PİR ALİ KOÇAK İLE SÖYLEŞİ-5

REYBER yada REHBER:

Mehmet Ali Çabuk
-Evet Pirim, Reyber yada diğer namıyla Rehber hakkında düşüncelerinizi açıklar mısınız?

Pir Ali Koçak:
-İsminden de anlaşılacağı gibi yol gösteren, Hakk Yoluna İkrar vermek isteyen Canlar, ikrar verebilecek kıvama getirmek için yetiştirerek Pir-Divanına getirir. Musahiplerin ve Canların dertlerini dinler, onları bilgisi dahilinde hal etmeye çalışır. Toplumun arasında barışı sağlar.

Mehmet Ali Çabuk:
-Reyber/Rehberlerin görevleri çok çeşitli sanırım, bir nevi pir ile talip arasında köprü ya da halk ile ilişkiler işlevi gören bir makam desek, bizim dememiden öte siz neler diyeceksiniz?

Pir Ali Koçak:
– Üstesinde gelemediği sorunlar olursa pire bildirir, pirden öğütler alır ve aldığı öğütlerle hala barışı sağlayamıyorsa cem-çağrısı için pirden destur alır ve gerekenleri yaparak Meydan açılmasını sağlar.
Herhangi bir sorunun toplum içinde daha derin yaralar açılmadan hal etmesini sağlar. Ayrıca cem gününde cem meydanında pir ile talipler arasında köprü vazifesi görür. cem hizmetlerinin eksiksiz yerine gelebilmesi için hazırlıkları gözetir, kontrol eder ve cem esnasında Pire yardım eder. Hizmet sahileri ile birlikte Dar olur. Gerekirse hizmet tercemanlarını tamamlayarak sunar.
Reyber. 8 ile 15 yaş arasında gençleri ana ve babalarının, aile büyüklerinin rızalığı ve isteği ile gençlerin isteği ile yedi Renkli kemer Bağlanır ve gençler kemerbest olurlar. Renkli dememizin bir anlamı var. Bu gökkuşağı rengini, yanı ışığın yedi rengini de almış oluyoruz. Evrenin Kuşağını gençlerimizin beline bağlayarak, Evreni yani Hakkı belimize bağlamış oluyoruz. Bu Kemerbest olmak gençlerimizin Hakk Yoluna atmış oldukları ilk adım olması ile gulbanglarımızda 17 Kemerbestler dememiz 17 yaşına kadar olan gençlerin masum sayılmasıdır. Yolumuzun pekişmesi için reyberin canların, taliplerin içinde ve daima onlarla beraber olup dertlerini, eksikliklerini bilen Yol Ehli olan reyber, Yoldaki tüm hizmetleri EDEB-ERKAN içinde öğrenerek Marifet Kapısından içeri girmiş; pirinden, murşidinden el almış arifler Ceminde muhabbetinde dem alan bilge ehli can reyberdir.

Mehmet Ali Çabuk:
-Reyber cem yürütmede sanırım aktif değildir. Ne dersiniz?

Pir Ali Koçak:
-Cemde murşid, pir ve reyber üçü birdir. Birlikte cemi yürütürler. Ayrıca reyber hizmetlerinden zakirlik Hizmetini diğer zakir canlarla birlikte yürütü

Mehmet Ali Çabuk:
-Sırada PEYİK / OKUNTUCU / DAVET EDEN var sanırım. Bu görev için okuyucularımıza söylemek istediklerinizi açıklar mısınız?

Pir Ali Koçak:
-Hayhay efendim! Bildiğimizi, kadimden bu yana olan görev ve uygulama şöyle:
Önceden takvimi belirlenen cem günü için davetiye çıkaran, Pire haber veren, ceme katılmasını bekledikleri canları ceme davet eden. Hakk Yolu davetiye Hizmetini yürüten, yol ehli bir candır…
Neden yol ehli? Yol ehli olmayan hiç kimse cem de hizmet göremez. Kemerbest olup, musahip ikrarı bağlayan musahibler, cem hizmetlerinin tamamını yapmalılar ki yol kapısından, marifet kapısına geçmek için anadan/ pirden destur alarak ve pirin elini tutarak, piri ile birlikte musahib canlar marifet kapısından, marifet meydanına yunmaya gelebilsinler.

