PİR ALİ KOÇAK İLE SÖYLEŞİ- 8

ALEVİLİKTE DÖRT KAPI KIRK MAKAM ÖĞRETİSİ!

Mehmet Ali Çabuk:
-Dört Kapı Kırk Makam ( İnsanı Kamil ) Yol Erkan hükümleri nelerdir? Buna dört kapı, kırk makam yerine DÖRT KAYNAK KIRK GÖZE dersek daha uygun olmaz mı?

Pir Ali Koçak:
-Alevi/Bektaşi İnancına göre, her canlı gibi doğuştan İnsan da olgunlaşmamış ham bir kişiliğe sahiptir… Her canlı gibi insan da kendi iradesinin dışında herhangi bir toplumda doğar ve o toplumun; kültürel, ulusal, ananevi, özelliklerini devralırlar. O toplumun gelenek ve göreneklerine göre şekillenirler… İnsanın gelişimi, yaşam biçimi, fiziksel açıdan olgunluğa erişebilmesi için, çeşitli evrelerden geçer… Bebeklik, çocukluk, ergenlik, gençlik gibi evreleri aştıktan sonra yeni bir dönem başlar, olgunlaşma… Tabii ki burada toplumsal olgular, değerler önemli bir rol oynar.
Alevi/ Bektaşi inancına göre insanın olgunlaşabilmesi için, aşamalı olarak “Dört Kapı” da uygulamalı olarak belli aşamalardan geçtikten sonra olgunlaşır. İnsanı Kâmil olur… Dört Kapı Işığı, Bilimi ve pratikte uygulmalı Kırk Makam (Dört Kapı, Kırk Makam Bektaşiliğin bize bir öğretisidir… Koçgiri, Dersim, Semsur, Maraş ve benzeri Ocak’a bağlı Talib-Pir, Rea Heq/ Hakk Yolunda bu sistemin pek sırasına bakılmadan hep içiçe Ana-Reyber-Talib, Ana-Pir Talib-, Ana-Murşid Talib birlikte cemlerde, sıra muhabettlerde, misafirliklerde, birlikte özellikle Ana-Pir talibinin bilgi sevyesine göre, gerekenleri anlatarak öğretmeye ve öğrenmeye çalışır. Onun için derizki ‘‘Bilgi Ehline verilir, müşteri olursa satarsın, alan yoksa satacak bir şeyimizde olamaz‘‘ ) öğretisiyle eğitilen canlar/ toplum zamana ve zemine uygun koşullarda olgunlaşır (Koşullar uygun değilse kemalete ulaşmak mümkün olmaz… Bir örnek Su ve Güneş olmadan hiç bir sebze veya meyva yetişip olgunlaşamaz)… Güneş/ Ateş Pişirir yetiştirir… Su yıkar, paklar ki olgunlaşabilsin… Olgunlaşan Canlar Kâmil insanlar topluluğunu oluştururlar.
Kâmil insanlar topluluğuna ulaştırmak, Dört Kapı, Kırk Makam şeklinde insanı “İnsanı Kâmil” (olgun insan) olmaya götüren ilkeler aşamalıdır… Bir insan bu kapılar ve makamlardan; kini, kibiri, egosunu atar, benliğini yıkar, arı, duru olur…
Alevi Erkânlarında her kapının bir simgesel anlamı vardır. Hava, Ateş, Su, Toprak Dört Kapının simgeleridirler… Her kapı simgesel elementle tanımlanır.

Alevi/ Bektaşi anlayışında doğa ve inançlar olaylar karşısında durmadan değişkendir… Zamana ve zemine Hakk Yolunda taviz vermeden uyum sağlar. Doğa ne bir tanrı tarafından ne de bir insan tarafından yaratılmıştır. Evren eskiden olduğu gibi gelecekte de kendi kurallarıyla var olacaktır. Bu varlık içinde Hava, Ateş,Su, Toprak simgeleştirilmiş, yaşama yön vermiş Rea Haq/ Hakk Yolu inanca ve kutsiyet alarak Ocak sistemi ile oluşmuştur.

