CEM EVLERİ


Cem evleri ülkemizde 12 eylül faşist darbe öncesi, Aleviler için zorunlu ihtiyaç duyulan mekanlar statüsünde değildi. Asırlardan bu yana, aleviler cemlerini yaşadıkları yerleşim yerlerindeki en geniş ve elverişli evlerde yaparlardı. 30-40 yıl öncesine kadar insanların yerleşim alanları şimdiki kadar kısıtlı değildi. Sistemin baskısıyla dağlık alanlara çekilen, Çoğunluğu tarım ve hayvancılıkla uğraşan aleviler günün şartlarının uygun olması ve dağ başlarının günümüzdeki gibi parsellenip satışa sunulmadığı bir ortamda geniş mekanlara sahipti. Bugünkü gibi cem yapmak için özel statüye sahip ve tescil edilmiş denetime açık mekanlara ihtiyaçları yoktu.
Ayrıca “Hıristiyanların kilisesi var. Musevilerin Havrası var. Müslümanların Camisi var. Sizin ibadetgahınız neresi?” diyenlere; “İBADETİN YERİ VE ZAMANI OLMAZ. BİZİM İBADETGAHIMIZ, İNSAN-I KAMİL’İN YÜREĞİDİR. RU-İ ZEMİN (tün yeryüzü) DİR.” Biçiminde olgun insanı yücelten cevaplar verilirdi.
12 Eylül darbesi ile emekçi halklar üzerinde baskıların artması, vahşi kapitalizmin pervasız saldırıları ile köylerin bile parsellenip satılması, orman sahalarının emlak sektörüne peşkeş çekilmesi, Kürt ulusal mücadelesini boğmak için köylerin boşaltılması, ormanların yakılması, ve insanların iç sürgünle metropol kentlerin varoşlarında çaresiz kendi başlarına korumasız ve yasal güvencesiz bırakılması ve bunun gibi diğer sebeplerle emekçiler, Kürtler özellikle aleviler darmadağın edilmiş, kimi Avrupa ya göç etmiş, kimi metropollerin kenar semtlerinde tüm engellere rağmen yapabildikleri, 100M2 yi dahi bulmayan gecekondularda yaşamaya mahkum edilmişlerdir. Bunlara ek olarak , Alevi köylerine zorla Cami yaptırılması, zorunlu din derslerinin Alevi çocuklarına dayatılması, sözde laik devletin, asimilasyon politikası Alevilerin kendilerini ve vergisini verip askerliğini yaptığı sistemi sorgulamaya yöneltmiştir. Ulusal kültürel ve ekonomik baskı altında yaşamlarını sürdürmeye çalışan aleviler sosyal ve kültürel onurlarını korumak ve kendi öz değerlerini yaşatmak konusunda büyük baskılara maruz bırakılmışlardır. Cemlerini ve sosyal dayanışmalarını ifa edebilecekleri mekan sorunu yaşayan Aleviler için cem evleri zorunlu bir ihtiyaç haline gelmiştir. Ayrıca İnsan hakları açısından bir haktır. Yeni süreçte sosyal dayanışma, Alevi kültürünün örgütlenmesi ve geliştirilmesi için bu insani ve demokratik hakkın kullanılması zorunludur.
Ancak; bu zorunlu hakları kullanırken Alevileri bölmek için kurulu tuzakları iyi görmek gerekir.
ALEVİLER ENTEGRASYONA KARŞI UYANIK OLMALI
Şimdiye kadar tüm sistemlerden bağımsız varlığını sürdüren Aleviler, şimdi cem evleri üzerinden sisteme entegre edilmeye çalışılmaktadır. Resmi ideoloji ve resmi mezhep sünni’liğin denetimine sokularak gericileştirme gayretleri iyi görülmek zorundadır. Daha şimdiden, Alevileri İslam içi—İslam dışı görüşler dolayısıyla bölme gayretleri, özellikle sistem tarafından kendi lehine kullanma gayretleri boşa çıkarılmalıdır. Bu konuda söz sahibi Alevilerdir. Bunu çözecek olanlarda aleviler olmalıdır.
CEM EVLERİ DİYANETE BAĞLANMAMALIDIR
Cem evlerine yasal statü verilerek diyanet başkanlığına bağlayıp devlet denetiminde işlevsizleştirilmeye karşı çıkılmalıdır. Tümüyle özerk bir kurum olmalıdır. Söz ve karar sahibi Alevilerin tayin ettiği kişiler olmalıdır. Ocak yetkilileri ve dedelerin tayin edeceği komisyonlar tarafından yönetilmelidir. Bu özerklik tüm inanç ve mezheplere uygulanmalı, diyanet başkanlığı kanalıyla değişik din,mezhep ve değişik inançlara karşı asimilasyona son verilmelidir.
ALEVİ DERNEKLERİ TEK ÇATI ALTINDA BULUŞTURULMALIDIR
Değişik yerlerde ve değişik adlarla kurulu bulunan Alevi dernekleri ortak çatı altında buluşturulmalı, ortak kurul tarafından Örneğin; Hace Bektaşı Veli, Pir Sultan adına ayrı birimler oluşturulacaksa bunlar ortak irade ile aynı yapı içerisinde birbirini tamamlayan kurumlar olmalıdır. Aleviliğin kurum ve kuralları, alevi bilim insanlarının katkılarıyla çağdaş yaşama uyumlu şekilde yeniden geliştirilmelidir. Asimilasyon sürecinde dayatılan yozlaştırma, hurafe ve bilim dışı katışımlardan arındırılmalıdır. Dayanışmayı ve paylaşımı esas alan “MUSAHİPLİK” ve bunun gibi kurumlara yeniden işlerlik kazandırılmalıdır. Yıllardır özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren kurum ve kuruluşlarla dayanışmasını ilkeli bir şekilde daha da geliştirilmelidir.
Cem evleri, çağdaş birer eğitim ve dayanışma kurumu haline getirilmelidir.
Süleyman DEPREM 17.07.2009


Köşe Yazıları
İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?