Mehmet Ali Çabuk:
-Bu ne demek?

Pir Ali Koçak:
-Kısaca; musahibler okuntu ile yani davet / Peyik hizmeti ile başlar. Daha sonra kapı / bekçi hizmeti, sonra post hizmeti, sonra çerağ/ delil hizmeti, sonra süpürge hizmeti, sonra gözcü Hizmeti, sonra zakir Hizmeti, sonra ibrikdar hizmeti, sonra tüm cem erenleri ile semah hizmeti, sonra saki / dem hizmeti, sonra lokma / sofra hizmeti…
Tüm bu hizmetleri tercemanları ile yerine getirdikten sonra pir, murşid ana, reyberlik hizmetine hazırlarlar dört canımızı. Reyber hizmetini yaparken eksikliklerini tamamladığını gören pirler / analar dört canın elinden tutarak, marifet meydanına, arifler meclisine getirirler ve arifler MECLİSİNDE, MARİFET MEYDANINDA HAKK KELAMI SÖYLEME VE MUHABBET ETME bilgisine ve yetisine ulaşmış olurlar.

Mehmet Ali Çabuk:
-Çok teşekkürler Pirim, KAPI HİZMETİ için neler söyleyeceksiniz?

Pir Ali Koçak:
-Kapıcı / Bekçi musahib canlar dışardan ceme / mekana herhangi bir müdahalenin olmaması ve ceme girmesi kabul görülmeyenlerin ceme alınmaması ve de cem meydanına ayakkabı ile girilmesini önleyen daha doğrusu cemin ve ceme gelen canların güvenliğinden sorumludurlar.
Bu güvenliğin cem başlamadan önceki kontrollerden başlayarak, cemin bitiminden sonra cemevinin kapanması, deliller tam sırlanmış mı, yangın çıkmaması için kontrolleri yapar ve kapıyı kitler. Eğer bu bir ev veya bir köy odası değil de sadece bir Cemevi ise o cemevinin güvenliği daima kapıcı / bekçi canlarımıza aittir. Taki, Pir/ Ana kapıcı hizmetini başak musahiplere verene kadar sürer. Buradaki bekçi sadece görünürde gördüğümüz bir bekçilik değil, bunun bir de batıni yanı var. Eline bekçi olmak var, Diline bekçi olmak var, beline bekçi olmak var…
Bunların hayat içerisinde nasıl sahip çıktığını eliyle ürettiğini, ülkesi için yaşadığı topraklar için, birlikte yaşadığı insanlaran rahat, ferah içinde yaşaması için, ürettiklerinin ihtiyacından fazlasının ihtiyacı olanlara verilmesi için, reybere, pire, dergaha götürerek dağıtılmasına bekçilik yapması ve sahib çıkmasıdır… Diline sahip Çıkarken pirden, murşitten, reyberden öğrendiklerini hayat içinde Alevi dilini kullanarak, Hakk Kelamınca insanlarla muhabbet ederken edebine sahip olarak konuşması, başkasının arkasında konuşmamasını iftira atmamasını ve moreli bozuk olan problemli insanların dertlerini dinlemesi ve onlara yardımcı olmak için gönüllerini okşayan bir dille yardımcı olmasına sahip çıkması ve bunlara bekçilik yapması dır, kapıcı hizmeti genel olarak…

