ALEVİ KIZILBAŞ İNANÇ ANLAYIŞINDA DAĞ ,TAŞ ,KAYA VE AĞAÇ KÜLTÜ

ALEVİ KIZILBAŞ İNANÇ ANLAYIŞINDA DAĞ ,TAŞ ,KAYA VE AĞAÇ KÜLTÜ

Alevi Kızılbaşların pir ve mürşidlerinin menkabelerinde anlatılan kutsiyet kazanan ve olağanüstü durumlarda ortaya çıkmış olan dağ, taş, kaya ve ağaç motifleri bugüne kadar varlığını korumuş inanç ritüelleridir.
Bu kültlerin ortaya çıkması kült haline dönmesi için bazı şartların olması gerekir. Kült:Yüce ve kutsal olarak bilinen varlıklara karşı gösterilen saygı, onlara tapınış. Bu saygı ve tapınış duayı, kurbanı, belli ritüelleri gerektirmektedir. Tapınaklar, toplantı evleri, kutsal olarak bilinen mekânlar, tepeler, mağaralar, nehirler kült yeri olarak kullanılır; kült için bayram ve tören gibi belli zamanlar seçilir; kült araçları bulundurulur; en önemlisi de bu amaçla toplanmış cemaat ile cemaati yöneten bir lider gereklidir.İlk şart ;
1 ; Burada şahıs ve nesneye konu olabilecek özne önemlidir. Örneğin Hünkar Hacı Bektaş velinin veliliğine inanmayan şahsın gösterdiği taşı ekmek keser gibi kesmesini istemesi ;Hünkarın da bunu kesmesi ile inanmayan şahsın bunu görünce hünkarın müridi olması..Kireç karan birinin Hünkardan gerçek veli isen kayayı hamur gibi yoğurmasını ister Hünkarda ayaklarıyla kayayı yoğurmasıyla şahsın Hünkarın müridi olması o kayanın şuan HAMURKAYA olarak ziyaret edilmesi..
Bugün Anadolunun hemen her yerinde üzerinde Hz. Ali nin atının ayak izleri veya ulu erenlerin el izi veya ayak izleri mevcuttur. Amasya da Çoban Dede ,Edremitte Duradağı üzerinde Mudurnuda Aktaş köyünde ,Kayseri de ,Maraş Elbistan yolu üzerinde iri bloklar halindeki kayalarda işaretler çukurlar görülebilir.Elbistan yöresindeki Kızılbaşlar ve Kurmançlar arasında ALİ KAYASI diye bilinir ve son derece mübarek sayılır.Bu kayalara ve izlere ziyaret edilerek adaklar kurbanlar kesilerek hastalıklardan kurtulmak ,dilekler dilenir takdis edilir.
2;Taş kaya ve ağaç motiflerinin bulunduğu yerde ki insanlara fayda sağlaması gibi Kut dağı efsanesinde Uygur ülkesinin refahının iri bir yeşil kayaya bağlı olduğu bu kayanın sayesinde halkın felaketten uzak kaldığını saadetini bu kayaya borçlu olduğunu kabul ederler .Bunu duyan Çinliler Uygur kağanın oğluna Çin imparatorunun kızı karşılığında kayayı istemesi ve bunu kabul eden Uygur kağanın taşı vermesiyle kıtlık başlar ve Uygurlar göç etmek zorunda kalırlar.İkinci örnek Sivas Yıldızeli Bedohton köyünde ki yeşil direğin ortadan kaybolmasıyla köyü su basması aynı direğin kaymakam tarafından Yıldızeline götürülmesi , gece yarısı kendiliğinden aynı köye geri dönmesi halk tarafından kutsiyet kazanınca kült haline dönüşmesi.
Son olarak 3 ; bu inancın taş kaya veya ulu ağaçların fayda sağlayacak ve zararı kötülüğü uzaklaştıracak ziyaret olması ,adaklar adanması ,kurban kesilmesi gibi uygulamaların olması . Kızılbaş köylerin bir çoğunda ziyaretgah olarak taş ,kaya dağ ,tepe ,ulu agaçların var olduğu ve hemen yanında yatırların mevcut olduğunu görürüz yaz aylarında yapılan festivaller dikkat ederseniz bu ziyaretgahların ismiyle yapılır.Bu binlerce yıllık bir inançsal kültürün devamı niteliğindedir.Bu yatırların bir çoğu şahıs ismi yerine PİR DAR yani evliya ağaç ,AKA AĞAÇ ulu ağaç adını alan bu ağaçlara çamlık baba ,sarı kız ve bulundukları dağın tepenin ismiyle anılırlar.Sivas valisi Memduh paşa Kızılbaşlar hakkında yaptırdığı gizli araştırmayı Abdulhamide rapor ederken şu cümlesi çok önemlidir. ’’Kızılbaşların büyük ağaçlara son derece hürmetle takdis ve tazim ettikleri sık sık ziyaretlerde bulundukları vurgulanmıştır.’’
Buradaki yatırların bir çoğu gerçekten yatır değil sadece sembollerden ibaret olduğu araştırmalardan ortaya çıkmıştır. Anadoluda buna benzer Bektaşi ve Kızılbaş toplumlarında sık rastlanan bazı örnekler vermek gerekirse Hacıbektaş daki Arafat dağı ,Kırıkkale de Hasan dede köyünde Denek dağı, alevi kızılbaşların çok kutsiyet gösterdikleri dağlardır.,Doğu anadoluda KIZILBAŞ KÜRTLERİN Vartonun kuzeyinde Bingöl dağları üzerindeki Kaşkar tepesi yakın zamana kadar o bölgede ki kızılbaş köylerinin her yıl yaz ayında adaklar ,kurbanlar kesilerek duaların okunduğu dağ kültü önemli bir yere sahiptir.Afyon Kalecik köyü yakınlarında ki oyuk bir kaya ,yanında hiç bir mezar olmadığı halde Sarı Çoban Dede adıyla anılmakta kendisine ziyaretler yapılarak şifa umulmaktadır.Adı geçen pirlerin bu menkabelerinde dağ tepe gibi yüksek yerleri seçmelerinde geldikleri göç ettikleri coğrafyada aynı kültlerin varlığına delalettir.Çünkü aynı kültleri ,motifleri ,inanç ritüellerini geldikleri yerlerdeki gibi göç ettiği coğrafyaya da taşımışlardır.

