Aykırı Aforizmalar

Aykırı Aforizmalar
Düşler kabuslar tarafından işkal edilince,
Uyumak uyuşmaya dönüşünce,
Yaşamak hayatta kalmaya indirgenince,
Aşk ile iştahın aynılığı ötekini yemek ile anlaşılınca,
Seyahat bir nakliyata dönüşünce,
Tatil amaç olunca,
İş karın doyurmak için yapılınca,
Söz ile laf arasındaki fark yok olunca;
Nasıl yaşanmalı? Nasıl yapmalı? Hele bir düşünün Canlar
# # #
Hareket sarsıntıdır. Sonsuz hareket sabitliktir. Şeylerin kendisinde iyilik veya kötülük yoktur. Şeyler sadece vardır. Bir şeyi iyi veya kötü kılan onun zatı, doğası, kendisi değildir. Şeyler (eşya) değerlendirmez, değer vermez, kıymet biçemezler. Sadece değerlendirmenin, değer vermenin konusu olurlar. Değer, şeylere dışardan gelir. Onların dışında bir iradenin edimidir. Bir ‘şey’ var olduğu için değerli olmaz. Değer insana mahsus bir kavramdır. Şeylere değeri biz atfederiz. Biline ki; insan eşya (şey) değildir. Lakin kimi insan eşyalaşarak değer kazandığını sanır.
# # #
Bir kitaptan o kitapta yazılı olandan daha fazlasını okuyamıyorsan ya okuduğun kitap değildir ya da sen okur değilsin.
İnsan yazı yazmayı bilen bir hayvandır. Okumayı da öğrenmek durumunda.
# # #
Yıldızlar bir gün sürgün verecektir. Ağır gelen de o “bir günün” hangi gün olduğunun hiçbir şekilde bilinmemesidir.
# # #
Fedakâr annenin hizmet-emek diktatörlüğü,
Endişeli arkadaşın lütuf diktatörlüğü,
Hayırseverin borç diktatörlüğü,
Pazarın ucuzluk diktatörlüğü…
Bunu da düşünelim Canlar!

# # #

Haberimiz olmadan bizi tabuta koyup gömmüşler. Bunu nereden bileceğiz? Kaç kişinin bizi kaç kez düğünü nereden bilebiliriz? Kimin ölüsü, kimin dirisiyiz? Kendimizin kronik hastasıyız.
Hele bunu da bir düşünelim Canlar!

# # #

Judeo Hristiyan kültürde insan gövdesi suç ve suç aletidir. Bu nedenle yasalara maruz kalmıştır. İslam’da da kadının gövdesi suç ve suç aletidir. Nelere maruz kaldığını biliyoruz.
# # #

Çocuklar (insan) düş ve kabustan yapılmıştır.
# # #
Hissederek yalnız kalan insan kime güvensin? Yalnızlık insanı insana güvensiz mi yapar?
# # #
Öyle bir yere varıldı ki; harfler yer değiştiriyor durmadan. Kelimeler ayrık duruyor. Yok, yok ne durması… durmuyor sıçrıyor, dans ediyor. Tüm olasılıklar aynı anda yazılıp bozuluyor. Sahi umutnasıl yazılır? Hangi dilde kaç harf ile, nasıl yazılır? İşte o “hangi dil” nasıl bulunacaktır? Dilsizliğin dili. Yitim dili. Kadim dil. Yol dili!
# # #
Yolda ölüm yok.
Acaba cava biberinden, şeytanın bostanındaki zakkum biberinden daha acı olduğu için midir? Yoksa Eduardo Galeano haklı mı?
# # #
Aynaya bakıp “düşmanı” müşahede altında tutmak kime tekabül eder? Ne’ye işaret eder?
# # #
Körler kulakları ile gördüklerini anlatırlar. Kör masalları hep abartılı olur. Meseleleri kulakları ile görenler elbette abartacaklar. “Abartma” kelimesine bir K harfi ekleyin bakalım ne göreceksiniz! Kulak ve (K)abartama.
# # #
“İnsanı beni yaratması için yarattım”. Yine Galeano’dan alıntı…
Dilimizin ucunda olup da bir türlü hatırlamadığımız, aslında çok iyi bildiğimiz kelimeler nereye saklanırlar? Zihnimizde mi zulalanırlar? Dilimizden mi kaçarlar? Kötüye kullanılmaktan mı korkup saklanırlar? “Sağlık olsun” deyip, ölmemelerini temenni ederek, “nasıl olsa kayıp kelimeleri buluruz” umudu ile yaşamak mı aslolan?
Yeter ki kelimeler kaçırılıp gözaltında kaybedilmiş olmasınlar. Faili meçhul cümlelerde yaşayan kelimeler…kendini unutturmaya çalışan kelimeler…
Her kelim bir cümle ihtimalidir. Kayıp kelimeleri bulmak için iz okumayı bilmeli. Okumak ve bilmek. Okumayı bilmek. İz okumadan kayıp kelimelerin izini sürmek ne mümkün? Sürmek ve bilmek. Sürek. İz, sürülen ve bilinen bir şey. İşin içine sür(me)(k)(e) girmiş ise, zaman ile bulunur kayıp kelimeler. Zaman içinde değil, bir zaman sonra değil, şu kadar zaman sonra veya önce değil. Zamanın niteliği ile bulunur. Zira zaman nicel değil niteldir. Zamanın uzunu, kısası, sayısı, tartısı yoktur. Zaman kalitedir. Kalitatif kıymettir. Sayısal, ölçüsel değildir.
# # #

Kahramanların içine kirli yağmurlar yağınca samanyolunu sırtlayıp terk ederler diyarlarını. Yeryüzünü tahta adamlar doldurur. Her biri bir mağaraya kapı olmak için yarışır. Bilmezler ki mağaraların kapısı olmaz. Mağaraların sadece girişleri olur. Eşiği olmayan kapı, kapı olmaz.

Vakıf Çağın
20 ağustos 2020

Köşe Yazıları
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?