ALEVİ KIZILBAŞ KİMLİĞİN DE KUTSALLAŞTIRILAN KARİZMATİK KAREKTERLERİN OLUŞUMUNA DAİR SOSYOLOJİK YAKLAŞIM

ALEVİ KIZILBAŞ KİMLİĞİN DE KUTSALLAŞTIRILAN KARİZMATİK KAREKTERLERİN OLUŞUMUNA DAİR SOSYOLOJİK YAKLAŞIM

İnanç kimliğinin kutsallaşmasında kutsala yüklenen anlam ve alevi kimliğinde kullanılan motifsel olarak ibadetlerde , gülbanklarda , alevi yazılı kaynaklarında sürekli karşımıza çıkan Hz Ali ,Ehlibeyt ,12 İmam ,düldül ,zülfikar gibi kutsanmış saygı duyulan bu kavramların Aleviliğin öğretisini ne kadar tamamlıyor. Tarihsel yaşamlarıyla uyuşmayan kutsallık ve kutsallaştırma nasıl bir metot kullanılarak ortaya çıkmıştır.?

Sosyolojik bir olgu olan kutsallık ve kutsiyet herhangi bir nesnenin ,taş,ağaç,dağ,su ,kişilerin şahsında düşsel olarak inancın tabanını kendi inançlarına bağlamak için olağanüstülük katıp menkıbeler üretilerek o kişilerin yapmış gibi gösterilmesiyle yapılan taban kazanma olgularından biridir.

Sosyolojik olarak toplumda yaşayan her insanın yaşadığı köy ,kasabalarda kutsiyet kazandırılmış türbe,taş,su,ağaç,dağ ,kişilerin olduğu bir çok yer vardır.Bu yerlerin kutsallaşma aşamasında korkutucu ve büyüleyici ,mistik yapısıyla kendisinden dilek dilenen ,çaput bağlanan , saygısızlıkta zarar göreceğini ziyaret yapılan yerlerde ritüellerin belirli bir adap içinde yapılmasının kurallarının olduğu rastgele bir girişin olmadığı yerlerdir.

Kutsallaşmanın karizmatik karekterlerde uygulanmasının alevi Kızılbaş inancında motif ve sembollerden yola çıkarak kimliğe etkisini açıklamaya çalışacağız.
İnançların kutsallaşmasında dört aşama vardır. Bu aşamalar somutlaşma ,bağlanma ,ritüel ,mit aşamaları olarak formülize edilmiştir.

İlk olarak somutlaşma dünyamıza ait ağaç ,su ,dağ ,tepe, kişi ,ev gibi kutsiyet kazandırılmış nesnelerin belirli bir zamanla sınırlı olmayan bir zamanda ortaya çıkmasıdır. Somutlaşmanın diğer bir örneği de simgeciliktir. İnsan ile kutsal arasında ilişkiyi dayanışmayı sağlar. Alevilerde Ali, Zülfükar ,Düldül motiflerinin olgusunu ele aldığımızda onun etrafında şekillenen savaşlar ,olaylar ,12 imamların somutlaşması birden bire olmamıştır.Tarihsel olarak arap olan ve yaşam tarzı olarak 12 imamların ve ardılları torunlarının birden fazla kadınla evlilikleri ,şeri anlayışları ,namaz ,oruç ,cihat yapması ,hutbe verip ,namaz kıldırmaları imamlık yapmaları gibi İslami ritüellerin üstü örtülür, gömlek değiştirilerek alevi öğretinin yaşam tarzına uygun motif sembollerle anadoluya getirilip somutlaştırma gerçekleştirilir. Kısacası Ali ve 11 imam Alevileştirilir. Çünkü bu somutlaşmanın alt dinamikleri olağanüstülük katmak ,menkibevi olayların içerisinde güçlerin karşılaşmasını anlatan savaşların iyi, kötü ,kafir ,Müslümanlıkla ilgili cenknameler gibi islamı sevdirmek taban kazanmaya dönük yaşanmamış ama yaşanmış gibi motiflerle kişiler somutlaştırılır. Alinin ve atının ayağının basmadığı yerlere götürülüp savaştırılması , müşrikleri Müslümanlaştırması gibi konular işlenir.13-14 yy da Kirdeci Ali , Meddah Yusuf, Dursun Faki ; Alinin gazavatnameleri olarak çıkan cenknameler geleneğin temsilcileri tarafından anadoluya sokulmuş kutsallaştırılmıştır. Toplamda 24 hikayesi olup Hayber haricinde diğer 23 hikayesi uydurmadır.Ama kişiyi somutlaştırmak için çıkan bu masallar ikinci aşama olan bağlanmayı sağlamak için olağanüstülüklerin olması gerekir ki inanç tabanı ile duygusal bağ kurulsun.
İkinci aşama bağlanma kimliğin özel bir odağına duygusal bir dokunuş yaparak kendini Keramet boyutu ile gösterir ve toplumsal kabule dönüşmesi ; Örneğin Alinin devlerle ,cinlerle savaşması,90 günlük yolu kuşlukta alması ,zülfükarı bir sallaması ile yüzlerce insanın kellesini alması ,bir nara ile küffarın ödlerinin patlaması , Alinin bu kahramanlıklarını duyduklarında inanç tabanının verdiği duygusal tepki ’’ yoluna kurban olduğum ‘’ayağının turabı oluyum ‘’anlamlar ve duyguların birden çıkışı olur.Bu bağlanma aidiyet ve kişinin ruhsal doyumunu sağlar.
Bağlanmanın kerametleri olarak kutsallaştırılan karekterlerin rüyalarda görülmesi , türbelerinin kapılarının kendiliğinden açılıp kapanması , önemli günlerde kılıcından kan damlası ,mezardan ses gelmesi ,ışık saçması , mezarın bulunduğu köyü afetlerden koruması ,suyunun şifalı olması sıralanması çoğu alevi canların kulaktan kulağa aktarılan geleneksel inanca bağlılığı artırmak için yapılan aktarımlardır.
Bağlanmadan sonra Ali şahsında diğer karekterlerin odağa oturtulan kişiliği üçüncü ritüel aşaması , somutlaştırma ve bağlılığı pekiştirmesiyle , kutsallaştırılana karşı belli zamanlarda yerine getirilen ibadetler kurgulanmıştır.Ritüeller genel ve özel ritüeller olarak iki ayrılır.Kuran okuma ,dua okuma ,türbeyi tavaf etme genel ritüellerdir.Özel ritüeller ise Türbeler ,ağaç ,su ,taş gibi nesnelere dokunulup sıvazlamak, öpmek ,yüze sürmek ,toprağından almak yutmak ,bir parçasını evine götürmek veya suya karıştırılarak içilmesi ,mum yakmak ,psikolojik sorunlu olanları türbenin yanındaki odaya zincirleyip bir gece yatırma gibi özel sembolik eylemlerle kutsala karşı bağı güçlendiren ritüelledir. Kutsalın ziyaretçileri problemlerinin dileklerin gerçekleşmesinde çevresindekileri de etkileyerek bu ritüellere iştirak etmeleri sağlanır.

