TANRIÇA ANAMIZIN KUTSADIĞI

TANRIÇA ANAMIZIN KUTSADIĞI

INSANLIĞIN YAŞAM
YÜRÜYÜŞÜ.

Bu günümüz ‘de dahil dilini sorarlar, ANA dilin nedir? diye.

Dilin gelişimi insanlığın en büyük görkemli devrimini oluşturmakta dır.

Dilin görkemli devrimi insanın evrimsel gelişimiyle açığa çıkıp gelişen, insanlığın alaca karanlığında ki aydınlanması rönesansı dır aynı zamanda.

Yerleşik hayatın ( yurt ) gelişimi, doğayla insan ilişki ve etkileşimi hazır toplayıcılık ‘da sonra tarımın gelistirilmesi, hayvanın evcilleştirilmesi ve ilk topumsal kültürün oluşturup geliştirilmesi TANRIÇA ANAMIZIN derin tecrübe, birikimleri ve netimi üzerinden tüm insanlığa bahşedildiği gerçeğidir.

 

İnsanlığın başlangıcın ‘dan günümüze, tüm zamanların sofralarından eksik olmayan ekmeğin kutsallığı ( bereket ) Anadolu tanrıçası Kibele ve Mezepotamya tanrıçası Istar veya sterk ( yıldız) anlamına da gelen tanrıçalar ‘la özdeştir.

Ekmeğin ham maddesi buğdayın keşvi, ekilip ekine dönüşü, başak verip hasat oluşu ve un olup ekmeğin, fakirinden zeginine sofraların da olmazsa olmazı, bugün bile insanda heyecan uyandıran tarımsal gelişim ve devrimi insanlığın ikinci büyük devrimsel sıçrayışı, TANRIÇA ANAMIZIN azminde, öz verisinde ve birikiminde gerçekleşmiştir.

TANRIÇA kültürü, neolitik cağı ve devrimi gerçekleştirmesi, insanlığın ilk yürüyüşünün de başlangıcını oluşturmakta dır.

TANRIÇA nın rahimi= rahîm, rahman ve allah tüm inançların doğumuda TANRIÇA ANAMIZIN zenginliği, bereketi ve kutsallığı gerçeğinde vücut bulur ve günümüze kadar, değişim ve dönüşümler yaşayarak gelmektedir.

Dillerin, kültürlerin ve medeniyetin = mezopotamyada istar la, Anadoluda kibele TANRIÇA gerçeğinde derin acı ve sancılarla doğumunu gerçekleştiren insanlık, ilk devletler düzeyindeki kurumlaşmasıyla, bir yandan tanrı imalatçısı, bir tarafta kollektif emeğin artı ürünü ve sömürüsü diğer bir yönüyle kendisini var eden TANRIÇA kültürünün üzerindeki egemenlikli eril erkek sisteminin inşasIdır, ilk devlet yaratılışı.

Bu gün ki uygarlığın temeli, prototipi devlet din, kolektif emeğin geliştirilmesi ve sömürülmesi, özellikle kadın üzerinde tahakküm ve hâkimiyet alanı olarak görüp etkinsiz hale getirtip siliklestirme, kendi egemenliğini pekiştiren ve mahkumiyetine karar vererek, tarihin ilk planlı ihaneti de gerçekleştirilmiş olmaktadır.

Tarih de insanın ilk ihanetiyle, kendi özünden uzaklaşmayı ve kendini var eden değerlerine yabancılasarak, devlet girdabı’nın tuzağında, gönüllü, gönülsüz, istiyerek yada istemesede esaret altına girerek, ruhsal, duyusal, aidiyat yapılanmasıyla ve ekonomik bağlarla bağımlı hale getirilip köleliğin temel malzemesine dönüştürülerek, hazırlanmıştır.

Neoletik doğal toplum, KADIN öncülüğündeki toplumsal gelişime, dayatılan ihanet, devlet eliyle vurulan darbe, kadının düşürülmesi ve KADIN üzerinden bütün toplumun düşürülmesi, devletlerin kutsanarak hâkimiyet ve egemenliğinin tartışılmazlığı’nı beraberinde getirmiştir.

Binlerce yıla tekabül eden başlatılmış lığın, horlanmış lığın, erkeğin egemenlik alanı, üzerinde her türlü hakka sahip mülkü olarak görülen kadın, kendi tarihsel kökleriyle buluşarak binlerce yılın intikamını alırcasına 21,ci yüzyılı kadının eşit hak ve hukukunun esasına dayalı özgürlük mücadelesinin yüz yılı olcağı kesin.

Bir toplumun gelişmişlik ölçüsü, o toplumun kadınıdır.
Aynı durum birey acısından da geçerlidir.
8- Mart direnişinin ve mücadelesi sembol olmaktan öte, tüm yer yüzünün, bütün gelecek zamanı 8 – marta dönüştürerek, ortak yaşamı hakça, hakikate dayalı, eşit özgürce yaşayacağımız bir dünyanın özlemi, temennisi ve dileğiyle.
Saygı ve sevgilerimle.
Kemel Cenik.

Köşe Yazıları
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?