PİR EFE ENGİN 1 AVRUPA ALEVİ KURULTAY SUNUMU

Gerek yöneticiler gerekse üyeleriyle büyük özveri ve emekle 8-9 Şubatta Viyanada yapılan 1. Avrupa Alevi Kurultayında Aşuredeki gibi farklılıkların birarada ortak bir lezzete döndüğü, tadı damakta kalan bir lezzetle çok değerli bir çalışma oldu . Her üç çalışma masasında Altı çizilen, Diğer din ve inançlar gibi Alevilik, kendine özgü semavi dinlerden ayrıdır. ALEVİLİK ALEVİLİKTİR. Sevgi,dayanışma ve Alevi duruşunun sergilendiği 1. Avrupa Alevi Kurultayına yaptığım sunum:
8-9 Şubat 2020 Viyana

1. Avrupa Alevi Kurultayına saygıyla
Avrupa Alevi Birlikleri Federasyon emekçilerine aşk olsun.
Burada uyandırdığımız çerağlar gönüllerde ışısın.
Cümle ocakların ve pirlerin himmetiyle cümle canlara niyazımdır. Emek veren tüm canların emeği Hak divanına yazılsın.
Sevgili canlar; samimiyetle şu sorulara cevap vermeliyiz. Ne istiyoruz? Yol’umuzun değerlerine sahip miyiz? Neler yaşıyoruz? Ne yapmalıyız?
Günü kurtaralım derken gelecekten olmamalıyız.
Canan bizim canımızdır, teni bizim tenimizdir
Sevgi bizim dinimizdir, başka dine inanmayız. (hüdai)
Yol’umuz, öğretimiz, erkanlarımız baskıya rağmen yürekten yüreğe, Ocaklarda pişen Pirler ve Aşık-ı sadıkların çabalarıyla bedel ödenerek bugüne kadar geldi. Bu günlere gelirken baskı ve zulüm karşısında bazı örtülere ihtiyaç duyulmuşsa da. Egemen inanç olan İslami örtünün içinde bile örtüye ters ifadeler kullanılmış, gönül abdesti, kuran-ı natık, pir sözleri ayettir, kabem insandır, yüzün vechullah, mihrabımdır kaşlarının arası, ‘telli kuran bunun adı ne ayet dinler ne kadı’ kırklardaki gibi ‘git ümmetine peygamberlik yap’ demeyi bilmiştir. Yaşadığımız dijital çağda artık örtüleri atmanın GERÇEĞE HÜ demenin zamanıdır. Nakil değil aklın inancıyız.
Korku hiçbir hastalığa çare değildir.**Bana Hak’kı soran oğul , haber al aşık sazından(ibreti) diyerek pirler Yol’u göstermiştir.
Yol’umuz cümle varlığı HAK bilen ‘Varlığın Birliği’ düşüncesi doğaya, evrene ve insana ayrımsız- sevgiyle bakan paylaşımcı, rızalıklı bir yaşamı içselleştirerek Kamil İnsan olmayı hedefler.*Eri erden seçen kördür* Kadın Erkek birdir nazarımızda, eksiklik kendi özümüzde, Talip-Pir-Mürşit ilişkisiyle, kendi davasını kendisi çözmekte, Enel-Hak, Hak Meydanı, Dar, Didar, ‘İnsan Hak’ta Hak insanda’, ’Rıza Şehri’, ‘Eline, Diline, Beline hakim ol’, ’El ele el Hak’ka’, ‘Her ne ararsan kendinde ara’ gibi Hak kelamlarıyla kendisini ifade etmiştir. Çarkı Pervazlarla evrenle olan ilişkisini anlatır, Müsahiplikle toplumsallığı ve dayanışmayı biz olmayı anlatır, dağ keçisini, ağacı, dağı taşı, akarsuyu ziyaret kabul etmiş, doğayla barışık yaşam sürmüştür. Devriyeyle yaşamın devri daim içinde Hızır çarkıyla sürdüğünü ‘ölür ise ten ölür canlar ölesi değil’ düşüncesi ile ifade etmiştir.Duvara değil Didara diye yol göstermiştir.
Alevilik Hızır inancıyla umutları yürekte çerağa dönüştürmüştür.Hızır,Hanelere bereket,sevdalılara umut,gönüllere konuktur.Dar günün dostudur.
