CENAZE VE SİYASET

CENAZE VE SİYASET

Bu konuyu diğer birçok konu ile örneklendirerek, ( Dini,Siyasi,Ulusal, Kültürel) kavramlarımızın egemen sınıf, Devlet ve resmi ideoloji tarafından nasıl iğdiş edildiğini biraz daha irdelemekte yarar görüyorum.
Sistem karşısında sağlam duruşun göstergesi, bu kavramları nasıl ve ne ölçüde sahiplendiğimize bağlıdır. Sosyalistim yada Ateistim demekle olunmuyor. Bu noktadan baktığımız zaman üzücü bir tablo ile karşılaşmaktayız.
Türkiye devrimci sürecini 1920’ lerden bu yana irdelediğimizde komünist yada Sosyalist parti üyeleri olsun Ateistler olsun kaç tanesinin (ölenlerden) cenaze töreni, o kişinin kendi inancına veya anlayışına göre yapıldı? Hafızamda İmran ÖKTEM, Aziz NESİN dışında kimseyi hatırlamıyorum. Varsa da fazla olduğunu sanmıyorum. Bu sorunun çözümünü nerede aramalıyız? Şimdiye kadar, bu konuda nitelikli kitlesel bir tavır sergilenmedi. Senin tabirinle ömründe cami önünden bile geçmeyen kızıl komünist, ölünce cenazesi camiye taşınmaktadır. Ölenin zaten müdahale şansı kalmamıştır. Burada görev geride kalan komünist ve ateistlere düşmektedir. Üzücüdür. üzücü olduğu kadar da gülünçtür ki; geride kalan komünist ve ateistlerimiz de “cemaat”e uyarak cenazede saf bile tutmaktadırlar.
Alevi’ lerde durum yukarıdakinden pek farklı sayılmaz. İslam’la hiçbir bağı ve benzerliği bulunmadığı halde Alevilik, islami ilkeler dayatılarak asimile edilmeye(asırlardır) çalışılmaktadır. cem evlerinde, son yıllarda her ne kadar Alevilerin cenaze törenleri yapılıyor ve bu durum her ne kadar “ileri bir gelişme” olarak görünüyorsa da işin aslı pek öyle görünmüyor. Alevi cenazeleri cem evinde bile İslam i kurallara göre kaldırılmaktadır. Cem evlerinin şu anki duruşu tamamen sistem dahilinde pastadan pay kapmaya yönelik ve Aleviliği, islamın ve sistemin kuyruğuna takma gayretindeki(İzzetin Doğan gibi) lerin etkisindedir.
Bugün(15-16 Ağustos 2005) kutlanan 42.nci ulusal ve 16.cı uluslarası Hacı Bektaş-ı Veli kültür festivali ne yazık ve acıdır ki; AKP li Kültür bakanı denetiminde Yaşar OKUYAN, Mehmet AĞAR gibi “alevi sevenler” tarafından ve denetiminde yapılmaktadır. Peki biz nerdeyiz? Bu acı veren politik saldırıyı Aleviler,Sosyalitler, Komünistler ve Ateistler olarak nasıl geri püskürtebiliriz? Bu konu da hangi ilkelerde ayrışıyoruz? Yada neden dayanışma içerisinde değiliz?
Sistem kendisine düşen tüm sorumluluklarını,(zulüm,sömürü,asimilasyon,saldırı) kendi disiplini çerçevesinde eksiksiz uygulamaktadır. Peki biz Sosyalitler, Komünistler,Ateistler ne yapıyoruz? Neden birlikte değiliz? Hiç mi ortak ilkelerimiz yok? Asgari müştereklerimiz nelerdir? Neden hep ayrılık noktalarımızı ön plana çıkarıyoruz? Siyasi birlik olmasa bile güçbirliği temelinde neden bir araya gelip güçlü bir muhalefet cephesi oluşturamıyoruz? Kim yada hangi gurup bu konuda özveriden kaçınıyor? Neden bir tane İşveren Sendikaları Konfederasyonu’na karşılık, KESK,DİSK,HAK-İŞ,TÜRK-İŞ, MEMUR-SEN gibi bir sürü işçi veya memur sendikaları konfederasyonu mevcuttur. Yada neden Emek ve Özgürlük cephesinde iki el ve iki ayak parmaklarının toplamını aşan sayıdan da çok örgüt veya Parti mevcuttur? Bu lüksü, bu kadar (sınıfsal-Siyasal-ulusal ) eziyete rağmen ne zamana kadar yaşayacağız? Uzlaşabilecek hiç mi ortak ilkelerimiz yok?
EMEK CEPHESİ’nin ortak ilkelerinin yeniden tesbiti ve bu cephenin özveri doğrultusunda yeniden oluşturulması bakımından çok önemlidir.eski alışılmış sol mantıkla “ben yaptım oldu. Herkes bana uysun.” Tavrıyla değil,
karşılıklı saygı-sevgi ve yoldaşlık temelinde birliği inşa etmeliyiz.
Sevgilerimle!
SÜLEYMAN DEPREM

Köşe Yazıları
İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?