Alevi / Bektaşi inancına göre insan için Hava, Ateş, Su ve Toprak yaşama hakkı ise bu doğada yaşayan diger bütün canlı varlıklarada Hakk’tır.
Mehmet Ali Çabuk:
-Yani hava, su, toprak ve güneş herkesin… Öyle ise; dil, din, renk. cins ayırımı yok… Herkes eşit… Alevilikteki yetmişiki millet aynı nazar ile bakışın kaynağı bu mudur?

Pir Ali Koçak:
-Tüm canlı ve cansızların hakkı var. Bir taşın güneşten, yağmurdan/sudan, havadan topraktan yararlanma hakkı yok mu? Bu hakkı taşın elinden alabilecek bir güç var mı?. İnsanlar evrenin bir parçası/tamamlayıcısı, renk, dil, din lafı mı olur? Renk, dil, din, cinsin üstünlüğü mü olur?
Güneş ve Ay herkesin, hava, su toprak herkesin… Ekmek de bu dört elementin bir ürünü ise EKMEK DE HERKESİN. Onun içindir ki Hakk Yolu milliyet, ırk, renk, din, dil ve cins ayırımı yapmaz. Semavi dinlerin, Alevi yokedişlerinin temelinde bu yatar.

Mehmet Ali Çabuk:
-Pirim şu varolan dünya devletlerinin KITA SAHASI, HAVA SAHASI paylaşımlarına ne dersiniz J?

Pir Ali Koçak:
-Çok komik J ama bu komiklik için savaşa dahi girerek hemcinslerini katlediyorlar. Herkesin hakkı olan bu değerleri gasp ediyorlar. Bu haklar tüm insanların/canlılarındır, dünyalılarındır, evrenlilerindir. Bu gasp bir evreye mahsustur. Bu evre bitecek. Büyük Doğal Sistematiğin/ Evrenin doğal yasaları işleyecektir. Bu böyle byline…

Mehmet Ali Çabuk:
-Alevilikteki KAPI ve MAKAM nedir, tanımlar mısınız?

Pir Ali Koçak:
-Alevi / Bektaşi Öğretisinde bir talibin (talebenin); reyber, pir , ana ve murşitten eğitim görür, el alır, icazet alır ve eğitimden sonra aşamalı ulaştığı bu kademelere “Kapı” denir… Hayat içinde ve cem erkanlarında öğrenilenleri pratikte Uygulamalı aşamalara ise “Makam” denir.
Mehmet Ali Çabuk:
-Dört Kapı ve on makamı ileride geniş olarak ele alacağız. Ancak geniş olarak ele almadan önce özet bir açıklama yaparsanız, edineceğimiz önbilginin, ileride göreceklerimize bir algı temeli olacağına inanıyorum
Kısaca Dört Kapı, On Makam buyrun efendim söz sizin…

Pir Ali Koçak:
-Alevi inancında Dört Kapı, her kapının on Makamı öğretisi vardır. Alevi/Kızılbaş inancında yerin altını, üstünü, evreni çevreleyen Hava, Ateş, Su ve Topraktır. Dört Kapı’nın evrensel, simgesel ve toplumsal isimleri vardır.

Dört kapı şunlardır:

1. Hukuk Kapısı: İlk talebelik ilk heves, simgesi Hava’dır. Bu kapıda herşey bir havayı hevestir. Anlamları öğrenip EDEB’İ bilgiye çıkarınca bir üst makam olan. Bu Kapı bir çocuğun doğumuyla başlar ve belirli kurallar öğretilir.
A) Aile Hukuk Kuralları.
B) Okula başlamasıyla Okul Hukuk Kuralları.
C) Reyberle Ailenin öğrettiği İnanç Hukuk Kuralları.
D) Mahalle / Köy/ Toplumsal Hukuk Kuralları içinde öğreneceğini ezberler hava ile Hevesle. Yol Kapısında içeri girmene müsaade edilir, burda toplum, aile büyükleri ve reyberle hep birlikte yol kapısına yani Ceme girebilirlilğine karar verirler ve seni yol kapısına çağırırlar.

