.ALEVİLİKTE “SIR İÇİNDE SIRIN” SIRRI NEDİR?

.ALEVİLİKTE “SIR İÇİNDE SIRIN” SIRRI NEDİR?
Sosyolojik olarak Alevi, Kürt, emekçi ve diğer farklı kültüre sahip insanların, insani temel hakları olan inanç, dil, kültürel talepleri, demokratik çözüme ulaşmadığı sürece, Türkiye’de adalet, kültür, ahlak ve bilimden asla söz edilemez. Olan bilim, adalet ise, gerçekleri çarpıtan birer dejenerasyon aracı olduğunu, bütün Türkiye halkı bilmelidir.
Sır Örgütlenmesi; yüzünden yirmi milyonu aşkın Alevi kitlesine ahlaksızca iftira, karalama yapılırken, ülkenin adalet ve akademik kurumları bunu araştırıp, gerçekleri toplumla rahatlıkla paylaşabilirdi. Maalesef bugüne kadar adalet ve akademik çevrelerin, Alevilerle ilgili tarafsız en ufak araştırmaları olmadığı gibi, iftiralara sessiz kalmaları hepsinin bilimden uzak, ahlaki duruştan yoksunluklarını göstermektedir.
Alevileri “Sır içinde sır” düşüncesine mecbur eden tek sebep, İslam’ın hüküm sürdüğü tüm ülkelerde, Alevilere karşı yapılan, katliam, baskı ve aşağılamalardır. Aleviler “Sır” ifadesiyle, aslında yeraltına çekilip illegaliteye geçtiklerini, bundan sonra inançsal ve siyasal faaliyetlerini gizlice yürüteceklerini belirtmişlerdir. Sırcılık Alevilerde, Emevi İslami Emperyalist yayılmacılıkla başlamıştır. Bu tarihten itibaren Aleviler mecburen gizli ibadet ederken, ikna edici açıklama yapmamaları, Alevilerle ilgili söylenen çoğu asılsız ifadelerin doğru gibi algılanmasına sebep olmuştur. Örneğin eskiden köy ve kasabalarda ceme durup semah dönülürken, gözcüler köyün giriş çıkış noktalarını gözetirdi. Köye bir yabancının geldiği görülür görülmez, cem bitirilip ışıklar söndürülerek herkes dağılırdı. İslamcılar tarafından bu durum Aleviler mum söndürüyor aşağılama propagandasına dönüştürülmüştür.
Alevilerin tarihinde ikinci en büyük katliam ve iftiralarsa, Osmanlı’nın İslam Arap kültürünü, egemenliği altına aldığı tüm halklara jenosit şeklinde dayatmasıdır. Osmanlı kendi atası olan Türkler başta olmak üzere, herkesi İslam yapmak için uyguladığı katliam, korkutma ve asimilasyonu, Aleviler üzerinde on kat daha fazla ahlaksızca yürüttü. Bu da yetmedi sözde laik cumhuriyet kurulduktan sonra, cumhuriyetin en büyük destekçileri Aleviler olduğu halde, Cumhuriyet yönetimi Alevileri tanımamıştır. Alevilere Anayasada en ufak yer verilmezken, gerçekten laik kültüre sahip Alevilere yapılan katliamları direkt ve dolaylı desteklemiştir Cumhuriyet yönetimi. Bu da Cumhuriyetin ne kadar sahte laik olduğunu ifade ediyor.
Yaklaşık yirmi yıl öncesine kadar Aleviliğin gerçek tarihi ile ilgili bağımsız, bilimsel, objektif bir araştırmanın varlığından bahsetmek neredeyse tamamen imkânsızdı. Veya olan kaynakları İslamcı devletlerin yakıp yozlaştırması, Aleviliğin içerisindeki gerçek kültür değerlerin çoğunu anlamsızlaştırdı. Diğer taraftan devşirme İslamist Aleviler ve devlet, gerçeklerin açığa çıkmayacağına inanarak, her türlü kirli ilişkilerle Aleviliği Şii İslam’a yamadılar. Devşirme İslamcı Şii Aleviciler vicdanlarını yoklasalar, Aleviliğe iftira atanlar kadar kendileri daha derinden yaralamıştır Alevileri. Bu gibi anormalliklere karşı doğru, net açıklamaların olmaması, “Sır içinde sır” ifadesi hiçbir zaman doğru şekilde anlaşılmamıştır. Ancak “Güneş balçıkla sıvanmaz” öz deyişinde olduğu gibi, Alevilik gerçek tarih, kültür değerleriyle bilimsel olarak tartışılıp özüne dönmeye başlaması, kötü niyetli bu çevreleri ciddi şekilde telaşlandırmıştır.
