SON SİYASİ SÜREÇ DÜNYA TÜRKİYE VE ALEVİLER

SON SİYASİ SÜREÇ DÜNYA TÜRKİYE VE ALEVİLER

Özellikle reel Sosyalizmin çöküşüyle birlikte, Emperyalist/Kapitalist sistemin azgınlaşması ve daha da pervasızca saldırıları küresel boyut kazanmakla birlikte, kendi sonunu hızlandıracak gelişmelere de sahne olmaktadır. Yeni dönemde top yekun mücadeleyi ve toplumsal gelişimin sorunlarını değerlendirirken geçmişi iki açıdan ele almakta yarar var.
Son dönem küresel boyutta sınıfsal gelişmeler;Reel sosyalizmin uygulama eksikleri anlamında çok öğretici olmuştur. Örneğin, ulusal, dinsel ve etnik aidiyetlerin Sosyalist sistemde çözüleceğine olan inancımız tam olmasına rağmen, reel sosyalizmin çöküşüyle birlikte, Bosna, Afganistan, Çeçenistan, abhazya ve dğer tüm Sovyet bağlantılı ülkelerde birden bire ulusal ve dinsel çatışmalar başlamış, katliamların önü alınamamış, halklar birbirini kırmaya başlamış, El-Kaide, Taliban gibi dinci fanatik hareketler hız kazanmıştır. Yetmiş yıllık sosyalist sistemin politik-ideolojik ve kültürel bir kalıntısı dahi gözlenmemiştir. Halkların birbirine kırdırılma süreci yeniden hortlatılmıştır. Bu durum bize şunu öğretmiştir ki, sosyal toplumları, kültürel, inançsal ve ulusal kimliklerinden kopararak ya da bu aidiyetlerini yok sayarak herhangi bir sürece veya devrim mücadelesine katmaya çalışmak nafile bir çabadır.
Kültürlerin değişimi evrimsel bir süreç gerektirir. Devrimler ancak bu değişim sürecini hızlandırabilir. Aidiyetler ve kültürler, birden bire “bugün var yarın yok” biçiminde değiştirilemezler.

Buradan hareketle,
Özellikle Kızılbaş/Alevi yaşam biçimi ve kültürel/inançsal yapısını devrime endexlemek veya havale etmek yanlıştır.
Türk İslam sentezinin Sünni versiyonu nu yeterli bulmayan sistem, şimdi de Türk İslam sentezinin Alevi versiyonunu dayatma sevdasındadır. Devrimciler olarak bu durumu görmezlikten gelemeyiz.
Küresel boyutu ile Marxizmin yeniden güncellenmesi ve yeniden yapılanma sürecinin daha tam olgunlaşmadığı günümüzde Kızılbaş/Aleviliği belirsizliğe terk etmenin olumsuz faturası yine biz devrimcilere çıkartılacaktır. Bunu görmek lazımdır. Biz devrimcilerin yapacağı en güzel şey; Kızılbaş/Alevileri kültürel ve inançsal özerklik mücadelelerinde desteklemektir. Onların toplumsal gelişim ve değişim sürecinde, sistemin ve gericiliğin yedeğine düşmemesi için çaba sarf etmektir.
Devrimciler olarak bu konuda Kızılbaş/Alevilere bir özür borcumuz olduğunu da göz ardı etmemeliyiz. Çünkü; devrimci dalganın ülkemizde yayılması halk tabanı anlamında ilk önce alevi toplumunda kabul görmüştür. Kürt özgürlük mücadelesinde Kızılbaş/Alevilerin azımsanmayacak bir katkısı bulunmaktadır. Buna rağmen ilk işimiz Aleviliği ve Dedeleri “Ateist” mantık varsayımı ile reddetmek ve dışlamak olmuştur. Aynı yaklaşımı Camilerde uygulamak hiçbir zaman mümkün olmadı.
Yeni dönemde Kürtlerden sonra, en aktif halk kitlesini oluşturan Kızılbaş/Alevi taban, meclise gözünü dikmiş birçok çıkar sevdalılarının iştahını kabartmış görünmektedir. Alevilerin eşit yurttaşlık hak ve taleplerini geliştirmekten çok, Faşist 12 Eylül yasalarını 30 yıldır kaldırmayı bile gündemine almayan mecliste köşe kapma sevdasında olanlar, bu toplumu sıçrama tahtası olarak kullanma gayretine girmişlerdir. İbretle izliyoruz.
Bu anlamda Kızılbaş/Alevilerin, Devrimcilerin desteğine zaruri ihtiyaçları vardır.
– EN-EL HAK! DİYEN HALLACI MANSUR AŞKINA!
-BANAZ DA PİR SULTAN AŞKINA!
-İDAM SEHPALARINDA ÖZGÜRLÜĞÜ HAYKIRAN YĞİTLER AŞKINA!
– ZULMÜN SARAYLARINI BEDENİYLE ATEŞLEYEN MAZLUMLAR AŞKINA!
-SEVGİYLE VE MUHABBETLE!

Süleyman DEPREM

Köşe Yazıları
İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?