ALEVİ PİR ve ANALARIN OCAK EĞİTİMLERİ ÜZERİNE

ALEVİ PİR ve ANALARIN OCAK EĞİTİMLERİ ÜZERİNE
İnsanı içgüdüsellikten arındırıp, sorgulayarak düşünmesini sağlayan, düzenli evrimci bilimsel eğitime sahip olmaktır. Aleviler 1200 yıldır kendi duygu düşünce, inançsal yapılarına uygun eğitimden mahrum, İslami mantıkla eğitilmeleri bulanmış Aleviye dönüştürüldüler. Her Aleviyim diyen kişi komplekse kapılmadan, bu gerçekliği kabul edip bulanıklıktan arınmayı yeniden varoluş görmelidir. Dünyada özellikle düzenli inanç eğitimi, devleti olan her toplumda farklı zamanlarda başlayıp, günümüze kadar resmi veya özerk şekillerde devam ediyor.
         Alevilerin düzenli inanç eğitimleri Med, Pers, Sasani İmparatorluklarında gerçekleşti. Bu imparatorlukların inanç değişimi yaşamaları, Alevilerin bir daha düzenli devlet destekli, inançlarının özüne uygun eğitim imkanları kalmadığı gibi, İslami gericilik sürekli dayatıldı. M.Ö.650’de Mezopotamya, Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğu Bölgelerine hâkim Med, Pers ve Sasaniler, Alevilik inancının özü Zerdüşt, Mazdek, felsefesini M.S.8.Yüzyıla kadar resmi olarak gerçekleştirenlerdir. Safevilerin İslam Şiiliğini kabul etmesiyle, Kızılbaşların bazıları Şiileşirken çoğunluk yasaklı Mecusiler, Işıkçılar, Ezidiler ve Kızılbaşlar şeklinde aşağılanıp baskıya maruz bırakıldılar. Alevilere bu baskıyı öncesinde tamamı Zerdüşt, Mazdek olan, daha sonra Şii Safevi Pers, Sünni Kürt ve Türkler uyguladı.
      Siyasi dinsel emperyal yayılmacılık giderek hız kazanırken, İslam’ın güçlenip hakimiyet sağlaması, devletsiz, desteksiz kalan Kızılbaş Alevilerin durumunu daha da kötüleştirdi. Şii ve Sünni İslam’ın katliamlarına maruz kalan Kızılbaş Aleviler, yeraltına çekilip inanç, ibadet eğitimlerini gizli, sözlü yaşatmak zorunda kaldılar. Bu noktaya gelmeden önce Kızılbaş Alevi Pir ve Analar Med, Pars, Sasani İmparatorlukların, resmi eğitim kurumları olan Ateşgah inanç merkezlerinde yetişiyorlardı. Med, Pers, Sasaniler felsefe başta olmak üzere, tarımsal üretim ve çağdaş yaşamı gerçekleştirmiş imparatorluk olduklarından, tüm dünya hayranlıkla bahseder.
        İşte Kızılbaş Aleviliğin Pir ve Analarından Hürrem, Babek, Ebul Baka Baba İlyas, Ebul Vefa vb. bu imparatorlukların Mazdekçi eğitim kurumlarında yetiştiler. Anadolu’daki Aleviliğin tanınmış pirlerinden Baba İshak’ın, Selçuklularla yaptığı savaşın dışında yaşamı, eğitimiyle ilgili doğru düzgün kaynak bırakılmadığı için, net bir şey diyemiyoruz. Aynı şekilde Selçukluya karşı savaşan Pir Hünkâr Bektaşı Veli ise, Horasan’da Ebul Vefa adındaki Pirden eğitimini aldığı biliniyor. Bu bilgilerin dışında 1240’tan sonra, Aleviler hem Mezopotamya hem de Anadolu’da bir daha düzenli inanç eğitim imkanına sahip olamadılar.
