BİYOLOJİK VE KİMYASAL SAVAŞIN AYRILMAZ BÜTÜNLÜĞÜ (TİTANYUM DİOKSİT VE CORONA VİRÜS) VE KADIN DEVRİMİNİN, İNSANLIĞIN VE DOĞANIN KURTULUŞUNDAKİ TEMEL FELSEFİ VE PRATİKTEKİ NİTELİKSELLİĞİ

BİYOLOJİK VE KİMYASAL SAVAŞIN AYRILMAZ BÜTÜNLÜĞÜ (TİTANYUM DİOKSİT VE CORONA VİRÜS) VE KADIN DEVRİMİNİN, İNSANLIĞIN VE DOĞANIN KURTULUŞUNDAKİ TEMEL FELSEFİ VE PRATİKTEKİ NİTELİKSELLİĞİ

Son aylarda özellikle coronavirüs ile birlikte yoğun bir biyolojik savaş tehdidinden bahsedilmektedir. Medya, basın ve sosyal medyanın hemen hemen her yerinde akilli geçinenler adeta bir savaş çığırtkanlığı düzeyinde coronavirüs, biyolojik savaş, stratejileri, taktikleri, çözümlemeleri vs. oradan oraya uçmakta, tabi popülerliği, magazinselliği de cabası. Konuştukça konuştular, tartıştıkça tartıştılar ve süreç devam etmektedir bakalım bu popülizm ve magazinselliği daha ne kadar devam edecek. Tabi herkesin kendi alanıdır, konusudur, işidir, derdidir herkes yoluna bakacak tabi ki. Ancak bu biyolojik savaş adeta yeni başlamış gibi tezler sunulması ve bunun da kimi zaman bir devlet ve/veya kurum tarafından yayılması gibi tezler yanında savaşın kendisini mikroplar, bakteriler, virüsler üzerinden şekillendirmek asla bilimsel değil, gerçek hiç değil. Biyolojik savaş, kimyasal savaş, fiziksel savaş, matematiksel savaş, psikolojik savaş, özel savaş, iç savaş, savaş,… Savaşın şekli, şemalı, sıfatı, bitmiyor, bitmek bilmiyor. Ancak savaşların neden ve sonuçları üzerinden bahsedilmiyor. Bahsedilse de kerhen, ucundan kıyısından veya kimseyi fazla işaret etmeden, kimseye çok dokunmadan bahsediliyor. Kimse kim evet, savaş, savaş, savaş karşıtları, savaş tespit ve tahlilcileri, savaş rantçıları, savaş popülistleri vs. kimler, kim bu savaşları organize eden, planlayan, projelendiren, hiç bunların doğrudan isimleri ortaya konulmamaktadır. Örneğin hangi ülkeler özellikle savaş istiyor ve gerçekleştiriyor, hangi kurumlar savaş planlıyor ve çıkarıyor, elbette bu savaşlardan kimler karlı çıkıyor, (emperyalist, kapitalist, faşist, gerici, yobaz, ırkçı, dinci, muhafazakâr, ideolojik politik sisteme sahip tüm devlet ve kurumlar yani kısacası burjuvazinin çıkar ve menfaatleri, lüks bir hayat sürebilmeleri, çarklarının dönmeleri ve dünya üzerindeki elde edilen toplam gelirin neredeyse yüzde doksanına sahip olmaları için insanın insanı ve doğayı sömüren tüm devlet ve kurumlar) tüm bu soruların doğrudan cevapları verilmeden, bu cevaplar doğrultusunda cevabın kendisiyle tüm insanlığın ve doğanın kurtuluşu adına topyekûn mücadele etmeyi örgütleyip, direnmedikten sonra gece gündüz savaşları tespit ve tahlil edelim ve gece gündüz savaş karşıtı ve barış eylemleri yapalım sadece kocaman bir sıfırdan bire ile bile geçemeyiz, geçemedik de devam eden hangi coğrafya da yaşanan her türlü savaş devam ediyorsa bu insanlığın topyekûn ayıbıdır.

