylardan mahkemeye verilenler %3’ü bile bulmuyor. Çoğu da beraat veya hafif cezalarla sonuçlandırılmıştır. Devletin bu kadar kirli oluşunun temeli, Osmanlı’nın Yeniçeri Ocağı Çete kültürüne dayanıyor. Cumhuriyet yönetimi bazı şekilciliğin dışında, Osmanlı zihniyetini bir milim aşmış değil.

Osmanlı (Devleti Aliyye) İslam Şeriat kurallarına dayanan gerici bir imparatorluktu. Bunu hem içte hem de dışta emperyalist yayılmacı şekilde yaşatmak için, en ufak ahlaki değeri bulunmayan Yeniçeri Ocağı çeteleriyle yönetiyordu. Yeniçeri Ocağı’nı Osmanlı 1360 yılında oluşturmuştur. Osmanlı ve İslam’ın kültürel temeli, bilindiği gibi İslam adına yapılan her şey helal ve mubahtır. İşte Orta Çağı’nda gerisinde olan bu çete yaşam anlayışını, sorgusuz sualsiz verilen her emiri yerine getirenler, kapı kulu denilen Yeniçeri askerleridir. Bunların çoğu Gayri Müslüm ailelerin 8 ve 18 yaşlarındaki çocukları, ailelerinden koparılarak İlmiye Mekteplerinde soysuzlaştırıldıktan sonra, Seyfiye Ocağı’nda savaşa sürülenlerdir.

Padişaha ve İslam’a sorgusuz tapınmaktan başka hiçbir kültüre sahip olmayan kimliksiz, kişiliksiz bu sürü oluşum, Şeyhulislam ve de padişah adına hiçbir kanun, kural tanımayan katil cellatlardan ibaretti. Tarihsel örneklerse, III. Selim’in akıbeti büyük öneme sahiptir. Yine II. Mahmut tahta otururken, III. Selim’in yaşadıklarından ders çıkarıp, 1828’da Yeniçeri Ocağı’nı zar zor ortadan kaldıran Osmanlı Padişahlarından birisidir. Ancak bu yapı maddi ve askeri olarak yeterli şekilde palazlanmış olduğundan, tamamen yok edilememiştir. Veya farklı adla faaliyetlerini sürdürmüştür.

Yeniçeri Çeteleri, 1876’dan itibaren İttihat Terakki Cemiyeti (İTC) adıyla yeniden resmiyet kazanır. Kurucu ve öncüleri Talat, Enver, Rauf, Mustafa Kemal, Karabekir gibi binlercesi. 1909’da Devleti Aliyye’ye darbe yapıp iktidara geldikten sonra Ermeni, Süryani, Rum, Alevi vb. halklara soykırım yapan resmi, gayri resmi devlet gücüydü. 1918’de Osmanlı dağılıp yok olmasına rağmen, bu çetecilik Mustafa Kemal tarafından Teşkilatı Mahsusa adıyla yaşatılmıştır. Ve Cumhuriyetle birlikte çete olaylarının resmi kronolojisi şöyledir.

1-1919 Kurtuluş Savaşı hikâyesinde Çerkez Ethem’i kahraman nidalarıyla, Yunanlıların üstüne gönderen Mustafa Kemal ve Amerikalı işbirlikçileri, şu oyunu oynamışlardır. Çerkez Ethem’in düşünce yapısı ve kahramanlığının kendilerine engel teşkil edeceği korkusuyla, Çerkez Ethem’in ordusunu dağıtıp, Çerkez Ethem’i Yunanlılara sığınmak zorunda bırakılması.

2-1921’de Mustafa Suphileri ülkeye davet eden Mustafa Kemal ve işbirlikçileri, Topal Osman gibi soysuz çetelerine, komünistler yurda girer girmez on beş yoldaşıyla birlikte imha ettirilmesi.

3-Kılıç Ali, Ayıcı Arif ve daha adı sanı duyulmayan devşirme soysuz çetelerin, yaptıkları olayların sayısını saymakla bitiremiyoruz.

4-Şehit Kubilay olarak sahip çıkılan Öğretmen Asteğmenin öldürülme olayı. Olayın azmettiricisi Mustafa Kemal ve ekibidir. Görevlendirdiği Teşkilatı Mahsusa elamanlarınca, bölgede kendisine itaat etmeyen Şeriatçı vb. oluşumları iyice deşifre edip, daha fazla büyümeden yok edip hizaya getirmekti tek amaç. Bu olayda 21 kişi idam edilir.