       Çoğunluğu Anadolu’da olmak üzere İran, Irak ve Suriye’de yaşayan Alevilerin pirleri, yasaklı Pir Ocaklarında gizli ve sözele dayanan düzensiz şekilde yetiştiler. Çoğu okuma yazma bilmediği gibi, bilenlerinde kültürleri çok düşüktü. Bu durum tabi ki Alevilerin suçu değildi. Ancak Aleviler düzensizde olsa gizlice yazılı eğitimi sürdürebilirlerdi. Yaşadıkları ülkelerde sürekli yasaklı yaşayan Aleviliğin Pir ve Mürşitlerin, eğitim ya da yetişmelerini üç ayrı dönemle inceleyebiliriz.
   1. M.Ö.650 Med, Pers, Sasani İmparatorluğu dönemi. 2. M.S.8. Yüzyıldan itibaren yasaklı Alevilik. 3. 1993 Türkiye’de gayri yasal cemevi ve dernekleşme dönemi.
    1. M.Ö.650 ile M.S.800: Kızılbaş Aleviler yaklaşık 1300 yıl boyunca Med, Pers, Sasani İmparatorluklarında Zerüşt-Mazdek felsesefi öğretisi üzerine dünyayı yorumlayıp, insanlığı ve yaşamı bu anlayış temeline göre inşa ettiler. İlkeselliği doğa üstünlüğüne dayanıp, Ateşgahlarda eğitim, ibadetleri gerçekleşmiştir. Zerdüştlük inanç felsefesi güneş, toprak, su, ateş ve insan üzerinedir. İnsanı iki karaktere ayırıp, iyilik-kötülük özellikleriyle Dualist-Ahuramazda ve Ahriman adlarıyla somutlaştırmıştır. Bu dönemle ilgili daha önemli bilgiyse, Alevilikteki sazlı sözlü (Bağlama) ibadetin, Zerdüşt Peygamber tarafından Vedizm ya da Vedalar tekniğidir. Vedalar; şiirsel dille yazılmış felsefi ifadeleri, saz ve sözle birlikte insanların kolay, hızlıca öğrenmelerini sağlarken, büyük bir sanatsal icattır. Alevilikte ozanlara duyulan sevgi, saygı Zerdüşt Peygamberin düşünce eseridir. Dönemin eğitim imkanlarının zor, kısıtlı olması, çoğu insanın okuma yazma bilmediği bir zamanda, Vedizm tekniği eğitim boşluğunu dolduran önemli bir devrimdir.
     2. M.S.8. Yüzyıl: Aleviler bu tarihten itibaren yaşadıkları ülkelerin İslami yönetimleri tarafından, bir daha insan yerine konulmayan yasaklı kitlelere dönüştürüldü. Artık Aleviler için düzenli ve toplu normal yaşam bitmişti. Özellikle inançsal ibadetlerini gizlice sözlü yerine getirirlerken, İslam’ın baskı, katliamları durmak bilmiyordu. İmkân buldukları zamanlarda yılda bir ya da iki kez olmak üzere, Pir Ocaklarında (Ev) gizlice sözlü düzensiz bilgilerle öğreniyorlardı inançlarını. Bir eğitim yazılı, düzenli sisteme geçmediği sürece, kalıcı ve entelektüel insanın yetişmesi mümkün değildir. Sözlü eğitime dayanan inançsal vb. bilgiler, kısa sürede unutulurken hızlıca farklılaşıp özünü kaybeder. Aleviler 1200 yıl boyunca inançlarını gizlice sözlü ve düzensiz öğrenmeleri, inançlarının özünü belirsizleştirmesine yol açmıştır.