2. Yol Kapısı. Yola, Pire, Musahibe İkrar verme dir. Simgesi Ateş‘tir… Bu makam pişme makamıdır. Pir piştiğine inanırsa sana el verir… Seni Marifet Kapısında içeriye alır…

3. Marifet Kapısı: Aynı zamnda arifler meclisidir, Bu makama ulaşanlar, toplumun yaşamını kolaylaştırmak için bilimsel marifetlerini gösterirler, karşılık beklemeden toplm için çalışmalar yürüten ilmi leduna varmış ariflerdir… Muhabbet ile arınırlar. Simgesi su‘dur… İlmin farkına varıp, toplumun yararına marifetler göstermeye başladığında ve pirin seni bir murşit olarak görmeye başladığı zaman, icazetin verilip seninle birlikte Hakikat Kapısında içeri girer…

4. Hakikat Kapısı: En-El-Hakk mertebesidir. Bu mertebeye ulaşan murşiddir… Ekseriyette yalnız yaşarlar, toplumdan uzak sadece ihtiyeç duyulduğunda kendini gösterirler. İlmi Ledun’u özümlemiş, ilmi hakikatı kavrıyabilmiş, ilmi cavidanda Hakkla Hakk olmuş En-El-Hakk olmuş bilgelerdir… Bu mertebeye ulaşan her kim varsa. Sadece kendisi bilir ve bu mertebeyi kimseyle paylaşmaz. Farkına varanlar birbirlrini bilirler. Sadece onlar birbirleri ile bu mertebe üzeri muhabbet ederler. Bu Makama ulaşanlar, sabırlı olurlar, sesiz olurlar. Sabırları toprak kadar sesiz ve verimli olur… Simgesi topraktır. Hakikat ilimle olur… İlimi Ledun’u Xızır İlmi de denir. Özümseyerek, İlmi Hikmeti görüp hikmet gösermeye başlıyan Murşid İlmi Cavidanın kapısını aralamış ve Sırrı Hakikata ulaşmış olur. En-El-Hakk makamı burasıdır.

Mehmet Ali Çabuk:
-Çok teşekkürler Pirim. Yukarıda değindiğim gibi şimdi DÖRT KAPI ve ON MAKAMI halkımız için işleyeceğiz. Dört Kapının birincisi olan HUKUK KAPISINDAN başlayalım.

Pir Ali Koçak:
-1. Hukuk Kapısı / Toplumdaki Kural, kaide ve gelenekleri öğrenme kapısıdır… Bu kapı bir çocuğun doğumuyla başlar ve belirli kurallar öğretilir.
A) Aile Hukuk Kuralları.
B) Okula başlamasıyla Okul Hukuk Kuralları.
C) Reyberle Ailenin öğrettiği İnanç Hukuk Kuralları.
D) Mahalle / Köy/ Toplumsal Hukuk Kuralları içinde öğreneceğini ezberler hava ile hevesle yapar… Okulu, köyü, mahallesi ile toplum bir mektebdir. Eğiteni aile, okuldaki eğitmenler, reyber, pir ve ana’dır.

Hukuk Kapısının evrensel simgesi Hava’dır… Eğitimcisi ailesi, eğitmenleri ve reyberdir… Bu kapıda reyber genci toplumun kural, kaide ve değeryargılarını öğretir ve can olma yolundaki talibe burada Aleviliğin EDEB’ini öğretilir. Varlığın anlamını teorik olarak öğrenir. Rehber daha çok öğütler verir. Doğruluğun ne anlamda olduğunu fark etmesi için reyber her fırsatta gence sözlü olarak anlatır ve bu konuda güzel öğütler verir. Bu kapıda herşey bir havayı hevestir. Anlamları öğrenip bilince çıkarınca bir üst makam olan. Yol Kapısında içeri girmene müsade edilir, burda toplum, aile büyükleri ve reyberle hep birlikte yol kapısına yani ceme girebilirlilğine karar verirler ve yol kapısına çağırırlar. Yol Kapısında içeri girmene Destur verilmiştir. Ceme katılabilme yetkisi icazeti talibe verilmiştir. Bir dahaki cemde Yol Kapısına vermayı cemi bekler.

Hukuk Kapısında reyber veya pir taliplere 10 Makamı belirli kurallar çerçevesinde öğretir.

