Denizi Görmeden ‘Gitmek’ Partir sans voir la mer.

Denizi Görmeden ‘Gitmek’ Partir sans voir la mer.
İki değil, çok dağ arasında bir yer.
Un endroit non pas entre deux montagnes mais dans les montagnes
Küçük köyün kurulduğu yer sanki dağlarla müzakere edilmiş.
L’emplacement du petit village semble être longuement négocié avec les montagnes.
Çılgın derelerin kavşağında taş evler.
Des maisons en pierre au croisé des torrents déchaînés
Yanlışlıkla oradan geçen bir yol.
Une route qui passe par là par erreur sans avoir l’aire.
Yolda nereye gittiklerini bilmek istemeyen yolcular.
Sur la route des voyageurs qui ne veulent pas savoir où ils vont.
Yemek yemek için küçük taş salona usulca çoğuşmuş orman işçileri.
Des ouvrier forestiers forment un petit groupe dans le salon en pierre pour manger. Il est midi.
Kalın tabanlı botları, tarih öncesi nakışlı elleri ve boğum boğum parmakları ile bir ahenk sağlamış.
Ils ont des grosse chaussures au fond épaisses, des main mythique au motifs de travail, forment
l’harmonie.
Mekanın sadeliği ve yumuşak havası onları tümüyle içine almış.
La simplicité et l’air douce des lieux les accueille généreusement.
Pazar elbiselerini giyinmiş genç bir çift utangaç bir eda ile salona giriyor.
Un jeune couple endimanchée entre dans le sale à manger du petit restaurant quelque peu gêné.
Ya biraz önce sevişmişler ya yemekten sonra sevişecekler izlenimi veriyorlar.
Genç kadının gözleri parlıyor.
Le couple donne l’impression d’avoir fait l’amour avant de venir pour manger et la lumière dans les
yeux de la jeune femme dis qu’ils ne vont pas en rester là !
Yan masada oturan yaşlı çift anne babalarından sözediyorlar.
A la table d’accoté un couple âgé parle de leur parents.
Denizi görmeden ölmüşler…
Ils sont morts sans voir la mer…
Bir gün, yani bir gece beraber Ay’ın yüzeyine-yüzüne bakmışlar. Tüm yaşıtları “gitmiş”… Denizi
göremeden ölmüşler.
Ils parlent d’Un jour, plus exactement une nuit qu’ils avaient regardé le visage de la lune. Tous leurs
co-agés sont parti… ils sont morts sans voir la mer.
Kağıt oynayacak kimse kalmamış.
Il ne restait plus personnes pour jouer aux cartes avec.
Susmuş, susturulmuş kadim bir aşkın hafızası kelimelerden, cümlelerden ve sessizlikten taşıyor.
La mémoire d’une vieille passion réduite au silence déborde des phrases et des moments taciturnes.
Yaşlı kadın tatlı ısmarlıyor.
La vieille dame commande une dessert.
Adam ben istemiyorum diyor. benim tatlım var…
l’homme dis « je n’en veux pas, j’en ai déjà… »
Belki son cümleyi söylemiyor.
Peut-être qu’il n’a pas prononcé la dernière phrase.
Ama ben öyle duyuyorum. Söylesin istiyorum.
Mais moi j’entends ainsi. J’aimerai qu’il dis cela.
Ufukta bir deniz ziyareti görünüyor.
Un voyage vers la mer à l’horizon.
-Cenova’nın Güneyinde güzel bir koy varmış.
– paraît qu’il y a un jolis golf au sud de Gêne.
-Evet orada güzel bir koy var.
– Oui, il y a un jolis golf là-bas.
-Ordan Pizze şehrine gidilir.
– De là on passe à Pizze.
-Toscana gelincikleri ışıl ışıl olurmuş.
– Les Belettes de Toscan sont très lumineuses.
-İç taraflarda uçsuz bucaksız meyve bahçeleri varmış.
-A l’intérieur du pays il y a des jardins fruitier à l’infini..
Yaşlı adam yaşlı kadına Nepal’in nerede olduğunu bilip bilmediğini soruyor.
Le vieil home demande à la vieille femme si elle sait où se trouve Le Népal ?
Kendisi bilmiyormuş. Ama Nepal depremzedelerine yardım komitesinde yer alıyormuş.
Lui, il ne sait pas. Mais il est dans le comité d’aide aux victime de tremblement de terre au Népal.
Sakince ve ciddice “sen de görmedin değilmi denizi”? Diyor.
Il demande calmement et sérieusement : toi non plus tu n’as pas vu la mer n’est pas ?
-Hayır.
– Non.
-Büyük bir felaket olmuş Nepal’da.
– Il y a eu une grande catastrophe au Népal.
-Onların ülkesi de dağlıkmış bizimki gibi.
– C’est aussi un pays de montagne, comme le nôtre.
-Orada da deniz yokmuş.
– La-bàs non plus il n’y a pas de mer.
-Ne kadar çok insan denizi görmeden ölmüştür depremde…
-Enormèment de personnes sont morts sans voir la mer…
-Çok. Evet çok. Fazla.
– Oui. Beaucoup. Beaucoup trop.
-Neden her yerde deniz yok?
– Pourquoi il n’y a pas la mer par tout ?
-Acaba dağ olmayan ülke varmıdır?
-Est-ce-que il y a des pays sans montagnes ?
Vakif CAGIN

İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?