PSİKO-AFORİZMALAR

PSİKO-AFORİZMALAR

Hiç kimse zamanında doğmamıştır ve zamanında ölmeyecektir. Hiç kimse “doğru” aileden değildir. Doğduğumuz aileden aldığımız özellikler çok önemlidir. Ama bu özellikler o aile içinde hiçbir işe yaramazlar.
Esas olan, bu özellikleri hayat projelerinde( miz) dünya ve hayata müdahale ederken nasıl kullandığımızdır. Operant olmalarını nasıl sağlıyoruz? Ne yapıyoruz?
Ailesel egzod (exodos=çıkış) olmak zorundadır.
***
Çalışmayı ve üretmeyi, yaratımı, icadı engellemek bir onursuzlaştırma eylemidir. Tanatosçu bir yaklaşımdır. Öldürme ve ölümü sürekli kılmaktır.
***
Umumi ortalamanın parçası kalarak seçkin olamazsınız. İyi biri olabilirsiniz. İyi biri olmak ortalama biri olmaktır. Aynı kötü biri olmanın da ortalama biri olması gibi. Varlığı bu iki sıfat arasına sıkışıp kalmış biner (ikisellik) kişilik, gereksiz, önemsiz ve kıymetsizdir.
***
Sanat tehlike anında müdahaledir. Hastaya, yaralıya ilk yardımdır. “Hayat öpücüğüdür.
***
Semptomun kaynak olması ve buradan hayata katılım sağlamak önemlidir. Yaşamsaldır. Semptom ötelenecek bir durum değil, tam tersine kişinin yaşam kaynağıdır. İçindeki suyun yukarı çekilerek hayatın sulanacağı kuyudur. Kişinin Abı-hayat kuyusudur.
***
Kendi kendini icat etme eylemini daima mümkün kılmak lazımdır. Eğer icat, yaratım, keşif yoksa, yaptığınız tüm eylemler sıradandır. Sadece birer uygulamadır. Siz de sadece bir uygulamacısınız. Ne bestekar nede güfte kârsınız. Sadece icracısınız. Akla fikre ihtiyacınız yoktur. Duygularınız da yoktur. Uygulamacılar akılsız ve duygusuz olmak durumundadırlar.
***
Özgürlük devlet tarafından belirlenemez. Tarif edilemez.
***
Mental-Zihinsel sağlık nedir? Nasıl bir şeydir? Diktatörlerin akıl, zihin sağlıkları yerinde midir? Bu soruları sormak gereklidir.
***
Toplum denince akla gelen nedir? Affinitaire olan, aynı duyarlılıklara ve aynı duyarsızlıklara sahip olan bir insan kalabalığı mı gelir akla?
Bence toplum yerine çokluk demek daha uygundur.
***
Yaşamalarına dikkat etmeyen kişi ne’ye dikkat eder? Belki de kendi kendini ele geçirme uğraşı içinde başka hiçbir şeyi görmüyordur. Kendi kendini ele geçirmek ne’ye tekabül eder? Skizo? Belki de yaşam alanı, mekanı kendisi olur. Kendinde ikamet eder. Çevresel tüm araçlar kendisi olur. Araç amaç olur. O kadar her şeyleşir ki kullandığı hela bile kendisi olur. Diktatörü idare etmeye çalışır. Önce kendi diktatörlüğünü idare eder ve meşrulaştırır. Kendi iç diktatörü ile esas diktatör arasında bir bağ kurar ve özdeşleştirir.
***
Olumlu narsisizm gereklidir. Ama olumlu narsisizmin garantörlüğünü, gözcülüğünü de yapmak gereklidir. Kimi buna “öz saygı” der.
***
Şartlı yardım, istenmeyen yardım, şefkatsal yardım: şefkat enflasyonu.
***
Özgürlük yasadışıdır. Yasal özgürlük yoktur.
***
Sembolik üretim, yaratım, sembolik edim önemlidir. Gerçekliğin esas muhtevası semboliktir.
***
Yaptığı şeyin, içinde bulunduğu gerçekliğin yapısallığını tedhiş ederek sabote etmek daha öncesel bir duruma, soruna, meseleye (kuyruk acısı) işaret eder.
***
Dışardan bakışa, bakılmaya tahammül etmeyen kişi ne’den çekinir? Ne’den korkar? Neyin görülmesinden endişe eder?
***
Kavram! Kavramlar!
Hangi kavram ne oranda “doğru” kullanılıyor? Veya kavram “doğru” kullanılabilir mi? Anlamlandırma ve anlam! Büyük söz!
Yüklem, kavram, anlam kattığımız dilsel lafız şey! Bunlar tam olarak nedir? Ne olduklarını anlamış ve bile isteye mi kullanıyoruz? Bu soruları sürekli hale getirmek zorundayız. Aksi halde demagojiye daha yakın oluruz. Kelimelere verdiğimiz (yoksa yüklediğimiz mi demek lazım?) anlam esas olarak sadece bizi ilgilendirir. Aynı kelime herkes için aynı şeyi ifade etmez. Yaklaşık şeyleri ifade eder. Buna anlaşmak deniyor. Siz bir cümle kurduğunuzda karşınızdaki sizin o cümle ile ifade etmek istediğinize yakın şeyler anlarsa işte o zaman sizi anlamış oluyor. Anlamış sayılıyor. Bundan fazlası mümkün değildir. Bu kendi olmanın, kişi, şahıs olmanın, yani İndividusolmanın özelliğidir. Aynı zamanda her kişinin biricik olduğunun da işaretidir. Bunu bilmek salaklık ihtimalini ortadan kaldırır. Yoksa devletin sevgili salak kulu oluruz. Salaklık devletin işini kolaylaştıran bir durumdur. Devlet için ideal vatandaş salak vatandaştır. Çünkü öyle bir “vatandaş” iktidarı savunur yüceltir. İktidar onun omuzlarında yükselir. O “vatandaş” sivil değildir. Sivil, Civilisation’dan gelir. Türkçe Uygarlık, Arapça Medeniyet diyorlar ama ikisi de değildir.
***
Dans tüm kültürlerde önemli bir yere sahiptir. Önemlidir. Bir tür “özgür alan”dır. Dans esnasında tabular yıkılır. Tabii güncel hayatta yıkılmazlar. Yasaklar, tabular,
ahlak kuralları, dans ile estetik bir şekilde aşılır. Dans boyunca bu kurallar, yasaklar ve tabular yok sayılır. Cinsellik estetize edilerek dile getirilir. Dans, sıkı, kapalı toplumlarda (çokluklarda) bir düş gibidir. Bir penceredir. Söylenmeyeni söyleyen sessiz bir dildir. Bir iletişim aracıdır. “Çaktırmadan” söyleme sanatıdır. Dans sessizliğin sanatıdır!

Vakıf Çağın

İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?