Mehmet Ali Çabuk:
-Yani bildiğimiz gibi olullarda verilen dersler gibi belirli kurallar çerçevesinde mi verilir?

Pir Ali Koçak:
-Bu okullarda öğrendiğimiz derslerde şu sıra ile ezberle denilmez.
Hayatın içindeki olayların, talibe anlatılması ve kavratılmasıdır. Yani yaşam içindeki pratiğin uygulamalı farkına vararak yaşamsıdır. Anlatılan Makamlar’ı merdiven basamakları olarak düşünelim ve her öğrendiğimiz bir kural, kaide bir sonrski basamağa çıkabilmek için bir adım olacak… Böylece reyberin ve pirin öğüdü genç Talibe yol göseren bir ışık olacak. Işık aydınlatınca genç talibde önünü görerek gösterilen yolda yürümüş olacak.

Mehmet Ali Çabuk:
-Pirin ve Reyberin Yol için gencin eline verdiği yolu aydınlatan kurallar, deliller nelerdir, neler öğrenilir?

Pir Ali Koçak:

-Pir’e ve Reyberin öğütlerine harfiyen uymayı öğrenir. ( Bu bir Biat değil, Toplumun hukukunu birlikte yaşamayı öğrenme evresidir. Öğrencinin öğitimcisinin verdiği ödevleri yapması gibi.)

Birlikte yaşadığı insanlara saygı ve sevgiyle yaklaşması ve bu yaklaşımın topluma uyumlu halde yapılması (Bir Örnek.: Evde bir İnsan/ bir Can kapıda içeri girdiğinde herkes evde kim varsa yerinde kalkıp gelen misafire veya evin büyüklerine yer vermesi). Yaşlılara yardım edilmesini, konu, komşuya gerektiğinde yardıma gitmesini, akranları ile oynarken, okuldayken karşılıklı sevgi, saygı ve tolerans gösterilmeyi öğrenir.

Doğaya, Hayvanlara, ekolojıye dikat etmeyi, kollamayı ve korumayı öğrenir. İnsanlara olduğu gibi hayvanlara karşıda saygıyla yaklaşmayı, onlara eziyet etmemeyi, öldürmemeyi ve onların yaşam alanlarına zarar vermemeyi öğrenerek bilince çıkarır.

Bir başkasına ait olan herhangi bir eşyayı, veya bir başka şekildeki emeğinin kendisine ait olmadığı bir eşyaya veya bir başka şekilde bir şeye dokunmamayı öğrenir. Herhangi bir şeye ihtiyacı varsa ve kendisinde o eşya yok ise sahibinden İstiyerek, rızalık alarak kullanabilmeyi veya ödünç alarak geri vermeyi öğrenir. Bır başaksının hakkı olana dokunmamayı veya heberi olmadan gasp etmemeyi ( Çalmamayı ) öğrenir. Edebin ilki olan eline sahib olmayı öğrenir.

Toplumun değer yargılarına, zarar vermemeyi öğrenir. Komşuluk ve Mahallesindeki insanların koydukları insani kurallara uymayı, birlikte dostane yaşamayı, paylaşmayı öğrenir.

Toplumun yasakladığı, topluma ve değerlere zarar verecek fiillerden uzak durulmasını öğrenir. Örneğin.: Kendi eş ve eşitinin dışında bir başkasına kötü gözle bakılmayacağını öğrenir. Hiç tanımadığı bir insana özelikle bir kadın bir başkası tarafında kötülük yapılacağını farkedince müdahale edilmesi ve o insanı veya kadını kollaması gerektiğini öğrenir. Bu anlamda eşinde ve eşitinden başka biri ile münasebet etmeyeceğini öğrenerek beline sahib olmayıda öğrenmiş olur. EDEB içindeki belini de korumuş ve edebli olma yolunda basamak basamak bir başka kapıdan içeri girmek için çaba göstermeyide öğrenmiş oluyor.

