GİZLENEN TARİHİN TANIĞI ORTADOĞU

GİZLENEN TARİHİN TANIĞI  ORTADOĞU

Tanığı tanıklık yapmaması için ya teslim alırsın, yada yok edersin, dahada olmadı mı elinde tanıklık ede bilecek belgeleri ve bilgileri alırsın.

Mezepotamya ve Anadolu binlerce yıldır böyle bir uygulamaya tabi tutulmakta.

ORTADOĞU kendi yaratımları hem maddi hemde manevi alanda zıtlarına dönüşüp kendini tutsak ettiğinde, aslında tüm insanlık adına kendini kurban etmiş sayılmaktadır.

Bu yabancılaşma üzerine yükselen uygarlık ilk ve orta cağlarda o kadar derin bir etki yaratmıştır ki, dünya nın hiç bir köşesi etkisinden kurtulamamıştır.

Bu anlamda ORTADOĞU tarihsel bir kişiliktir.

O kök salmış bir ağaçtır = tohumları dünya nın dört bir tarafına yayılmıştır.

Daha doğrusu yarattığı insanlığın eski mezarlığına dönmüş gibidir.
Tıpkı piramitler ve ziguratlar gibi büyük bir mezarlık.

15 , 000 yıl analık yap, insanlık için gerekli olan her şeyi yarat, sonra en çaresiz bir kul durumuna düş!

Tüm tanrıları ve büyüklükleri yarat, sonra hepsinin en çaresiz kulu ol!

Tüm insanlığı doyurmanın zararları nı yarat, sonra aç kal!

Herkesi aydınlatan bir umut ol, sonra karanlıktan kurtulma!

Herkese ses ol, müzik ve şiiri yarat = sonra dilsizlere, sağıra dön!

Herkes için bilimi, saygıyı ve tekniği yarat, sonra en cahil ve çaresiz kal!

Herkese sarayı ve hanı yarat, sonra yerleşecek bir avuç yere muhtaç ol!

ORTADOĞU uygarlığı işte bu büyük çok dramatik çelişkinin adıdır.

Aşkların neden yakıp kül ettiği bu çelişki’de gizlidir.

İlk tanrı- tanrıça kavuşmasını yarat, sonra en aşağılık dilenci durumuna düşmüş kadın ve erkeği ol!

ORTADOĞU halkları çok ağlar.
Bu kadar değer yarattıktan sonra kaybet = tabiki çok ağlayacaktır.

ORTADOĞU özellikle son bin yıldır ölüm sessizliğine ağlamaktadır.

Ezanlar, türküler, şarkılar, sazlar hüzün dolu ve ölüme çağrılıdır. Bunların hiç biri tesadüf değildir: olup biteni dile getirirler.

En son Osmanlı yönetim dönemi bu gelişmede tam bir mezar bekciliğidir.

İnsanlığa analık eden ve uygarlığı bahşeden bu gerçeklik, böyle yerde bırakılamaz.
Bırakanlar en büyük ihanet içindedirler.

Uygarlık ihaneti büyüktür ve hainleri çoktur.
Onun için intikam hareketleri de büyüktür ve çoktur.

Bu neyi kurtarir ki? Öl ve öldür yaklaşımı, mezarlıkları büyütmekten başka neye yarar ki?

ORTADOĞU’da din kavgaları, namus ve aile kavgaları, mal mülk kavgaları gibi incir çekirdeği kabilinden gerekçelerle oluk oluk kan akıtılır.

Bunlar bahanedir. Tüm bu kan akıtmaların temelinde büyük kaybedişler, ihanet yatmaktadır.

Tüm uygarlık değerlerine el konulup ırzına geçilmiştir.

Bu gerçeklik kızda ve kadında sembol anlamına büründürülür. Sembole bir şey olursa, büyük kutsallık kirlenmiş sayılmaktadır.

O nedenle cezası en ağır ve kabul edilemeyecek tarzdadır. Trajedi kaynağını buradan, bu tarihden alıyor.

Geçmiş uygarlığın silnemeyen izleriyle, çağdaş uygarlık çatışma halindedir.
Daha doğrusu, yeni sentezin oluşum gereğini ortaya koymaktadır.

Uygarlığın en son haliyle bilimsel-teknik cağın tek başına yetmediği, gerçek tarihsel kökleri ve kültürleri üzerinden yeniden bir sentezin dekleminde, insanlığın kendini yapılandırması kaçınılmazdır.

Kemal Cenik.

Köşe Yazıları
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?