Cem aşıklarımız ’’Yürekte gizlidir bizim derdimiz-Taklide bağlanmaz hiçbir ferdimiz(İbreti)’’ demiş olsalar da asimilasyonun geldiği nokta iç açıcı değildir. Kurumlarımız, hizmetleri liyakat esasına göre yapacak kadroları yetiştiren okul kuramamış, müfredat oluşturamamıştır. Türkiye’de Üç bini aşkın cem evinde 300 e yakını ABF de örgütlü, İnanç kurulları adeta ruhban sınıfı tavrında, dardan kaçar olmuş müşgüllere gözünü kapatmakta. Cemlerimiz ağlama yeri değil bilinç aktarma yeri olmalı. Erkanlarımızın diliYol’umuzun değerleriyle uyumlu olmalı.
**oruç, namaz, zekat , hac cürmü cinayettir, fakir bundan azadır hüsnü havas içinde** diyen Yunus Pir’in sözleri yerine Cemlerimizde başörtü dağıtan erkanlarda haremlik selamlık duran, Yolumuza ait olmayan, mevlüt, kuran, namaz, cennet, cehennem ifadeleri, mezar taşlarının durumu,Kuran kursları, erkanlarında gülbanglar yerine ayet okuyanlar, yetmezmiş gibi Valiyi Hızır’a benzetenler olmuştur. Şia faaliyetleri de görünür biçimde artmıştır
Asimilasyonun yarattığı beyinlerdeki tahrifat hayli ilerlemiştir. Son günlerde ise bir doktorun hastasına Aleviler terörist, bir gazetecinin iyi insan olmayı ehli sünnete bağlaması, depremde bile yardım ayrımcılığı, Alevi evlerine çarpılama ve yazılamadan, Cem evlerini taşlamaya varmıştır. Milliyetçi Aleviler Derneği kurulmaya çalışılmakta, Türkiye’deki en büyük Alevi kurumu tüzüğünde kayyuma yetki vermekte, şube kapatma ve ihraçlara yönelmekte, dar yerine iktidarı tercih etmekteler. Ne acıdır ki genel başkanları katliam zihniyetini meşru gören Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek partisinin kurucusu olmuştur.
Meydanlarda darağacı kurar gibi Madımakta 8 saat canlı yayın altında katliam yapan katilin serbest bırakılması Alevilerin katline verilen fermanın hala yürürlükte olduğunu göstermektedir.
Diyanet Cem evlerine giderek kuran tebliğ etmeye başlamıştır. Cem evlerinde Alevi cenazelerine imam götürülmesi ve birçok örnekteki gibi Aleviliğe saldırılar giderek artmaktadır. İnkar devam ediyor AHİM kararlarına rağmen Cem evleri hala ibadethane sayılmıyor. Geçmişten bugüne örgütlü bir saldırı söz konusu. Bu durumun İki örnekle daha anlaşılır olacağı kanısındayım
1-Osmanlının son meclisi ve Cumhuriyetin 1 ve 2. Meclisinde görev yapan, Lozan görüşmelerinde bulunan Rıza Nur’un hatıratında **ırkça ekalliyet(azınlık), dilce ekalliyet, dince ekalliyet. Bu bizim için vahim bir şey, büyük tehlike. Din tabiriyle 2 milyon Kızılbaşı da ekalliyet yapacaklar vatanımızda başka ırkta, başka dilde, başka dinde adam bırakmamak en esaslı en adil hayati iştir.
2-1933 Jandarma Komutanlığı Dersim müzakereleri umum gizli raporu** Yavuz Sultan Selim olmasaydı bugün güzel Türkiye’mizde tek bir sünniye tesadüf etmek imkanı belki mümkün olmayacaktı (M. Bayrak orta çağdan modern çağa Alevilik)
Değerli canlar, Bu örneklerdeki gibi hala yok sayılıp yok edilme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Buradaki çaba gibi İlkeli birlikteliklere ihtiyaç her zamankinden daha fazladır. Birliğimizi bilincimizi diri tutmak zorundayız.
Toplumsal hafıza kaybı söz konusudur. Dağılmaya yüz tutmuş ocak ilişkilerinin yükünü omuzlayan Alevi kurumları; ilkeleri olan ikrarlı, rızalıklı yaşam alanlarına dönüşmelidir. Mazlumun yanında zalime karşı düsturuyla Cem evleri ve Alevi Kültür Merkezleri canlara yaşam alanları, sıcak bir yuva ve okul olmalıdır. Biçimsel yaklaşımlardan uzak durulmalıdır. Alevilik Haktır ve hiçbir inancın mezhebi veya farklı yorumu değildir.
