MİLLİYETÇİLİĞİN ALEVİ KIZILBAŞLARA VERDİĞİ ZARAR

MİLLİYETÇİLİĞİN ALEVİ KIZILBAŞLARA VERDİĞİ ZARAR
72 millete bir nazarla bakan alevi pirlerin ,mürşitlerin bu gelenek ve öğretiden gelen tüm inanç önderlerinin hiç biri dil din ,ırk ,cinsiyet ayırmadan ocaklarını ve dergahlarını açıp toprak gibi CAN’ları bağrına basıp dört kapı kırk makamın gerektirdiği insanı kamilliği göstermişlerdir.
Alevi Kızılbaş inancının önünde iki önemli sorun bulunmaktadır.İlki inancımızın ibadet ,tanrı,cinsiyet ,ölüm,eşitlik ,özgürlük ve kültür kaynakları bakımından karşımızda ki baskın din islamiyetteki yerimiz; ikincisi ise Alevi Kızılbaş toplumunun devlet karşısındaki konumudur.Çünkü Selçuklu ,Osmanlı ve cumhuriyet yönetimleri alevi Kızılbaşları hiçbir dönemde İslam içinde saymayıp ,onları asimile etmeye ,katliamlar yaparak tasfiye etmeye çalışmışlardır.Bu temelde bizi bilmeyen ,tanımayan insanların araştırma yapıp temelsiz söylemleri ve bu doğrultuda özcü yaklaşımlar bizleri ayrıştırmış ,bölüp ,parçalamıştır. Etnik kökene göre alevi söylemleri yapılarak milliyetçi dinamikler güçlendirilmeye çalışılmış sonucu öğretimiz kirletilmeye özü başka inancın içinde aramaya çalışılmıştır.
Alevi Kızılbaşları biçimlendirme ve yönlendirme de en etkili nokta onların yararına imiş gibi kimi fikirleri üretip sonra bu üretilmiş tezlere topluluğun içinde inanan bir grup oluşturmaktır.Temel amaç topluluğun kafasında kendi değerleri ile ilgili çeşitli soru işaretleri yaratıp onları inançları konusunda kuşkuya düşürmektir.Bu yeni tezlerin amacı kendi inançları konusunda bilgi kirliliği yaratıp onu değersizleştirerek inançları ile aralarında mesafeyi açmak için üretilmiş kimi manipülatif fikirler yayarak ,bu şekilde kafaları karışan küçük grupları büyük topluluğa kanalize etmek ve hedeflenen kitlenin içinden insanların seçilip vitrin insanları yaratmaktır. Düşsel gerçekler ile gerçekler arasında ayrımı yaptığımızda neye inandığımızı anlayabiliriz.
Alevi Kızılbaşlar milliyetçi söylemlerden ve bunu inşa eden yapılardan uzak durmalı geleneğimizin ve öğretimizin Sünnileşmesinden, asimilasyonundan duyulan korku ve bu öğretinin bilgilerinin nakledilmesindeki kopukluğu gidermek için inançsal bilinç mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Bura da en önemli dinamik kurum başkanları ve yöneticileridir. O koltuğun hakkını verebilecek sistemin tüm baskılara rağmen inancını yaşatacak program ve projelerle inançsal tabanının karşısına çıkıp ben inancımı korkmadan çekinmeden baskı ve katliama uğramadan eşit yurttaşlık hakkımın anayasada ki kanun maddelerine göre yaşamak ve yaşatmak istiyorum demelidir.Bunu bazı canlarımız biz zaten baskı olmadan yaşıyoruz diyebilir .Ne yazık ki inancımızı sadece cem yaparak yaşamak değil ,hayatın her alanında ve kurumsal yapılarda yaşatmak ve devlete giden vergilerimizin alevi köy ve kasabalarına ,mahallelerine hizmet götürülmesi ve inancımızın önünde ki yapısal engellerin kaldırılmasıyla olacaktır.Aşk ile canlar..
Sosyolog;İbrahim ERGİN

Köşe Yazıları
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?