TABİAT ANA!

Başlangıçta, kar buz ve yağmur (Sıcaklığı ve Soğuğu) ile kayayı öğüterek toprak yapan ve bu toprağı ilk önce, yosunla örten, zamanla bitki, ağaç, hayvan türlerini (İnsanda dahil) çeşitlendirerek sayısız renklerle donatan Tabiat Anadır. Doğuran, besleyerek büyüten, devamlı yaşayan, gelişen geliştiren ve yaşatan, gerçek sistem “Kutsal Anadan” başkası değil. Doğa kendini geliştirme ve zenginleştirme gücüne sahiptir kirletilmediği, ihanet, tahrip edilmediği müddetçe. Tabiat, varlığımızın teminatıdır, tabiatın korunup gelişmesi için gerekli yol yordam kuralları bilinmesi gerekmektedir.

Bitkisiz toprak, erozyona davet çıkarır ve üretme, gelişme görevini kaybeder. Bitki topraksız, toprak bitkisiz olmaz. Toprağın üstü, toprağın altındaki kömürden, madenden ve gazdan daha zengin daha kıymetlidir. Devamlı üretkenliği ile maden ve gazlar sonsuz olmadıkları gibi, doğayı zehirletmekte. Doğanın gelişimini önleyip, türlerin kaybına sebep olurken, yaşama son verdikleri için, zamanla topraktan gelen, bu madenler kirletilmeden toprağa dönüştürülmeli.

En bariz örnek, döllenmeyi yapan üç yüze yakın arı türleri, kelebekler, yusufçuklar, örümcekler, şerbetçi otu, kırk ayak, balık, yosun, yarasalar, mantarlar, kuşlar, karıncalar, yılanlar, kurbağalar, lav, çok çeşitli solucanlar ve mikroplar, süper güçlere sahiptirler. (Toprağı havalandırmakta ve gübrelemekte-verimliliği sağlamaktadırlar) Sincap`ın ceviz ekmesi, kış yiyeceği için cevizi toprağa gömerken, her gömdüğünde yerini bulamaz. Bunun gibi çeşitli hayvan ve kuşların, rüzgârın tabiata serptiği tohumlar, bazı bitki, hayvan türleri için besin, yuva görevi görür. Bazı ölü ağaçların varlığı da aynı göreve sahiptir. Tabiatın gelişmesinde bu sayılanlar, insan da dahil canlı cansız daha binlercesi, doğanın üretimi için aynı değerde olup, biyolojik çeşitlilik açısından gereklidir. Doğanın zenginliği, çeşitliliği ve renkliliği, bu hayvanlar için bir davettir, yaşam alanı yaratmaktadır.

Denge için tüm varlıkların bir arada, birbirinden alarak-vererek dayanışmak için, çeşitlilik, türsel çoğunluk ve zenginlik gerekmektedir. Zengin bir DOĞA sağlıklı yaşam için şart olduğuna göre, araştırmalar doğaya yakınlığın bizi sağlıklı kıldığını ve birçok hastalıktan koruduğunu gösteren deney ve araştırmalarla mevcuttur. Büyüyen şehirler; yeşil alanları, (Çayır-Çimen) sulak yerleri, farklı bitki örtüsüne sahip ormanları tehdit ederek, tek bitkili kıraç alanlar yaratılmakta. Böylece biyolojik bitki, hayvan çeşitliliği azalmaktadır. Şehirlerdeki mevcut çim alanları, robotlar ile devamlı tıraş edilip, tekrar yeşermesi için suni gübre ve kimyasal ilaçlar kullanılması, ayrıca kirliliğe sebep olurken, akan sular ile su kaynakları ve denizleri kirletmektedir.

Halbuki robotlar yerine bir hayvan, hem sahanın otunu biçer (Yer) hem de gübreleyerek yeşillendirir alanı. Köylü sadece buğday yetiştirmez, buğday kadar hayvanları için ot yetiştirmek, bahçecilik, meyvecilik vs. buğdaydan belki daha önemlidir. Burada yetişen her tür büyüyüp gelişirken, çiçek açıp olgunlaşmasıyla, döllendirmeyi sağlayıp böceklere yem de olur. Gerçekleşen her doğal olay doğanın çeşitliliğini ve renkliliğini sağlar. Tehlike altındaki biyolojik çeşitlilik gıda, yakıt, sağlık sorunlarına ve erozyona davettir!

