OSCAR ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Oscar misyonunu hatırladı
11.02.2020 01:12 KÜLTÜR SANAT
Bu yıl 92’ncisi verilen Oscar Ödülleri sahiplerini buldu. Los Angeles’taki Dolby Tiyatrosu’nda kırmızı halı geçidi sonrası Oscar kazananlar açıklandı. Güney Kore yapımı Parasite; En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Uluslararası Film ve En İyi Senaryo ödüllerini kazandı. 6 dalda aday olan ve 4 ödül kazanan Parasite, ilk kez İngilizce olmayan bir film olarak En İyi Film seçilmesiyle Akademi Ödülleri tarihine geçti. Parasite aynı yıl Cannes’dan ve Oscar’dan ödülle dönen ilk film oldu

Oscar misyonunu hatırladı

Murat TIRPAN

Oscar bizi bugüne kadar çok hayal kırıklığına uğrattı ama sonunda işte o yıl geldi çattı, tarihte ilk defa İngilizce dilinde olmayan bir film en iyi yabancı film (ve yönetmenlik) ödülünün yanında en iyi film heykelciğini de kaptı.

Birçok kişinin temenni ettiği ama asla mümkün olacağını düşünmediği bir ödül bu. Düşünün ki altyazılı filmlere alerjisi olan bir ülkeden bahsediyoruz! Parasite’ın En iyi Film Oscar’ı sinemanın Hollywood’dan ibaret olmadığının yine bizzat Hollywood tarafından kabulü sayılabilir.

Parasite’ın yönetmeni Bong Joon Ho’nun herkes en iyi yönetmen ödülü 1917 ile Sam Mendes’e gidecek derken bu kategoride de ipi göğüslemesi filmin yapımcılarının söylediği gibi “tarihsel olarak fırsat dolu bir andı.”

Hatırlarsak yönetmen bu yıl Altın Küre’de yaptığı konuşmada altyazı bariyerine takılmadığımızda önümüzde sinemasal cevherleri keşfedeceğimiz yeni bir alan açılacağını söylemişti. Parasite’da kullanılan espriyi ödünç alırsak Bong Joon Ho tıpkı filmdeki aile gibi Hollywood’a sızdı ve ödülü ele geçirdi.

Öteki sinemanın ana akımın kalesinde zafer kazandığı bir an bu. Elbette Parasite da ana akım sinemasının kullandığı bazı yöntemleri kullanıyor ve seyircinin hoşuna gidebilecek bir formülü var ancak öte yandan bugüne çok yazılıp çizilen birçok yenilikçi yanı mevcut. Son derece zekice olan senaryosunun hem Oscar’da hem de daha önce Amerikan Senaryo Yazarları Birliği (WGA) tarafından ödüllendirilmesi de bunun göstergesi sayılmalı.

Bu yüzden Bir Evlilikten Manzaralar ya da Revolutionary Road gibi filmleri hatırlamayanların bayıldığı Marriage Story, Joker gibi yapı bozucu bir karaktere mağduriyet geçmişi yazmaya kalkan Joker, lav silahıyla sinema tarihini yeniden yazmaya kalkan, kibirli Once Upon a Time in Hollywood’u geçip ödülü alması çok önemli.

Diğer kategorilerde neler olduğuna bakarsak, törende en iyi erkek ve kadın oyuncu ödüllerini Joker ile Joaquin Phoenix ve Judy ile Renée Zellweger’in kazanması şaşırtmadı. Aslında iki kategoride de bu isimlerin tek rakipleri Marriage Story’nin çifti Scarlett Johannson ile Adam Driver idi. Bir ilişkinin çöküşünü ve boşanma sürecini “aşırı gerçekçi” yansıtmasıyla birçok kişinin favorisi olan Marriage Story sadece oyuncuları açısından değil genel olarak Oscar’dan eli boş ayrıldı.

Buna The Irıshman’i ve animasyon film Klaus’u da eklersek Netflix’in bu yılki Oscar çıkartmasının başarısız olduğunu söyleyebiliriz. Ne diyelim, belki de bu iki iyi filmin 1917, Joker ve özellikle Parasite gibi güçlü rakiplere denk gelmesi platform için büyük şansızlıktı.

AL PACINO’YA HAYIR DENMEZDİ

92 Oscar’da, yardımcı erkek oyuncu kategorisindeki adaylar muhtemelen bir daha göremeyeceğimiz kadar unutulmazdı. Bundan on, yirmi yıl önce Al Pacino, Joe Pesci, Brad Pitt, Anthony Hopkins, Tom Hanks gibi büyük oyuncuların yardımcı erkek kategorisinde birbirine rakip olacağını söylesek muhtemelen buna herkes güler geçerdi. Ama sinema hayat kadar şaşırtıcı ve başrol oynamadan da büyük oyuncu olunabiliyor. Bu isimler bir arada olmasa sonuca rahatlıkla karar verebilirsiniz ama bu tabloda kim seçilse birilerinin gönlü diğerinde kalacaktı.