Her insanın bildiği gibi ”SIR” kelimesi giz, gizlilik, illegal veya kimsenin duyması istenmeyen bir düşünce ya da olay anlamlarını ifade etmektedir. Alevilerdeki bu inançsal taktik veya politika, çoğu siyaset ve dini ideolojiler tarafından illegal örgütlenme adıyla her zaman sürdürülen siyasal mücadele yöntemidir. Özellikle Türkiye gibi Müslüman ülkelerde Aleviler dışında, diğer ideolojilere ahlak dışı aşağılamada bulunulmamıştır. Alevilere ahlaksızca “MUM SÖNDÜRENLER” iftirası İslam’ın her türünün, Alevilere asla dost olmadığının somut delilidir. Bu konuda Alevilerinde ciddi eksiklik ve hataları olduğu aşikâr. Sen kendinden eminsen ki buna şüphe yok, neden yeri geldikçe kendini açıktan ifade etmedin? Özellikle Mezopotamya ve Anadolu, Aleviliğin sahip olduğu namus ve ahlaki felsefi kültür üzerine şekillendiğini, dürüst araştırmacı yazarlar bunu çekinmeden belirtmektedirler.
Hatta denilebilir ki İslam, Mezopotamya ve Anadolu’ya yayıldıktan sonra, her iki bölgede yaşayan halkların kültürüne yalan, hile, iftira, dolandırıcılık anlayışı yerleşti. Ondan öncesine kadar Anadolu ve Mezopotamya’da halklar, insanın hak (Tanrı) görüldüğü komünal Alevi bir yaşam kültürünü sürdürüyorlardı ve söz her türlü senetti. Aleviler bu onurlu kültürü yaşatmaya devam edeceklerini açık yüreklikle ifade etmek yerine, bazı zorluklar yüzünden gizleyerek katliamdan kurtulacaklarını düşünmeleri, tarihsel olarak yaptıkları en büyük siyasal hatalardan birisidir. Çünkü sırla gizlenerek katliamlardan kurtulmak orada dursun, psikolojik ve fiziksel çifte katliamlar hep devam etmiştir.
Dünyanın her yerinde çoğu dini inançsal ve siyasal yapılar, sır (İllegal) örgütlenmeyi deneyerek ya başarıya gitmişlerdir veya yok olup dağıldıkları biliniyor. Aleviler sır örgütlenmesiyle başarıya gidemedikleri halde, tamamen yokta olmadılar. Bunun nedeni Alevilerin gerçekten tarihsel derinliğe sahip sağlam ve geniş bir kültüre sahip olmalarıdır. Fakat çağın şartlarına uygun siyasal politika uygulayamamaları, başarıya gitmelerini hep engellemiştir.
Alevi Pirler en ufak mal, mülk, servet, makam, mevki kaygısına düşmeden, savaşarak can vermişlerdir. Bu değerleri inkâr etmek insanlıktan uzak olmaktır. Fakat bu fedakârlığa uygun siyasi politika geliştiremediklerini de belirtmek durumundayız. Şöyle ki, farklı devlet ve toplumlarla çeşitli müttefiklik kurup, devletleşmeyi düşünmeleri gerekirdi. Özellikle Ortaçağ’da devletleşmeyi düşünmeyen toplumlar, rahatlıkla yok edildiler. Alevilerin Ortaçağ’ın başlarından itibaren devletleşmeyi bilerek ya da bilmeden tercih etmemeleri, en büyük hatalarından ikincisidir.
Aleviler açısından günümüz şartlarında “SIR” örgütlenme yöntemi tamamen bitmiştir. Alevilerin bundan sonra yapmaları gerekenler, hiçbir konuda çekinceye düşmeden bulundukları bölgelerde akademik, sosyal, siyasal tüm demokratik yapılarla ilişkiler kurmaktır. Bazı zorluklar olsa dahi her yerde gerçek özel statülü demokratik topluluk olarak şekillenmelidirler. Dünyada ve bölgede sürpriz gelişmeler olmadıkça, Aleviler mevcut şartlarda devletler içinde onlardan ayrılmadan, özel statülü demokratik kurumlar olarak örnek yaşamı gerçekleştirmelidirler.
Düne kadar tüm Aleviler hep kendisini gizlemek zorunda kaldı. Bir insanın; topluluk, kurum ve oluşum içerisinde, kendisini gizlemenin ne kadar kötü psikolojik ruh hali olduğunu, Aleviler çok iyi biliyor. Okulda, çarşıda, iş yerlerinde aşağılanan Alevi, yaşadığı bu onur kırıcı ve kültür katliamını asla unutmamalı. Alevilere bu insanlık dışı uygulamaları, uzaydan gelenler yapmadı. Şii ve Sünni mezheplerin radikal kadrolarınca uygulandığı bilinirken, kendisini devşirme Müslüman Türk  Şii Alevi görmek, büyük bir utanç ve kirliliktir. Bu kirlilik değil Aleviliği toprağı, suyu, güneşi, ateşi ve insanlığı kirletmiştir. Bütün bu gerçeklere göre Aleviler tercihlerini yapıp hareket etmelidirler.
Cemal ZÖNGÜR
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Sohbeti Başlat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?