İş veya okul hayatında başarılı olmak için çalışması gerektiğini öğrenir. Öğretmenlerine, okul ve iş arkadaşlarına saygı ve sevgi ile gerektiğinde yardım etmesini öğrenir. Çalışmanın ve emeğin Hakk olduğunu ve Hakka saygı gösterilmesini öğrenir. Eli ile alın teri ile emek vererek beli bir ücret veya ürünü hakk etmeyi öğrenince Hakkın insanın emeği ile belirdiğini öğrenmiş olur. Burda eline sahib ol derken, sadece negative olan hırsızlık gibi el uzatılmasının yola uygun olmadığını öğrenmek le birlikte ellerle toplum için ve kendisi için bir üretimin ve bir değerin olması gerektiğini işte buna emeğin Hakk olduğunu öğrenirken, Eline sahib çıkmayı öğrenmiş olur…

Yaşamın bir kuralıda manen ve fiziki olarak temiz olmayı, temiz geyinmeyi öğrenir. Manen temizlik düşünce bazında bed emeller taşıyan düşüncelerden de uzak durulmasını öğrenir. Güzel sözler söyelemesini öğrenir. Bir dostunun, arkadaşının, yoldaşının herhangi bir acılı durumunda o canı teselli edebilmeyi öğrenir. Güzel söz yürekten gelir, dille tasdik edilir. Dilimize sahib çıkarken, dil ile güzeliklerin söylenebileceğini, Hakk için gulbangların dille vucut bulabileceğini öğrenir. EDEB’le Dili kulanırken nelere dikat edilmesinide öğrenmiş olur.

Ailesine madi veya manevi destek olması gerekli olduğunu ve herhangi bir sorunun olduğu zamanda ailesi ile birlikte çözmesi gerektiğini öğrenir.

Hep doğruyu söylemeyi, yalan söylememeyi öğrenir. Yalanın, yanlışların insanları ve etrafını hangi zorluklara koyacağını öğrenir. Dil ile dedi-kodu yapılmamasını, başkasının arkasında konuşulmamasını ve yalanın doğru olmadığını öğrenirken EDEB’le dilimize sahib olurken kötü, yalan, yanlış söylemlerin yapılmamsı gerekliliğinide öğrenmiş olur. Anlamları öğrenip EDEB’I bilgiye çıkarınca bir üst makam olan, Yol Kapısında reyberle içeri girmeye ulaşmış olur.

Hukuk Kapısı, aile ve toplum ile uyumlu yaşamayı öğreten, öğrenilen bu kapı ile. Beli bir olgunluğa gelen EDEB’li Can. Talib olabilmesi için Ailenin Anasına, Pirine Reyberin, bu Can hakkında bilgi vermesi gerekir. Ana veya Pir Ailenin evine gelir. Aileye Gulbang verir, aileyle birlikte genç Canın geleceği konuşulur. Ana / Pir öğütler verir gençin evlenip Hakk Yoluna uygun Nikah Erkanında geçerek, Eş ve Eşitiyle beraber sonsuza kadar sevgi ile birbirlerine bağlı kalabilecekleri Musahib eşler ve eşitlerle musahiblik sözü keserek. Pir karşısına gelip Musahiblik erkenında geçmelri gerekirki Yola, ,Pire Musahibine ikrar verip talib olabilsin.

Mehmet Ali Çabuk:
-Evet Pirim, ben bir öğretmenim ve anlattıklarınızı hayranlıkla dinledim. Alevilik başlıbaşına bir derya imiş. Daha iyi anladımki ezberci okul müfredatlarının yerine hayatı evrelerile somut ve daha önemlisi SEVGİ ile yoğurarak insane öğretmek, ruh ve beden sağlığı için ve deyaşamı sevdirmek, paylaşım toplumunu oluşturmak, düşmanlıkları yok ederek DÜNYALILAŞMADAN ÖTE EVRENSELLEŞMEK yolu Alevilikten geçer.
BÜYÜK DOĞAL SİSTEMATİĞİN DEDİĞİ OLUR. Diğer sunu oluşumlar bir güzgar gibi gelip geçici.
Pirim anlattıkların karşısında sana razılık getirdim hemde ta yüreğimin içinden.
Pir Ali Koçak ile bu değerli sohbet daha devam edecek.

01.02.2020/Mehmet ali çabuk

Köşe Yazıları
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?