Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan işçiler: Korkuyoruz ama ekmek parası

Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan işçiler: Korkuyoruz ama ekmek parası
İzmir Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nde salgın tehdidi altında çalışan işçiler, “Korkuyoruz ama ekmek parası. Ya virüsten öleceğiz ya da açlıktan. O yüzden sesimizi çıkartamıyoruz” diyor

Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan işçiler: Korkuyoruz ama ekmek parası

Aycan KARADAĞ

Koronavirüs salgını nedeniyle sokağa çıkma kısıtlaması varken bile üretim alanlarında ve fabrikalarda binlerce işçi çalışıyor. İzmir’de başta Aliağa, Torbalı ve Çiğli olmak üzere birçok üretim bölgesinde işçiler zor koşullarda, risk altında, toplu şekilde çalışmaya devam ediyor.

Bu bölgelerde çok sayıda işçi virüse yakalandı. Yalnızca Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) bulunan, yaklaşık bin 800 işçinin çalıştığı Akar Tekstil’de 60’tan fazla işçinin Covid-19 testi pozitif çıktı. Akar Tekstil işçileri, nisan ayı başında İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın 13’üncü maddesinin kendilerine tanıdığı ‘çalışmaktan kaçınma’ hakkını kullanmak istemiş; ancak fabrikanın güvenlik görevlileri ile kimliği belirsiz kişiler işçilere sopalarla saldırmıştı. Üstelik saldırıya uğrayan işçilerden savunma istenmişti.

Bu fabrikada virüse yakalanan işçilerin iyileştiği öğrenildi; ancak tehlike sürüyor. Çiğli OSB’de bulunan diğer fabrikalarda da Covid-19 teşhisi konulan işçiler var. Vakaların ortaya çıkmasının ardından birçok fabrikada önlem alınsa da, işçiler alınan önlemlerin yetersiz olduğunu belirtiyor. BirGün’e konuşan işçiler, açlık ve hastalık arasında seçim yapmaya zorlandıklarını söylüyor.

SESİMİZİ ÇIKARTAMIYORUZ

Bir işçi şöyle diyor: “Ben tekstil fabrikasında çalışmaya devam ediyorum. Bölgede vaka çıkmasının ardından fabrikada önlemler arttı ama korkuyoruz. Korksak ne olacak ki ekmek parası. Ya virüsten öleceğiz ya da açlıktan. O yüzden sesimizi çıkartamıyoruz. İçeride sosyal mesafede büyük sıkıntı var. İş yaparken dip dibeyiz. Maske bir işe yaramıyor. Eşim ve çocuklarım var. Her gün korkarak eve gidiyorum. Çoğu arkadaşımız rapor alıyor. Ya da ücretsiz izne çıkartılıyor. Yetkililerin bize destek olması gerekiyor. 3-4 günlük sokağa çıkma yasağında bile işçiler hariç deniyor. Virüs işçiyi öldürmüyor galiba.”

İŞÇİYİ DÜŞÜNEN YOK

Diğer bir işçi de, “Ben rapor alacaktım ama bu dönemde çalışmaya devam eden işçilere prim verileceği söylendi. O yüzden çalışmak durumundayım. Borçlarım çok fazla” diye konuşuyor. Birçok arkadaşının ya rapor aldığını ya da mecburen yıllık iznini kullandığını belirten işçi, “Bölgede başka fabrikalarda virüs çıktı. Bizim fabrikada yok deniyor. Son dönemde önlemler arttı. Yemekler fast-food oldu. Ortak alanlar kapatıldı. Servislerde az sayıda gidiyoruz. Yeterli değil bence. Bir maske veriyorlar, akşama kadar onu kullanıyoruz. İçeride çalışanlar olarak sürekli iç içeyiz. Nasıl temas etmeyelim ki… İşçiyi düşünen yok. Biz de artık saldık. Zaten şans eseri yaşıyoruz. Yapacağımız bir şey yok” ifadelerini kullanıyor.

NE OLACAK BİZİM HALİMİZ?

Ücretsiz izne çıkarılan bir işçi ise şunları söylüyor: “Ne yapacağımı bilmiyorum. Borçlarım var. Kimse umursamıyor. Bilgi alamıyoruz. Virüsten ölmeyeceksek bile açlıktan öleceğiz. Kimse bizimle ilgilenmiyor. Ne olacak bizim halimiz? Yazık değil mi bize? Fabrika yetkilileri bize haber etmiyorlar.”

İŞÇİLER YALNIZ BIRAKILDI

Deri, Dokuma ve Tekstil İşçileri Sendikası (DERİTEKS) Örgütlenme Uzmanı Cihan İşçi, ‘evde kal’manın işçiler için hayal olduğunu, salgın sürecinde işçilerin yalnız bırakıldığını belirtiyor: “Başta, tüm kamu otoriteleri tarafından ‘hayat eve sığar’ ve ‘evde kal’ sloganı eşliğinde halka kendi OHAL’ini ilan etme ve evde kalma çağrısı yapıldı. Bu çağrı tüm medya kanalları kullanılarak, tanınmış ve medyatik kişiler üzerinden kampanyaya dönüştürüldü. Ancak tüm topluma yapılan çağrıya rağmen milyonlarca işçi ‘istisna’ oldu. İşçiler bu çağrıya uyamadı. Tam tersine uymamak zorunda bırakıldı. İşe gitmemesi, evde kalması halinde ciddi geçim sıkıntıları ile karşılaşacak, beş parasız, tazminatsız kapının önüne konulacağını bilen işçi ve emekçiler için ‘evde kalmak’, ne yazık ki bir hayalden öteye gitmiyor. Bu süreçte işçiler yalnız bırakıldı. İşçiler, 15-20 gün ücretli izne çıkartılsaydı bugün ölümler olmayacaktı.”

Haber
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?