Kutsallaşmanın dördüncü aşaması mit aşamasıdır. Doğaüstü varlıkların eylemlerinin öyküsü anlatılır. Öykü gerçektir ama inanmayı gerektirir.Mitler dinsel bir yaşantıyı kapsar ve sıradan yaşantıdan gündelik yaşamdan farklıdır. Kutsalları ziyaretlerde sakınılması yasaklanmış olarak karşımıza çıkar.Kutsalı koruma aracı olarak görülür. Alinin cem yapmadığını 12 imamların ve ardıllarının yapmadığını bildiğimiz halde 40 cemi mitosu anlatılır.Diğer örnekler kutsalın bulunduğu yerdeki ağaçların kesilmesi ,beslenen hayvanların dahi vurulmaması gibi yasakları beraberinde getirmesi , içkili gitmek,cinsel temas, küfür saygısızlık yapmak gibi yasakların olması bunları yapanların rüyalarında korkutuldukları ,ikaz edildikleri ,felakete uğradıklarına inanılmaktadır.Bu efsaneler aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılan kutsal ;tarihsel toplumsal koşulların aktarım sürecinde birtakım farklılıklaşmalarla ,kültürel belleği diri tutar. Biyolojik olarak kutsal kendi çocuğuna veya soyundan gelen şahsa bu kerameti kan yolu ile aktaramayacağına göre bunu sadece sözel olarak aktararak kerameti mitsel bir şekilde mitin kahramanının dışında yapılamayacağını kodlar. Örneğin cansız kayayı uçuran varmı , Aslana binip yılanı kamçı eden,bir avuç zehri içip ölmeyen , semada uçan ,semah dönerek ateşi kül eden, narasıyla insanları öldüren,cinlerle devlerle dövüşen keranet gösteren yoktur. Yakın geçmişte bunları tekrarlayan bir kutsal da yoktur. Çünkü bu mitsel örneklerin 15yy kadar sürdüğü 15 yy dan sonra ise hiçbir kutsalın bu mitsel öyküleri kullanmadığı görülür.Bazı mitler mistik inancın batını boyutunu anlamamıza kimliğin çok zorlu zamanlardan geçtiğini ,baskı ve katliamların sürekli yaşandığı coğrafyadan kaynaklı bir inancın kendisini korumaya almasından çıkmıştır.

Sonuç olarak alevi kimliğinin oluşmasında İslamın karizmatik değerleri değil ,Aleviliğin öğretisi ve yol teorisinin çok derinlikli ,kuçaklayıcı ,inançların çoğuna şemsiye olacak şekilde kolektif ve dayanışmacı ruhu yaşam pratiğinde göstermesi onu inanç yapmıştır.Yoksa nefeslerde işlenen isimlerle kutsanan bir inanç olsa idi şuan şii Caferi lerin yaşadığı gibi namaz ,oruç ,hac yapan İslami bir figür olurduk. Çünkü hiçbir şii Caferi, Sünni ,çoğu Alevilerde biliyor ki bugüne kadar gelmiş Ali soyu ve torunlarının hepsi de namazını orucunu birden fazla evlilik yaptığını biliyor.Kimsede bunu inkar edemez. Alevice yaşayıp bugüne kadar cem yapan bir tane Ali soyundan kişi yoktur. Aşk ile ..

Sosyolog /İbrahim ERGİN

Köşe Yazıları
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?