(16.yy) Hüsni
*Dört kitapta yoktur bu ilim inan
İlmi devriyedir bu sırrı kan
Bulup bir mürşidi kamili irfan
Okuyup bu dersi ayana geldim*
Tam da bu demde ‘’Vardan Var ‘’olmayı savunan düşüncesiyle semavi dinlerden ayrı kendine özgü erkanları olan bağımsız bir öğreti, İnanç, Yol olduğumuzu haykırıp Yolumuzu sürmeliyiz. Erkanları bu esasa göre gerçekleştirmeliyiz.
Kendimiz olursak var oluruz. Başkasının gölgesinde oturanın gölgesi olmaz. Aleviliğin duruş olduğunu unutmamalıyız. Evrensel bir öğreti olan Yol’umuz bu topraklarda ki insanlığın birikimidir.
Alevilik 72 Millete bir nazarda bakan evrensel, Rıza Şehrindeki gibi alternatif bir yaşam biçimidir. Hamdullah Çelebi’nin dediği gibi salat-ı daim. Vakitli inanç değil yaşanan sürenin hepsi ikrarlı ve rızalıklı olmalıdır. ’Bir mürşide bağlamazsan özünü Hakkın huzurunda var olmazsın’’ kelamındaki gibi yaşamın inancı olarak bu demde sorgu görgü yaparız. Yaşadığımızın hesabını görgü-sorguyla veririz. Öte dünya anlayışı yoktur. DEVRİYE inancı vardır
Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi ‘Cümlenin muradı dünyada cennet’. Dede Sultan (Börklüce Mustafa),Torlak Kemal ve Bedrettin’in dediği gibi hava, güneş nasıl herkesinse toprakta herkesin olmalı, yârin yanağından gayrı hep beraber olan toplumsallığı, eşitliği temel alan öğretiye sahip çıkmalıyız. Avrupa ve Türkiye’de faaliyet gösteren Alevi kurumları, tarihçi, akademisyen, Yol yürüten pirler ve hizmet ehli insanlar ile Yol Erkan Kurulu oluşturup eğitim müfredatı ile kadro eğitimi, dijital kütüphane, çocuklar için çizgi film, tiyatro ve sinema çabalarıyla bilgi kirliliğini önlemek gerek.
*Kıblem sensin yüzüm sana dönerim, Mihrabımdır kaşlarının arası* diyen bir Alevilikten, bugün gençlerin ve kadınların Alevi kurumlarındaki yerinin tekçi düzenle başat olması kabul edilebilir değildir. Geçmişte Analar ocaklarda Pir yetiştirirken bugün Zakir olan, posta oturan Analar hor görülmektedir.
Cemde yaptığımız gibi gülbanglarla, Hak kelamını dillendirdiğimiz bağlamayla, kainatla bütünleştiğimiz semahla, Hakka yürüme erkanlarını yapmalıyız. Lokmalarda yol değerlerini içeren gülbanglar okunmalı. Nikah erkanında gönül birliği esas alınmalı kız isteme, gelin alma gibi Yol’a ters cümlelerden arınmalıyız. **cana kıymak gibi kurban gerekmez** kelamındaki gibi Yola verilen ikrar esastır, Yol’a kurban olunur. Kan soylu değil, Yol sürenindir ilkesiyle hareket edilmeli. Müsahip çocukları evlenemezken kardeş çocuklarının evlenebilir olması yolda ikrarın kan bağından daha önemli olduğunun göstergesidir. Kan değil, Yol Cümleden Uludur. İnancımızı kapalılıktan kurtarıp dışarıya açmanın esaslarını konuşmalıyız. Hakikat Simurg kuşları gibi kendimizdedir.
‘Aslına ermektir hüner.’ Önce inanmalı sonra yapmalıyız. İnanç yaşanılandır.
‘Yol’a boyun veren gelsin’ şiarıyla Yol bugüne geldi;
Sancak kalksın Kazovaya dikilsin demeyi bilerek geldi.
Canı başı dost yoluna koyarak geldi.
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan diyerek geldi.
Serini sır edenlere aşk olsun.
Ya Hızır tu estaki esta.
Birbirimizin sıcaklığı, birbirimizin Hızır’ı olalım aşk ile
Efe Engin (Qureyşan ocağı evladı)

Haber
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?