Günün modern orman sistemi: Mesela Batı ülkeleri, hurma yağı (Palm Oil) ihtiyacını karşılamak, Japonya ve Çin`de kereste ihtiyacını sağlamak için Malezya, Endenozya ve Doğu Asya Ormanlarını yakmakta. Yerine hurma ve kereste ağacı (Tek Tip Ağaç) dikilmekte. Örneğin: Endenozya, Malezya vs. Ormanları yakılırken, bu ormanlarda yaşayan yer altı ve yer üstü tüm varlıklar beraber yakılmakta. Yakılan yüz binlerce km. karelik alanlardan çıkan dumanlar neredeyse, Hindistan’a kadar ulaşmaktadır. Batı Amerika’daki orman yangınlarının dumanları ise Avrupa Kıtasına ulaşmaktadır. Bugün ağaç kesen makinalar, ağaç ile birlikte çiçek, ot, yosun, lavar, kuş vb. türlü hayvanların yuvalarını yıkmakla birlikte, toprağın üst katmanlarındaki solucanları (Toprağı geliştiren, zenginleştiren, havalandıran) ezip öldürmekte. Ziraat sektöründe kullanılan ekim makinelerinin çıkardığı gazların tabiata etkisi de göz ardı edilmemeli.

Tıraşlanan çok çeşitli, zengin ağaç bitki ve hayvan türleri yerine, sadece tek çeşitli hurma, çam veya ladin gibi (Mono Kültür) ekilmektedir. Tek kültürlü ağaç büyümesi koza-verim vermesi uzun yıllar aldığı için, ölü ağacın yokluğu, hayvanlara barınak ve gıda bakımından uygun bir ortam değildir. Bu modern ormancılık, ormandaki sayısız hayvan ve bitki türünü tehdit ediyor. Böylece Güney Amerika’da, yakılan ormanların başlıca sebebi, hayvancılık (Et ve Soya) insan uygarlığının yayılmasıyla, milyonlarca hektar ormanın yok olmasını gerçekleştirdi.

Orman, toprağı yakıcı sıcak ve soğuktan koruyan bir kürktür. Orman, toprak üstünde olduğu kadar ürettikleriyle yer altında da kendi yaşamını devam ettirmekte. Ağaç; köklerinin toprak altındaki damaları vasıtasıyla, yukarı katmanlardaki canlılara su ve gıda maddesi taşır. Bu üst gelişimi sağlayan ağaçlar, canlıların ihtiyacına cevap verirken bir çeşit değiş, tokuş dayanışması veya paylaşımdır. Ormanın derinliklerindeki sayısız canlı varlıklardan incecik mantarlar, bakteriler vs. toprağın üstündeki büyük memeli hayvanlardan kuşlar, ağaçlarla iletişim ve etkileşim içinde olup, değişen, gelişen canlı ortam-çeşitlilik-zenginlik yaratmaktadır. Ağaçlar türlerine göre kendisine has bitki ve hayvan türlerin var olup yaşamasını sağlar. Bu türler arasında her zaman bir al ver mevcuttur. Ormanın yeşil gücü Klorofil ile güneş enerjisinden, Karbonu bağlarken, havayı temizleyip oksijeni sağlar ve sağlık kaynağı-koruyucu olduğu gibi, gıda, yakıt, yapı malzemesi ihtiyaçlarına da cevap verir. Tabiatın işleyişi varlığı ve bu varlık bilgisi, yaşamımızın temel şartıdır. Ekim biçim, tabiatın işleyiş kanunlarını taklit ederek yapılması gerekmektedir. Çeşitlilik sadece sayısal varlık değil, aynı zamanda her çeşidin çoğalmasıyla sonsuz zenginliktir. Dünya çapında hızlı bir şekilde talan edilen ormanların azalıp yok olması neticesinde binlerce, milyonlarca bitki ve hayvan türünün kaybolmasına ve tabiatın kirlenmesine (Karbon`a) sebep olmaktadır.

Tabiatta değişimin hızı yavaş ve temkinlidir. Ta ki insanlar toprak ve dağlar altındaki ölmüş canlı, bitki artıkları olan kömür ve gazları hızlı bir tempoyla endüstrileştirmesi, zehirli ilaçların hava ve suda kirliliğin çoğalmasını hızlandırdı. Ve bu kirlilik, güneş ışınlarının denizlerdeki canlılara ulaşmasını önlemektedir! Ekim, biçim ve tabiatın zenginliğini kullanmada, tabiatın kanunlarına uymadığımız sürece artan sıcaklar, volkanlar, kuraklıklar, fırtınalar su baskınları, hava kirliliği toprak, deniz kirliliğine sebep olurken, su seviyesinin yükselmesiyle doğal afetlerden kurtulmak mümkün değildir.

Mehmet Taş

Köşe Yazıları
İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?