Etme bulma dünyası

Etme bulma dünyası

En sonda söyleyeceğimi “Nazım Hikmet’in affına sığınarak” ilk başta söyleyeyim:

“— demeğe de dilim varıyor(!)—

kabahatın çoğu uygulanan tarım politikalarında, canım kardeşim!”

Doğa biz insanları artık istemiyor. Sırtında yük, ciğerlerine yerleşmiş iflah olmaz ur olarak görüyor. Bizden kurtulmak, “efendisiz” yaşamak, eşitlenmek istiyor. Bunun uyarılarını defalarca ve kısa aralıklarla yaptı.

Nedir bu uyarılar?

1- 1996: Deli dana hastalığı,

2- 2003: SARS-Ağır akut solunum yolu yetersizliği,

3- 2005-2008: Kuş gribi

4- 2009: Domuz gribi,

5- 2012: MERS; Ortadoğu solunum sendromu corona virüsü,

6- 2014-2016: Ebola virüsü (viral kanamalı ateş)

Bütün bunların sebebi ne peki?

Birleşmiş Milletler Çevre Programı, hayvandan insana geçen hastalık artışının 5 temel sebebi olduğunu açıkladı:

– Ormansızlaşma ve diğer arazi kullanım değişiklikleri,

– Yasadışı ve denetimsiz yaban hayatı ticareti,

– Antibiyotik direnci,

– İklim değişikliği,

– Ve yoğunlaştırılmış, yoğun enerjiye dayalı tarım, yani endüstriyel tarım!

Sırasıyla bakalım

– Ormansızlaşma niye yapılıyor?

En çok şirketler endüstriyel tarım yapma amaçlı yağmalıyor. Enerji, maden ve inşaat şirketleri de rant için yok ediyor. Patojenlerin bu nedenlerden ortaya çıktığını uzmanlar ve bilim insanları söylüyor.

– Yaban hayvan ticareti ile yapılan katliam; sistemin, doğaya karşı vahşetine bir de, – yasa içi-dışı gibi etik olmayan- hayasızca kılıflar uyduruyor.

– Hayvanlar içeriye, bitişik nizam kapatılıyor. Burada olabildiğince az hareket etmelerine izin veriliyor. Hastalıklara karşı mukavemeti bu yolla azalan hayvanlar kolayca hastalıklara yakalanıyor. Hayvan hastalıklarına ve yüksek verim versinler diye yoğun antibiyotik kullanılıyor. Bu antibiyotikler hayvansal ürünlerle birlikte insanlara geçiyor.

– Endüstriyel tarım, gıda işleme ve serbest piyasanın dağıtım sistemi, iklim değişikliğinin %47-54 sebebi durumunda. İklim değişikliği hayvan hareketliliğine-göç etmelerine neden oluyor. Yaban hayat ile insan mesafesi bu yolla yakınlaşıyor.

– Endüstriyel tarım sistemi ile insanlar karnını doyuruyor, fakat beslenemiyor. Beslenemeyen insanların bağışıklık sistemleri çöküyor. Ürünlerin üzerindeki zehir (ilaç) kalıntılar ayrıca insanların bağışıklık sistemini bozuyor.

Bu beş ana etmen doğanın döngüsüne insanların soktuğu çomak oluyor. En son olarak Covid-19 virüsüne bu etmenlerin ortam yarattığına inanılıyor. Ve doğa bu yükü taşıyamadığındandır ki mütemadiyen uyarıyor! Doğa ve doğa dostu duyarlı kesim ve örgütler, sermayenin bu tahribatına karşı “gezegen demokrasisi” istiyor. Sermaye doğanın efendisi ve “efesi” olsun istemiyor!

Ne yapmalı?

Bir, kısa erimde, bir de, hemen şimdi kararlarını alıp aşamalı geçişle iki şey yapılabilir.

1- Olası gıda krizinin yaşanmaması için yapılması gerekenler:

– Üretim seferberliği. Bunun için de, öncelikle çiftçi borçları silinmeli.

– Üretim girdisi olan tohum bedelsiz dağıtılmalı. -Mazottan hiç vergi (KDV+ÖTV) alınmamalı. Sulama suyu bedelsiz olmalı, Sulama amaçlı elektriğe zam durdurulmalı ve % 80’i sübvanse edilmeli.

– Ekilmeyen bütün arazilerin ekilmesi için teşvik verilmeli.

– Nadasa bırakılan araziler bu yıl ekilmeli. Nadas alanlarına ekilecek kuru bakliyat ekimi için bedelsiz tohum ve dekar başına bedelsiz mazot dağıtılmalı. Bütün nadas toprakların bu yolla ekilmesi teşvik edilerek sağlanmalı.

2- Yaşadığımız sorunları bir daha yaşamamak için: Endüstriyel tarımdan çıkılması doğrultusunda karar alınmalı. Bir plan dahilinde, kimyasalsız bitkisel tarıma geçilmeli. Özgür mera hayvancılığı için planlama yapılarak hayvan yetiştiriciliğine dönülmeli. Hayvan imalatçılığı (endüstriyel hayvancılık) ve imal edilmiş hayvanlardan ürün imalatı ile beslenme terk edilmeli.

Mevcut ürün tedarik zinciri yerine üretici-tüketici kooperatifleriyle ürünler tüketiciyle aracısız buluşturulmalı.

Son söz olarak da;

doğayı tahrip etme yeteneğini teknolojik imkânlarla taçlandıran kâr eksenli sistemlere karşı gezegen demokrasisi inşa edilmeli. Uygulanan neoliberal politikalar yerine kendi bünyemiz ve doğayla eşitlik sistemini öngören bir düzene geçilmeli. Tarımda ise fabrika ayarlarına (kimyasalsıza) dönülmeli!

Abdullah AYSU

Köşe Yazıları
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?