      Pir ve Mürşitlerin yetişmelerine birinci olumsuz etki bu iken, Osmanlı’nın 1500’lerden itibaren Bektaşilik Tarikatı’nı kurup, buralarda devşirme Dede, Mürşit yetiştirmesi ikinci en büyük darbedir. Bektaşi Tarikatların hepsi, İslam’a dayanan büyük bir asimilasyon merkezleri olduğu kabul edilmelidir. İfade edilen yasaklı ve düzensiz koşullarda bazı Aleviler, Pir Ocaklarında okuma yazma bilmeden, sırf sözlü, geleneksel kuralları tekrarlayarak Dede oldular. Diğerleri ise Bektaşi Tarikatlarında İslam mantığına göre birer İmam gibi yetiştiler.
     Söz konusu ortamda gerek eğitim açısından gerekse entelektüel olarak, kendisini yetiştiren istisna birkaç gerçek Alevi Pirin dışında, toplumu kültürel ve siyasal açıdan aydınlatacak hiçbir yeterliliğe sahip olamadılar. Sadece önceden belirlenmiş cem kurallarını ezberleyip tekrar ettiler. Bu dede ve mürşitlerin çoğu, genelde İslam ve diğer dinlerden etkilenerek, Alevilikten uzak farklı kuralları Aleviliğin içine soktular. Örneğin Arapça kurandan dualar okuması, 12 İmam adına Aşure ve oruç tutulması. İslam’a uygun cenaze adetleri, İslam’daki gibi akşam, sabah öğlen, yemek vs. gülbangların okunması. Alevilik adına tekrar edilen ritüellerin çoğu, Alevilere maddi manevi bir şey kazandırmamıştır. Alevilikte sürdürülen hizmetlerin önemli bir kısmı, İslam’ın direkt ve dolaylı asimilasyonudur.
    3. 1993 ve Sonrası: Çoğu Alevi 1993’te Madımak Otelindeki Alevi canların yanmasını, milat olarak görse de bu kesinlikle doğru değildir. Esas 1993’ü milat yapan gerçeklik, Kürdistan İşçi Partisi’nin, (PKK) Türkiye’yi siyasal olarak büyük bir çıkmaza sokmasıydı. Bu korkuyla devlet, Alevileri kendisine daha sistematik bağlamak için, önce yakma vb. saldırılarla korkutup, arkasından gayri yasal cemevi ve dernekçiliği hediye etmiştir. Madımak seçilen bir tezgahtı. Alevilerin önde gelen çoğu pir, mürşit ve sözde öncüleri, devletin bu oyunlarını anlayacak entelektüel birikimde olmadıklarından, İslami bataklığa balıklama atladılar. Devletin direkt ve endirekt oyunlarıyla dernekleşen Alevi kurumlarındaki çoğu Dedeler, Orta Çağ Şii İslam mantığını aşmak yerine daha da gericileştiler.
     Buralarda yapılan sohbet, inanç ritüelleri, 12 Hizmet adıyla Şiilik ve Kemalist Türk İslam Milliyetçiliğidir. İnsanı ve insanlığı Hak (Tanrı) görüp, ahlak felsefesine (Etik) dayanan Alevi inanç ve genel kültür tamamen yok edildi.           Kendilerini Şii İslamcı Alevi gören Dede ve bireylere şunu sormak durumundayız. Madem Alevilik Şii İslami 12 İmamcılıktı, neden şimdiye kadar kendinizi gizlediniz? Türkiye’de dahil hiçbir Müslüman ülkede Şii 12 İmamcı İslamcılar yasak edilmemiştir. Türkiye’deki Azeriler bunun somut örneğidir. Demek ki Alevilik, Şii 12 İmamcı İslam olmadığı için yasak ve katliamlara maruz bırakıldı. Aleviler korku ve maddi manevi çıkar hesabı yapmadan, bu soruların cevabını dürüştçe verirlerse, Aleviliğe yapacakları tek iyilik olacaktır.
      ”Çağdaş Gerçek Alevi Kırklar Meclisini” gerçekleştirmek için, yeterli entelektüel birikime sahip samimi Alevilerin acilen bir araya gelip, Akademi ya da Enstitü kurmalıdırlar. Bu yapılmaz ise var olan Alevilikte hızla yok olacaktır.
Cemal Zöngür
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?