Şimdi gelelim biyolojik savaş modasına, coronavirüsten öncesine. Öncelikle insanlık tarihinde mikroplar, bakteriler ve virüslerin canlı türleri üzerindeki hastalık ve ölüm tehdidi ne ilk ne de son değil. Biyolojik savaşın bugün tüm dünyanın gözü önünde devam eden coronavirüs salgınına dikkat çekenler öncesindeki onlarca biyolojik ve kimyasal savaşı açık net ortada olmasına rağmen görmemiştir, görmemektedir. Burada popülizmle ve magazinselliğin yoğun malzemesi olan coronavirüsten çok ondan önceki biyolojik savaşı besleyen, tetikleyen kimyasal savaş çeşitlerini görmek zorundayız. Kimyasal savaş pek çoğunun bildiği sadece kimi kimyasal gazlarla insanların toplu halde katledilmesi değildir. Kimya tüm endüstriyi, sanayi kısaca insanlığın ürettiği ve tükettiği her şeyi kapsayan bir bilim dalıdır. Ancak kimyacılar nedense ya pek ciddiye alınmıyor ya çok sessizler, ya da sistem çok iyi besliyor olacak ki insanlığı ve doğayı yaşatmak, ilerletmek, mutlu etmek, işlerini kolaylaştırmak isterken ve elbette yüksek kar elde etmek adına insanlığı ve doğayı da beraberinde yok ederken susmaya devam ediyorlar. Elbette iyi niyetli, samimi insanlığa ve doğaya duyarlı onun devamlılığı için çalışan, çaba harcayan tüm kimyacıları buradan selamlıyoruz. Ancak kimya sıradan ve hafife alınacak bir bilim dalı değildir. Hayatımızın her alanındadır ve inkâr edilemez bir güce sahiptir. Elbette sanayinin, endüstrinin vs. her alanda kimyasal savaş ve o savaşın kayıplarını tek tek sıralayamayız. Özellikle gündelik hayatta kullandığımız hemen hemen her evde bulunan ve doğrudan insan ve doğanın sağlığına savaş açmak amaçlı üretilmiş ve tüketilmesi devam eden bir savaş aygıtına değineceğiz.

Titanyum Dioksit (TiO2) (*), evet kendisi kapitalizmin doymak bilmeyen açgözlülüğü için bir savaş aygıtıdır ve uzun yıllardır süren bir kimyasal savaşın aygıtıdır.

TiO2 kapitalizmin elindeki en büyük kimyasal silahlardan biridir. Bu silah doğrudan biyolojik yapımıza, gelecek nesillere, kanımıza, DNA’mıza hedef almıştır. Büyük oranda hedefe ulaştılar. Özellikle günümüzde çikolatadan, sakıza, koladan, meyve suyuna, yoğurttan, peynire, giyim kuşamdan, ayakkabıya, şampuandan, kozmetiğe, aklınıza ne gelirse hepsi birer yok ediş silahı olarak kullanılmaktadır. Hem de kendi ellerimizle.
Bu savaş aygıtını sadece siyonizm ve illuminati gibi emperyal din ve tarikatlarda aramak ve hedefi küçülmek asla kabul edilemez keza bu savaş aygıtını muaviye islamcı pek çok kapitalist şirkette üretmekte ve kar elde etmektedir. TiO2 sadece kimyasal savaşın savaş aygıtı olarak kullanılan tek bir silahıdır bundan başka da pek çok kimyasal savaş aygıtı hayatımızın içinde her gün bizi ve geleceğimizi zehirlemekte ve bunu üretip satıp kar elde edenlerin dini, dili, cinsiyeti, ırkı, ulusal kimlikleri değil sınıfsal yapıları esas alınmalıdır. Dünya nüfusunu azaltma planı mide koruyucu olarak verilen ilaçta yer alan maddeye dikkat edin ‘Titanyum Dioksit’ uluslararası kodu E171 yani bizi aslında kanser eden atom altı bir madde

Atom altı çalışan nanoteknoloji bir boyadır. Nem dengeleyici olarak da işlem görebilir. Boyutu çok küçücük olduğu için DNA yapınızı bile bozabilecek kadar tehlikelidir. İçinde bulunduğu abur cuburun ambalajına bakarak ürünü aldığınız zaman hem sizin hem de çocuğunuzun o tazecik hücrelerine nüfuz edebilecek şekilde üretilmiştir. Vücudunuza bir kere girdikten sonra çıkmaz. Nereye yerleşirse özellikle kaslarda eklemlerde dayanılmaz ağrılar yapar!

TiO2’nin Uluslararası kodu ise E171’dir. İçinde TiO2 bulunduran hayatımızın her alanında olan bazı ürünler.

