ALEVİ OLMAK. 2

ALEVİ OLMAK. 2
Binlerce yıllık bilgi ve birikime dayanan ALEVİ toplum gerçeği = doğa ve doğal toplum kök ve kültürü, insani merkezine yerleştiren inancı, kendi öz değerleriyle evrensel değerleri bütünleştiren derin köklü felsefesiyle, insanlık tarihinin zaman akışı içerisinde, her türlü zulüm, baskı ve katliamlara maruz kalarak kendi yolundan taviz vermeden, günümüze kadar kendini var ederek gelebilmiştir.
Yaşamış olduğu tüm cağların ve günümüz defermasyonlarina maruz kaldığını, öncülerinin derisinin yüzüldüğü, idam sehpalarında teslim alınmak istendiği, büyük katliamlardan geçirilerek imha ve asimile edilmeye çalışıldığı gerçeği toplumsal hafızanın belleğinde tüm canlılığıyla yer edinmiştir.
Alevi erkanı ve yolu hak ve hakikatın aşkıyla kendini dara çekmek ( öz elestiri ) tarihsel ve toplumsal bilinciyle yoldan taviz vermeden varlığını koruyup, her dönemin koşullarına göre gelişip geliştirmektir.
Yoldan ayrılanlar ve savrulanlar, kişisel çıkarları uğruna, tarihsel ve toplumsal çıkarlarını pazara sürerek pazarlamaya kalkanlar, ALEVİ kültür ve değerlerinden nasibini almadıkları gibi aleviliği alınır satılır gibi bir meta olarak gördükleri açktır.
Kendi doğal ortamından kırsal alandan koparılarak, büyük metropollere aşırı yığılması, kapitalist pazara savunmasız olarak sunulmasını da beraberinde getirmiştir.
Dolayısıyla içindeki hainlerede gün doğmuştur.
Bütün tarihi boyunca mazlum ve madur olan ALEVİ toplumu tüm yeni gelişmelere açık olduğu gibi mazlumun yanında yerini almaktanda çekinmemiştir.
Türkiye cumhuriyetinin kuruluşu ve sahiplenmesi bunun en çarpıcı örneğidir.
Burada da büyük bir hayel kırıklığıyla karşı karşıya kalması = Desim, Koçgiri, Çorum, Maraş ve Sivas Gazi her türden imha inkâr ve asimilasyona maruz kalmasının önüne geçilememistir.
Sol sosyalist-devrimci bilinç ve düşüncenin gelişimi ve ilk buluştuğu toplumsal dinamik yine ALEVİ toplumu olmuştur.
ALEVİ toplumu hiç terettüd etmeden en değerli evlatlarını, en kararlı gençlerini bu yolda seferber etmiştir. Haklı ve meşru mücadele ALEVİ toplumunun mücadele çizgisidir ve yoludur.
Özellikle Sivas katliamı ve dehşeti televizyonların canlı yayınlarıyla, değil sadeece Türkiye bütün dünyaya izletilmiş ve duyurulmuştur.
Kendi öz yerlerinden ve yaşamlarından koparılarak Türkiyenin büyük metrepollerine ve Dünya nın değişik ülkelerine savrulan, dağıtılan ALEVİ toplumu, tarihsel birikiminin patlaması nın yaşanmasına yol açmıştır.
Bunca açıyı, zulümü ve katliamları yaşayan ALEVİ toplumu, hümanist düşünce ve köklü kültür yapısından olsa gerek, düşman algısını ve kavramını içinde barındırmamakta dır.
Sivas ‘ın dehşeti, alevilerin yaşadığı her alanda ki toplumsal tepki ve enerjiyi açığa çıkarıp modern bir örgütlenmeyi dayattığı da, başta kanat önderleri olmak üzere herkes bu durum karşısında hazırlıksız yakalandı.
Bu hazırlıksız yakalanmayla bir yüzleşme ve köklü bir öz eleştiri hâlâ yapılabilmiş değildir.
Kitlenin tepki ve refleksleri nin peşinde sürüklenme ve bir çok savunmaların altında ki nedenlerin başında gelen en önemli faktördür.
ALEVİ hareketi şahıs ve bireylerin emek ve fedakarlıklarını baş tacı yaparak, gözardı etmeden, toplumsal, kolektif bir öncülüğüne kavuşturulması tarihsel ve yaşamsal öneme sahiptir.
Öncüsüz, örgütsüz ve eylemsiz bir hareketin bütün istismar ve saldırılara açık savunmasız olduğu gibi, kendi içinde de çürümenin kaçınılmaz olduğu çok iyi bilinmelidir.
Kendiliğinden bir tepki hareketi olarak da gelişen ALEVİ hareketi, aynı zamanda büyük bir emek ve fedakarlık hareketidir.
Hareketin örgütlü yapısı, aynı zamanda negatif ve pozitif olarak bir hedef durumundadır.
Geri muhafazakar kesimler, siyasal islamla ALEVİ hareketinin işbirlikçiliğini yaparak asimilisyonun öncülüğünü yaparken, çağdaş laik olduğunu ileri sürenler, devlet ve diyanet üzerinden aleviliği istismar ederek kendileri için salt oy potansiyeli olarak görenler aynı yolun yolcuları aynı sonucu ortaya çıkarmaktadır.
ALEVİ hareketini, her iki kesim de istismar ve asimilasyona açık hale getirtip kapıları sonuna kadar açtıkları gibi, ALEVİ toplumunu açık bir pazar olarak görüp düşmanca davranmaktadırlar.
Binlerce yıldır mağdur ve mazlum olan ALEVİ toplumu, kendi öz değerlerinden ve tarihinden yola çıkarak, hakikate dayalı haklı ve meşru mücadelesinde eğilim, tercih ve karar verilebilecek iradı gücünü açığa çıkararak, tarihsel kader birliğini paylaştığı kesimlerle stratejik ittifaklar oluşturup kendi varlığını ve yaşamını güvence altına alması öncelikli görev ve sorumluluğudur.
Kemal Cenik.

Köşe Yazıları
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?