HAKİKAT ÂŞKI

HAKİKAT ÂŞKI

Değerli Hakk ve hakikat âşığı canlar; yazıma Hakk ve hakikat âşığı ve gönül dostu HÜDAİ’nin bir dörtlüğüyle başlıyorum! HÜDAİ, Yol taliplerine şöyle sesleniyor;

“Hakikat şehrine yolcu değilsen
Ne yolcuyu eğle ne Yol’u incit
Eğer çekmezsen Gül’ün nazını
Ne dikene dokun ne Gül’ü incit.” Hakikat şehrine yolcu olanlara aşk olsun.

Hakk Yol; insanın insanla ve insanın cümle varlıkla ilişkilenme biçimi rızalık ve ikrar anlayışına dayanan toplumcu bir çizgidir. Evet, Hakk Yol (Alevilik) hakikattir, rıza ve ikrar esasına dayanır, öğretisi bilim, sevgi ve aşktır. Hakk Yol’unu bu anlam dünyasıyla anlayabilir isek, günümüze, kendimize ve insanlığa küçükte olsa bir katkı sunabiliriz. Her şeyden önce de kendi hakikatimizle buluşmamız ve yüzleşmemiz gerekmektedir. Hakk ve hakikat âşığı Edip HARABİ, hakikati bizlere şu şekilde anlatıyor;

“Daha Allah ile cihan yok iken
Biz anı var edip ilan eyledik
Hakk’a hiçbir layık mekân yok iken
Hanemize aldık mihman eyledik.”

Alevilik: varoluş felsefesine dayalı, doğayı insanı, bilimi, sevgiyi, eşit paylaşımı, rıza şehri ilkesini ve özgürlüğü kendine rehber edinmiş, ezmeden, ezilmeden dünyada barış içinde, insanca mutlu ve huzur içinde yaşamayı kendisine YOL edinmiş, kadim bir inanç, felsefe, kültür ve yaşam öğretisidir. Alevilikte din, dil, ırk, cinsiyet, sen ben ayrımı yoktur, 72 millete (âleme) aynı nazarda bakar. Alevilik, kadim inanç, kültür ve yaşam felsefesiyle ve tüm uygulamalarıyla ikrar ve rızalık esaslıdır! Hakk ve hakikat âşığı DEVRANİ, HakkYol’un kadim bir inanç olduğunu aşağıdaki şiir’inde bizlere şu şekilde anlatıyor;

“Sorma ne hacet bizlere sofu
Ta evvel künyede ismimiz vardır
Dünya kurulmadan yüz bin yıl evvel
Şu yeşil kandilde cismimiz vardır.”

Oysaki semavi, dinlerin, tarihi üç bin yılı geçmemektedir. Hakikate yabancılaşan insan, yaşamın, doğanın, kâinatın akışkanlığına, enerjisine, aklına, kemâletine, doğruluğuna, zihnine, özgürlüğüne, sevdasına, aşkına dokunmayan, hakikatin tadına varamayan, bakan ama göremeyen batın manada kör olan insandır. Alevi öğretisine göre “yol cümleden uludur”, bizim ağzımız çiğ söze, midemiz ise çiğ lokmaya mühürlüdür.

Alevilik, rızasız lokmayı, yalanı, riyayı (ikiyüzlülüğü) kabul etmez! Öğretisini; “En-El Hakk” diyen Hallac-ı Mansur’dan, “Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam” diyen Seyid Nesimi’den, “bilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” ve “düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu!” diyen Pir Hünkâr Bektaş Veli’den, mazlumdan yana zalime karşı, “gelin canlar bir olalım” ve “dönen dönsün ben dönmezem Yol’umdan” diyen Pir Sultan Abdal’dan ve daha sayamadığımız bu öğretiye ve felsefeye öncülük etmiş onlarca mürşid ve pir’lerden alır!

Seyid Nesimi; “Sorma be birader mezhebimizi / Biz mez-hep bilmeyiz yolumuz vardır” diyor. İnancımızı Yol olarak görürüz ve “Yol bir sürek bin bir” olarak tanımlarız. “Yol bir, sürek bin bir” sözü Alevilik öğretisinin yüceliğini ifade eder. Yol içindeki farklılıklarımız (yol süreklerimiz) bizim zenginlik, güzellik ve renklerimizdir. “Eline, beline, diline sahip olmak” temel ilkemizdir! Alevilikte okunacak, en büyük kitap, kâinat ve onun tüm özünü, kendisinden barındıran insandır. Kâinatı Hakk’ın kendisi, insanı Hakk’ın sureti olarak görürüz, “kâinat büyük bir insan, insan küçük bir kâinattır!” Hakk ve hakikat âşığı HÜSNİ bu manada şöyle diyor;

“Dört kitapta yoktur bu ilim inan
İlm-i devriyedir bu bir sırr-ı kan
Bulup bir mürşid-i kâmil ü irfan
Okuyup bu dersi âyana geldim.”