Ağaç kültü daha çok tahtacılar ve Yörüklerde yayılmış olduğunu çoğumuz biliriz.Ağaçlara büyük saygı duyarlar ,muharrem ayında ağaç kesmezler Salı günleri de kesilmez ;ağaç kesecekleri zaman gülbanklar okuyarak keserler. Kutsallığına inanılan ağaçların motiflerini ölülerin mezar taşlarına işlerler.Tahtacılarda ata-baba ruhlarının büyük su kenarlarında, yüksek dağlarda, sık ormanlıklarla gölgesi bol olan ağaç altlarında ikamet ettiklerine inandıklarından dolayı ağaçlar kutsal olarak kabul edilmiştir. Orman canlı varlıkların evidir. Bundan dolayı gereksiz yere ağaçlara zarar vermenin, onları tahrip etmenin sebepleri daha iyi anlaşılır. Bu tür davranışlarda bulunmak ağaç veya orman ruhunun öfkelenmesine neden olur. Bu konulara dikkat etmemek birçok felakete neden olacağından hem avlanmada hem de ağaç kesiminde doğal denge korunmaya çalışılmalıdır.Tahtacılar en çok sarıçam ,ladin ,köknar ve ardıçı ,Yörükler ise karadut ,çınar ve katran ağacını kutlu sayarlar. Malatya’nın Onar köyündeki Onar Dede ile Sakız Dede türbelerinde kutsal olduğu kabul edilen kuru bir ağaç bulunur. Halk bu ağacın gövdesinden çıkardığı yongaları kaynatır, hasta hayvanlara içirir. Böylece bu hayvanların şifa bulacağına inanılır. Mut bölgesinde bir kişi rüyasında ulu bir ağacın devrildiğini görürse, bu bölgedeki eşraftan birinin öleceğini gösterir.
O halde taş ,kaya dağ ,tepe ,ulu agaçlara ibadet ,mum yakılması ,çaput bağlanması ve adakların yapılmasında ki amaç bu taşa tepe,dağa değil onda varlığını sandığı İYİLİK VE KÖTÜLÜK meydana getirebilecek şeylere tapmışlardır.Diğer bir inanç anlayışı da dağ tepelerin üstün bir takım güçlerin ve ruhların ikametgahı olduğuna inanmalarıdır.İlginç bir örnek vermek gerekirse Edremitin köylerinde karnı ağrıyan bir çocuğun ninesinin duası şöyledir’’Dağlar taşlar ulu kaba ağaçlar ,koca çaylar gel çocuğumun karnının ağrısını al ‘’bu dua da dikkat ederseniz ilginç olan dört tane kültün yan yana söylenmesini görüyoruz.Dağ ,taş ,ağaç ve su..
Alevi kızılbaşların varoluşundan bu yana doğa ile içi içe olduğu yaşamlarının bir parçası olan su,ağaç,taş dağlara verdikleri kutsiyetler sevgileri saygıları inançlarının ,insanı merkeze koyarak kolektif iradeleriyle bugüne getirdikleri sembolik motifleri kültleri ile bizlere doğal inancını beslemekte ve kuvvetlendirmekte çok zengin çeşitliliği olduğu bir hazinenin kapısını işaret etmektedir.Aşk ile canlar..

Sosyolog ;İbrahim ERGİN

Köşe Yazıları
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?