BAZI; sakızlarda, hamilelere verilen demir ilacı ferrum fort da, mide ilaçlarında, bazı marka diş macunlarında, el sabunlarında, antibiyotiklerde, şampuanlarda, kremlerde, güneş kremlerinde, cilt maskelerinde, göz maskelerinde, kolesterol ilaçlarında, ağdalarda, tuvalet kâğıtlarında, kâğıt havlularda, kağıt mendillerde, dudak nemlendiricilerde, rollonlarda, bulantı haplarında, beyaz çikolatalarda, … Kısacası hemen pek çok kozmetik ürünlerinde, temizlik ürünlerinde, aburcuburlarda kimyasal savaş aygıtı olan TiO2 ver ve hayatımızın, geleceğimizin hemen hemen her şeyine yön verecek kadar kullanmaktayız. Bahsi geçen ürünlerin pek çoğu kadınların kullandığı, alış verişte özellikle çok tükettiği ürünlerdir. Tarihsel olarak kapitalizmin ve insanlığın ve doğanın sömürü çarkları her daim kadınlar üzerinden daha çok kendini var etmektedir, bundan dolayıdır ki kadınlar kapitalizmin yıkımının en büyük, en değerli kaynaklarından ve ivmelerindendir. Kadınların tartışmasız gücü kapitalizmin özellikle kimyasal savaşına karşına yönelik bireysel ve örgütlü bir direnişi şarttır. Özellikle kozmetik ürünlerinde, temizlik ürünlerinde çocukların tükettikleri her türden aburcubura karşı savaş açmaları şarttır. Evet, kapitalizmin bu kimyasal savaşına kadınların öncülüğü tartışmasız şarttır. Kadınlar bu kimyasal savaş aygıtlarına karşı olmak zorundadır. Aksi halde bu yüzyıl için sıklıkla kullanılan biyolojik savaşların pek fazla sürmesine gerek kalmadan kimyasal savaşla insanlık ve doğa yok olacaktır. “Kadınların tüketim canavarı” olarak görülmesi ve kapitalizmin çarklarının dönmesinde en önemli faktörlerden biri ve bunu tersine çevirmeliyiz. Özellikle kozmetik ürünler, estetik ürünler, güzellik adı altındaki ürünler bunların kullanımından artıklarına kadar saymakla bitmez bir insan ve doğa düşmanı posa çıkmaktadır. Kozmetik ürünlerin kapitalist sömürü sisteminin devamı için nasıl bir sermaye gücü olduğunu burada uzun uzun anlatmamıza gerek yok. Sözde kozmetik ürünlerle insan bedeninde sözde güzellik yarattığını iddia eden salonlar adı altında, sözde organik maddeler, zararsız maddeler kullandığını iddia edenler kimyasal savaş aygıtının adeta birer tapınağıdır. Her kadının çantasında pek çok kimyasal savaş aygıtı içeren TiO2 ve daha pek çok zararlı kimyasallar bulunmaktadır ve bunlar hakkında yazılıp, çizilen sözde bilimsel makaleler hepsi ama hepsi özel olarak tek tek maaşları verilen yazarlarca yazılmakta ve popülize edilmektedir. Elbette bunları reklamlarında kullanılan ünlüleri de unutmamak gerek. Öylesine büyük bir sektör ki kendi için küçük ama insanlık için çok büyük bir yok etme savaşının aygıtıdır kozmetik ürünler, temizlik malzemeleri, aburcuburlar, …

KADIN DEVRİMİ, insanlığın topyekûn devrimine sebep olabilir. Kadınlar kapitalizm tarafından öylesine sömürülüyor ki hem üretici hem tüketici olarak, kapitalizm neredeyse tüm tüketim malzemelerini kadınların algısı, duygusu, psikolojisi üzerine kurmuştur ve kurmaya da devam etmektedir. Ne gariptir ki değil erkek egemen kapitalist sistem kadınların tüketeceği her şeye çoğunlukla erkekler karar vermektedir. Üretilen, tasarlanan, planlanan ürünlerin hemen hemen hepsinin başında, ortasında, sonunda hep erkekler bulunmaktadır. İstisna bazı aşamalarda kadınlar olsa da bunlar dünya genelince parmakla sayılmaktadır. Kadınların ne giyeceğinden, ne yiyeceğine, hangi kozmetik ürünü, hangi temizlik ürünü vs. kullanacağına erkekler karar vermektedir. Erkekler üretmekte kadınlar tüketmekte adeta. Bu bile tek başına kadın onuruna, kişiliğine bir saldırıdır. Kadınların insanlığın ve doğanın kurtuluşu için öncelikle kozmetik ürünlerine, temizlik ürünlerine, aburcuburlara savaş açması şarttır.

Emperyal burjuvazi zerre kadar insanlığın ve doğanın sağlığını düşünmemekte sadece kara odaklı ve kardan başka hiçbir şey görmeyen doymak bilmeyen açgözlü kanemici bir sistem olarak var oldukça bu türden kimyasal savaş aygıtları pek çok biyolojik savaşı da destekleyecek ya da tetikleyecektir.

H.H.B.
02.09.2020

(*) 1. Titanyumdioksit, oksijenle tepkimeye girmiş titanyum elementidir. Bu bileşiğin en önemli kullanım alanı güneş pilleridir. Nano teknolojik boyalar özelliğini titanyumdioksitten almaktadır. UVA ve UVB ışınlarını önler. Ayrıca değerli bir madendir. Kaynak: (Vikipedi)
Formül: TiO2
Molar kütle: 79,866 g/mol
Yoğunluk: 4,23 g/cm³
Molekül ağırlığı: 79,87 g/mol
CAS numarası: 13463-67-7
Kimyasal formül: TiO2

2. Titanyum dioksit (veya popüler ismiyle titanya), titanyum elementinin doğada doğal olarak bulunan oksitlemiş formudur. İnsanlar bu bileşiği yiyeceklere beyaz renk vermek için (E171 isimli pigment), duvar ve resim boyalarında ve güneş kremlerinde yaygın olarak kullanmaktadır; öyle ki, ilmenit, rutil ve anataz gibi mineral kayaçlardan her yıl 9 milyon tondan fazla titanyum dioksit çıkarılmaktadır ve var olan tüm pigmentlerin 3’te 2’si civarı titanyum dioksit içermektedir. Bu pigmentlerin toplam değerinin 13.2 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Kaynak: (Evrim ağacı)

Köşe Yazıları
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?