5-1920, 1922, 1925, 1927 tarihlerinde Koçgiri, Erzincan, Diyarbakır ve Ağrı’da yapılan katliamlar.

6-Aralık 1935 Meclis kararıyla General Abdullah Alpdoğan olağan üst vali yetkisiyle Elazığ, Sivas, Erzincan, Dersim, Malatya, Ağrı, Erzurum, Kars, Diyarbakır illerinde özel görevlendirilmiştir. Ve 1938’de bölgede farklı din ve etnik yapıdan insan bırakılmaması.

7-1950- 55 yıllarında yine Ermeni, Rum, Süryani vb. gayri Müslim halkların, yaşadıkları şehir ve kasabalarda, bu defa adı Seferberlik Tetkik Kurulu olan, Teşkilatı Mahsusa çetelerce katletme, korkutma, İslamlaştırma ve göç ettirme olayları.

8-Aynı yapı kendi içinden çıkardığı Adnan Menderes ve arkadaşlarını 1961’de idam etmesi.

9-1972 Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı. Aynı yıl içerisinde Mahir Çayan ve arkadaşlarının Kızıldere’de öldürülmeleri.

10-Amerika, İngiltere gibi emperyalistlerle her türlü iş birliği içerisinde olan Türkiye Cumhuriyeti, 1970’lerden 1980’e kadar sağ- sol, dinci-laik çatışmalarını bilinçli teşvik etmiştir. Böylece halkı canından bezdirerek 1980 faşist Askeri darbeye zemin hazırlayıp amacına ulaşmıştır.

11-1990’dan günümüze kadar MİT elamanlarının özellikle Kürt ve Alevi bölgelerinde faili meçhul (Faili Belli) köy basma, adam kaçırma ve katletme olayları vs.

Osmanlı döneminde adı Yeniçeri Ocağı, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Teşkilatı Mahsusa, 1945’lerde Seferberlik Tetkik Kurulu, en son Özel Harp Dairesi (CIA bağlı, Derin Devlet) adıyla faaliyetlerini sürdüren resmi yapılardır. Bunlar sivil siyasi, bürokrat, asker, polis ve sıradan kişiler olmak üzere deşifre olanları şunlardır.

Siyasiler; Tansu Çiller, Cavit Çağlar, Mehmet Ağar, Abdul Kadir Aksu, Sedat Bucak Oktay Vural, Deniz Baykal, Önder Sav gibi daha adlarını sayamayacağımız on binlerce resmi, sivil mafya elamanlarıdır.

General, Astsubay ve Uzman Çavuş’ kadar olanların isimleriyse; Korkut Eken, Veli Küçük, Mehmet Alan vb. Polis ve Mit teşkilatından; Hüseyin Kocadağ, Hüseyin Baybaşin, Hanifi Avcı, Mehmet Eymur, Cevat Öneş, Mahir Kaynak, Ayhan Çarkın gibi daha binlercesi.

Sivil olup mafya ve derin devletin özel yetki ve gücüyle desteklediği kişiler; Mahmut Yıldırım, (Yeşil) Abdullah Çatlı, Alaeddin Çakıcı, Haluk Kırcı, Ömer Lütfü Topal, Kürt İdris, Sedat Peker, Direj Ali vb.

İsimleri burada yer almayanlarda dahil hepsi adam kaçırmak, evrakta sahtecilik, yasadışı göçmen taşımak, eroin, esrar satmak sattırmak. İstemedikleri kişi ve ailelere saldırı, işkence, kadın tacizi, tecavüz ve ticareti gibi akıl almayacak yüz binlerce olay. Böyle bir gerçekliğe rağmen, Türkiye ceza evlerinde en yüksek sayıyı oluşturan ve en ağır cezaları alanların siyasi tutuklular olması, Cumhuriyetin çete devlet olduğunun en sağlam kanıtıdır. Sanki AKP’den önceki her şey çok güzeldi, AKP iş başına gelince devlet çeteleşti mantığına sığınanlar, çeteciliğin en büyük destekçisi olduklarını herkes bilmelidir.

NOT: Burada özetlenen olaylarda dahil Vatan, Din, Millet adına, resmiyet kullanılarak yapılıp kamuoyuna yansımayanlara, 17 yıl boyunca iki ayrı devlet kurumunda çalıştığım dönemlerde şahit oldum. Gücüm oranında karşı koyan ve sürekli tehdit edildiğim için, Avrupa’ya çıkmak zorunda kalan bir arkadaşınız olarak yazıyorum bütün bunları.

Cemal Zöngür

İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?