Açıkçası biz anlamsız bir “kendini iyi hisset” filminde (A Beautiful Day in the Neighborhood) idareten oynuyormuş gibi görünen Tom Hanks ve Papalığı aklamaya and içmiş The Two Popes’da ne işi olduğunu kendimize sorduğumuz Anthony Hopkins dışında herkese razıydık. Yıllar sonra aynı filmde karşılıklı oyunculuk dersi veren Pesci ve Pacino’dan birine asla hayır demezdik ama ödül ne yazık ki filmin çoğunda hala yakışıklı olduğunu göstermekten fazla çok da bir şey yapmayan Brad Pitt’e gitti.

DEAKENS’A SAYGIMIZ SONSUZ

Bu yıl bari en iyi sinematografi ödülü The Lighthouse’un olsaydı diye beklerken Roger Deakens usta kariyerinde ikinci kez bu ödülün sahibi oldu. Deakens’a saygımız sonsuz, dağıtımcının azizliğinden dolayı ertelenerek hâlâ ülkemizde gösterime girmeyen 1917’de büyük iş çıkardığından kuşkumuz da yok, ama açıkçası Parasite’ın ödülüne ne kadar sevindiysek The Lighthouse’un görmezden gelinmesine de fazlasıyla üzüldük.

Eh Küçük Prens’in söylediği gibi birinden yapamayacağı şeyler beklerseniz hata sizdedir! Oscar’dan da beklentilerimiz bir yere kadar olmalı, buna da şükür!

Genelde Oscar’ın en sağlam kategorileri ve en iyi yabancı film ve belgesellerdir. Bu yıl da iki kategorideki filmler açıkçası gayet sağlam işlerdi. Yabancı film zaten beklendiği gibi Parasite’ın oldu malum, ama ödüle hem belgesel hem de yabancı filmde aday olan Honeyland törenden ne yazık ki eli boş döndü. Belgesel ödülünü kazanan Amerikan Factory Amerikalı izleyicinin sevebileceği bir biçime ve konuya sahip.

Obama’ların yapımcılığa soyunduğu Amerikan Factory gayet de iyi bir film ancak sonuçta tipik bir Amerikan övgüsü. Öte yandan Honeyland Makedonya’da arıcılık ile uğraşan, vahşi doğa ile uyum içerisinde tek göz odada yaşayan Hatidze’nin, yaşlı annesiyle verdiği hayat mücadelesi ve arıcılık mesleğini anlatan gerçek bir yaşam deneyimi diyebileceğimiz eşsiz bir işti. Muhtemelen oy kullananlar Hatidze’nin hayatına pek ilgi göstermedi ve filmi görmezden geldiler.

Nihayetinde bu yıl Oscar’ın ırkçılığı, eşcinselliği ya da kadın meselesini gündeme getiren ya da buna benzer politik doğrucu mesajları barındıran filmleri; garantili biyografileri ya da gösterişli gişe filmlerini değil de sinemasal olarak sıra dışı ve yenilikçi bir yapımı ödüllendirmesi; üstelik de bunun dili İngilizce olmayan bir film olması asıl misyonunu hatırlamasıdır. Bu da ne olursa olsun “iyi sinemanın” kutsanmasıdır.

ÖDÜLE LAYIK GÖRÜLENLER

En İyi Film: Parasite
En İyi Uluslararası Film: Parasite
En İyi Senaryo: Parasite
En İyi Yönetmen: Bong Joon Ho (Parasite)
En İyi Kadın Oyuncu: Renee Zellweger (Judy)
En İyi Erkek Oyuncu: Joaquin Phoenix (Joker)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Laura Dern (Marriage Story)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Brad Pitt (Once Upon a Time in Hollywood)
En İyi Film Müziği: Joker (Hildur Guðnadóttir)
En İyi Özgün Şarkı: “(I’m Gonna) Love Me Again” Rocketman (Elton John ve Bernie Taupin)
En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı: Bombshell
En İyi Uyarlama Senaryo: Taika Waititi (Jojo Rabbit)
En İyi Kostüm Tasarımı: Little Women
En İyi Görsel Efekt: 1917
En İyi Kurgu: Ford vs. Ferrari
En İyi Görüntü Yönetmeni: 1917 (Roger Deakins)
En İyi Ses Kurgusu: Ford v Ferrari
En İyi Ses Miksajı: 1917
En İyi Belgesel: American Factory
En İyi Kısa Belgesel: Learning to Skateboard in a War Zone If You’re a Girl
En İyi Animasyon Filmi: Toy Story 4
En İyi Kısa Animasyon: Hair Love
En İyi Kısa Film: The Neighbor’s Window
En İyi Yapım Tasarımı: Once Upon a Time in Hollywood
En İyi Sinematografi: 1917
GECENİN HAYAL KIRIKLIKLARI

Honeyland’in törenden tek bir ödülle bile dönememesi.
Bari en iyi görüntü yönetmeni ödülü ile onurlandırılsaydı dediğimiz, görmezden gelinen The Lighthouse.
Klaus ya da Missing Link gibi güçlü iki animasyon varken bu ödülün Toy Story’ye gitmesi.
Yardımcı erkek ödülünün adeta bir oyunculuk masterclass’ı yapan Joe Pesci yerine Brad Pitt’e gitmesi.

Haber
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?