Evrende her şey birbiriyle ikrarlıdır. İnsan evrenin tüm oluşum potansiyelini içinde taşır ve evreni oluşturan temel maddeler olan çar (4) anasır (ateş, hava, su ve toprak), Hakk’ın (kâinatın) en değerli parçasıdır. Eşit ve özgür bir yaşam tüm insanlığın doğuştan gelen hakkıdır. Gerçeği söylemek ya da kabul edip etmemek bir tercih meselesidir. Bu tercih bizi ya karanlıkta kaybolmaya mahkûm edecek ya da aydınlığa (ışığa) götürecektir. Işık ise hakikattir…

Aleviliğin kültürel yerleşik kimliğinin ve tarihselliğinin ana kodları vardır. Bu manada yerleşik kadim yurt ve mekânlarıyla, ocak, dergâh, cem ve ziyaretgâhlarıyla somutluk kazanmıştır. Aleviliği nerede ararsan ordadır, her mekân ve zamanın ruhunda bu hakikati görmek mümkündür. Bütün evren bu hakikatin mekânıdır. Bu manayla hakikatin kapısı evrenseldir! Her dem ve devran bu kapıdan nasiplenir. Alevilik; inancı, öğretisi gerçek manası itibarıyla evren bilgisidir, cümle varlık ile ikrarlaşan ve bir can bilen Hızır hakikatidir.

Hakk ve hakikat âşığı Sıdkı BABA, cümle varlık ile ikrarlaşan ve bir can bilen Hızır hakikatini şu şekilde açıklıyorlar; “Kudret kandilinde bir ışık iken / Ta ol zaman âşık oldum nura ben” (kandil= yıldız =nur = ışık) Hakk Yol (Alevilikte), ışık = Hakk’tır, nurdur, delildir, çerağdır, ocaktır, aydınlanmadır, bilimdir! Osmanlı kaynaklarında Alevilerle ilgili ferman ve fetvalarda ‘Kızılbaş-ışık taifesi’ terimi kullanılmıştır. Işık ve ateş kültünün izlerine, Aleviliğin her alanında, rastlayabiliriz. Alevi cemlerinde, Çerağ uyandırma ritüeli (hizmeti), bu örneklerden biridir. Cem’de, yani hakikat meydanında çerağ (delil) uyandırılmadan, cem başlamaz!

Hakk Yol (Alevi) öğretisinin rızalık, ikrar, cem erkânı, semah, gülbank, müsahiplik, bağlama, deyiş ve nefes gibi kendisine özgün kavram ve kelamları vardır. Aleviler; rızalık esaslı, ikrarlı, müsahipli (yol kardeşliği) bir toplumudur! İkrar; Hakk Yol (Alevi) inancının temelini oluşturur. İkrar; “söz vermek, kabul etmek” anlamına gelmektedir. İkrar vermek, “Yol”a girişi sembolize eder. İkrar vermek, “ölmeden önce ölmektir!” Yol uluları; “öl ikrar verme, öl ikrarından dönme” derler, bu söz çok derin anlamlar içermektedir. Toplumsal kontrol, yol kardeşliği ile (musahiplik kurumu) ile sağlanır. Günümüzde müsahiplik kurumuna (yol kardeşliğine) en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanı yaşıyoruz!

Hakikat Yol’unda “sen ben” yoktur, “biz” vardır. Hakikat âşığı Virani Baba, “Gafil olma cümle cihan bir vücud/ Fark edersen aziz mihman (misafir) sendedir” diyor. Aziz mihman (misafir) Hakk’tır, hakikattır! Hakikat âşktır yani Alevilik, öğretisi kendi başına bir aşktır. Alevilik bir aşk olmasaydı, bin bir türlü zulme, acıya katlanır mıydık? Her şey gelip geçer, fakat Hakk ve hakikat ebedidir! Canlar; hep beraber bir can olup birbirimizle rızalaşıp, ikrarlaşalım ki; Yol yaşam bulup yürüsün, zira aşksız, rızasız ve de ikrarsız Yol yürümez… İkrarına aşk ile bağlı kalanlara, Hakk ve hakikat âşkına Yol’u yürütüp sürdürenlere aşk olsun.

Çerâğımızı (delilimizi) insanlığın aydınlanması umuduyla uyandırdık… Razı olmuş cümle varlıkların aşkıyla… Gerçeğe Hü…

Mehmet KABADAYI.

Köşe Yazıları
İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?