AŞK İLE KURTARIR MIYDIK BİZİ VE DÜNYAYI?

AŞK İLE KURTARIR MIYDIK BİZİ VE DÜNYAYI?

Gök kubbem;

Umut, esirgeyen ve bağışlayan bir sevgiliydi, günlerden fuar akşamıydı. Canım, gözlerin teşekkürlerdi. Her ziyaretinden ne çok zaman geçmişti, ne az geçirmiştik oysa zamanı. Oradasın biliyorum adım gibi gök kubbemsin şimdi. Unutmadım son öpmelerimi ve koklamalarımı… Bir kefesindeyim terazinin unutma diğerine koyabilirsin istediğini. Öğretiyordun bir hoca edasıyla

Az sonra;

Aslanlı yollar yaparlar yıllardır, büyük büyüklerin mezarlığına ulaşmak için az sonra aslansız dünyada. Az biraz zeki geçinirlerdi kim bilir, diğerlerinden aptallıklarını gizlemek için az sonra insansız dünyada. Bugün en kıymetli ziyaretçiler, isterdim ki çocuklarımdı demek için az sonra annesiz dünyada.

Charlie Chaplin’e;

Din ayrımı olmayan bir dünya 1 Mayıs’ta işçilerle. Dil ayrımı olmayan bir dünya 1 Mayıs’ta köylülerle. Ulus ayrımı olmayan bir dünya 1 Mayıs’ta emekçilerle. Yaratalım Charlie Chaplin, adı bayram olsun
1 Mayıs’ın o zaman. Hoş kalsın emek ve 1 Mayıs o zaman

Biz ve dünya;

Geçmişte herkesçe bilinmese de az biraz bilinir oldu. Yine yeniden yazalım bu taşlara, duvarlara, gün gelir okursa diye birileri. Yanıldın pek muteber Zarifoğlu! Adı dünya diye bilinse de hepi topu güneş tozundan azıcık büyükcesi, öyle aman aman kıymetli de değildi. Henüz bilmediğimiz ne dünyalar vardı öyle yenidünyalardan olmasa da. Meteorlar suyu getirdi, zaman sudan çok geçti, o sular birikti birikti de ortalık yeşerdi cana geldi. Zaman geçti ha geçti sonrasında ortak yaşayan, ortak üreten, ortak mülkiyeti olan, ortak paylaşan avcı ve toplayıcı olan komünlerin günüydü. Günler, aylar, binlerce yıl sonra, tarla sandılar başladılar ekmeye biçmeye, işte ne olduysa oldu. Barbarlık, savaş, devlet, sömürü çıkıp geldi, medeniyet ve uygarlık adına, kimi de ilerleme dediler o tarlaya o tarla ki kanla, kemikle beslendi. Öyle ekip biçip gidilmedi Zarifoğlu! Kazık çaktılar kimi yerde, kazığa çaktılar kimilerini de yer ve gök her şeye şahitti, bir tek insanlık şahit olamadı, milyarlık suyun kirlenmesine. Çoktandır nice canın canı tükendi de alayınız şahitlik yapmadı, şimdi geldi dayandı kapınıza neslinizin yok oluşu. İnadından vazgeçmedi, aşk ile sevemedi hala, dünya batsa da nefesimi kesti ha kesti. Şimdi oynayalım mı? Dünya ister tarla, dünya ister sahne, dünya ister bir oyun olsa da desen ki aç hadi yüreğini desem ki avuçlarının arasında, gözlerimiz açık oynasak körebe. Bir ben, bir de sen sarılsan ebelenme olmasa. Ben sana sen bana takılıp düşse. Bütün zamanlar çamurun çaylağın içine, yüreğimizdeki çocukluğumuz hiç kirlenmese ne tarla, sahne, oyun kirlenmese ne de dünyamız kirlenmese. Aşk ile dudaklarımız her öpmelerimizde, sokaklarda avazımız çıktığınca şiirler okusa için ben dolsa, içim sen dolsa aşk ile. Anlayacağın daldan bir elma yedi, düşmedi o yalandı. Tüm bunlar masal da değildi, gerçektik ikimizde elma misali. Yani seviyorsan sen elmayı, elma da seni sevmeliydi. Tarla da ekip biçme de en büyük yalandı, insanlık bir avuç mısıra, pirince, buğdaya aldandı. Oysa ortaktık hepsine dün hep birlikte din, dil, devlet, ulus ayrılmasaydı. Düşmezlerdi şimdi mısırı, pirinci, buğdayı ayıklamaya o an çamura düşüp kirlendi. Tarla, sahne, oyun ve dünya. Gelsen kapıya dayansan, şimdi çıksak sokaklara avazımız çıktığınca şiirler okusak sen bana, ben sana duysa tüm dünya ille de aşk ile kurtarır mıydık, bizi ve dünyayı…

H.H.B.

Köşe Yazıları
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?