NEDEN AGORA FORUMU?

NEDEN AGORA FORUMU?

Reel sosyalizmin çöküşüyle birlikte, ABD “Alternatifsizliğin” yarattığı pervasızlıkla bütün dünyaya meydan okumaktadır.
Yer altı ve yerüstü kaynaklar talan edilmekte, Ekolojik denge bozularak, dünyada tüm yaşam (İnsan-Hayvan-Bitki) geri dönülmez bir yokoluşa sürüklenmektedir.
ABD tek tek ülkelerin siyasi iktidarlarını; Satın alarak-Tehdit ederek-Saldırarak kendisine bağlı ve bağımlı birer kukla haline getirmek istemektedir. Emperyalist ABD yayılmacılığını insanlıkdışı yöntemlerle dayatırken, dünya çapında alternatif bir “müdahale veya mücadele cephesi” mevcut değildir. Ayrı ayrı ülkeler bazında demokratik ve Hümanist taleplerle yapılan gurupsal ya da kitlesel çıkış veya başkaldırılar iktidar tarafından zor ve şiddetle bastırılmaktadır.
Ortak demokratik zeminde buluşmakta zorlanan, ayrı ayrı siyasi organizasyonlar, bu çıkışsızlığın sebebini, küresel sömürü sisteminde ve bağımlı iktidarlarda araması gerekirken, sorumluluğu diğer yandaş örgütlenmelere yıkarak ortak mücadele zemininin oluşmasını engellemektedir. Bu durum iktidarların ekmeğine yağ sürmektedir. Bu ve bu gibi sebeplerle, siyasi partilerin çoğu kapatılmış çoğu işlevsizleştirilmiş ülke adeta partiler çöplüğü ve mezarlığına dönüştürülmüştür.
1960 lardan bu yana her on yılda bir darbelerle geriletilen Türkiye demokresisi günümüzde tamamen yokolma düzeyine getirilmiş, toplum yozlaştırılmıştır. Güdümlü
medyanın desteği ile toplum topyekün kişiliksizleştirilme sürecine sokulmuştur. Bu yozlaşma süreci, her şeyden rant elde etmeye çalışan bireylerin çoğalmasını sağlamıştır.
Bu rantcı’lar siyasi partilerin yönetimlerini de değişik yöntemlerle etkileri altına almaya çalışarak, siyasi yozlaşmayı hızlandırmış ve partiler arasındaki ideolojik-politik-siyasi farklılıkları görünmez kılmıştır. Öyle ki bir partinin kadrosu yada seçilmiş milletvekili
Rahatlıkla, önemli bir siyasi neden göstermeden başka bir siyasi partiye intikal edebilmektedir. Hatta bazıları birkaç parti arasında adeta gezinti yapmaktadır.
Tüm bu ve benzeri olumsuzluklardan dolayı,günümüz Türkiye’ sinde 30-40 yıllık
Demokrasi mücadelesi sürecinden geçen; devrimci kültür ve eğitim’le yetişen sayısız insanımız , mevcut siyasi parti ve organizasyonların dışında atıl vaziyette ama siyasi ve kültürel değerlerini koruyarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Bu insanlar siyasi ve kültürel birikimlerini, rant ve rantcı’lara bulaşmadan gelecek nesile aktarmanın yollarını aramaktadırlar.
Bir başka ve önemli gerçek şudur ki; bütün örgütlenmeler (Dini-Siyasi-Ekonomik-
Kültürel) İnsanlık adına yapılırken, insanlığın temel ögesi olan “ BİREY” günümüzde hiçe sayılmaktadır. Birey’ in özgür ve özgün iradesi yok sayılmaktadır.
Din ve Mezhepler Bireyi , Mürit , dini örgütün neferi veya Fedayi!si olmanın ötesinde yok saymış. Tek başına bir değer olmaktan çıkarmıştır.
Siyasi partiler; Birey’i Üye-Eleman-Hizmetli olmanın ötesine taşımamış, partinin “Yüce ideoloji”sinin fedayi’ si olarak görmüştür. Kısaca günümüze kadar tüm kurumlar BİREY’lerin çabasıyla oluşmuş fakat birey’e ve Bireylerin oluşturduğu topluma gerekli ve yeterli hizmet sunulmamıştır.
Devlet ve benzeri kurumlar Birey ve topluma hizmet için varolması gerekirken günümüzde tam tersi uygulanmakta ve hatta devlet kavramı kutsallaştırılarak topluma bir yaptırım gücü olarak dayatılmaktadır.
Yeni dönem artık BİREY’in kendisini-içinde yaşadığı dünyayı(hatta evreni)-ekonomik ve siyasi sistemleri sorgulama dönemidir. Birey artık , özgür iradesini hiçbir kuruma “Teslim” etmeden, Ekolojik ve Demokratik, paylaşım esasına dayalı ortak toplumsal bir zeminde özgürce yaşamak istemektedir. Tüm bunlardan dolayı.

SEVGİYLE

Süleyman DEPREM

Köşe Yazıları
İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?