Mehmet Ali Çabuk:
-Şimdi sıra POST HİZMETİ hizmetinde… Pirim ilk bakışta hizmet görevleri basit gibi geliyor ama anlatımlarınızla her hizmetin ihtiyaçlardan doğduğu ve basit değil, karmaşık olduğu görülüyor. Post Hizmeti konusunu bu açıdan merakla bekliyorum. Buyrun söz sizin…

Pir Ali Koçak:
-Dediğiniz gibidir. Alevilikte her hizmet ihtiyaçtan doğmuştur. Yaşam pratiğinin deneyimlerinden doğmuştur. Bu sebepten önem arz ederler…
Post hizmeti sunan musahibler, postu kendi hanelerinde, posta yakışır evde yüsek ve kapalı bir sandık, kutu veya dolapta muhafaza ederler. Cem günü, postu cem meydanına birlikte getirirler. Sembolik post olmaz. Post pirin, ananın, murşidin oturacakları, yüksek olmayan, sediri veya koltuğu önceden cemevine gelip, postun serileceği yerde hazırlarlar. Post hizmetini Sunan musahib canlar pirler divanının rahat olmasından da sorumlular…
Meydancı / gözcü ile bereber ses sistemini de post hizmeti ve meydancı hizmeti sunanlar birlikte sorumlular. Postun sahibi murşid, ana, pir hangi ocakta ise veya hangi post sahibinden el almışsa, o post sahibi anılarak post hizmeti sunulur…

Mehmet Ali Çabuk:
-Pirim Post nedir, diye sorsam?

Pir Ali Koçak:
-Post; ilim, irfan sahibi olan mürşid, pir makamını temsil eder. Post sahipleri postnişin olarak adlandırılırlar. Dolayısıyle post; Hakk, hakikat, ilim, irfan, birlik ve adil yönetim sistemini temsil eder. Görgü ve sorguda Hakkın Binası posttur. Dar meydanında adaletin terazisi posta oturanın elindedir. Orası yaşama ve barışın sunulduğu bir meydan olarak adaleti dağıttığı gibi, posta oturan pir murşid canların Hakk Yolunda yaşamlarından her hangi bir yanlışın yapılmamasının öğretildiği bir öğretim makamıdır.
Bilge pir, murşid toplumun eğitiminin bilge ve ehil canlarla birlikte öğrettiği ve bu öğretiyi hayatta kullanmaları için ikrar aldığı, ikrar verdiği bir makamdır. Post Makamı ( Adalet ve Eğitim Koltuğudur Post)

Mehmet Ali Çabuk:
– ÇERAĞ / DELİL HİZMETİ konusu hakkında açıklamalarınız için buyrun…

Pir Ali Koçak:
-Çerağ: çıradan elde edilen bir ağaç kıymığıdır. Bu kıymığı cem meydanına getirebilmek için önce ormanda yaşlı mümkün olduğunca kurumuş bir çam ağacı seçilir ve o ağaca niyaz olunup, gulbangla rızalık alınır.

Mehmet Ali Çabuk:
-Gulbang ile ağaçtan rızalık almak mı? İşte bunu ilk duyuyorum ve Aleviliğin doğa inancı olduğu kanaatim biraz daha pekişti.

Pir Ali Koçak:
-Aleviliğin doğa inancı olduğu hiçbir durumda şüphe taşımaz. Alevilik eskimez, son kullanım tarihi yoktur çünkü evrenin işleyişinin bir tezahürüdür.
Gelelim sohbetimizin devamına…
Musahib kardeşler: ‘’Ey Çam seni keseceğiz. Cem meydanımıza çıra olup Çerağ gibi yanacaksın, yolumuzu, gönlümüzü, beynimizi aydınlatman için senin yağlı bir yarinden çerağ çıkaracağız. Bunu için senden özür diliyoruz. Yolumuza hizmet için seni seçtik. Aşk ile niyaza geldik. Destur isteriz’’ Derler ve keserler.
En güzel yerinden çerağlarını hazırlarlar. Gelecek için çerağ olabilecek geri kalanı da Cem Evinde yeniden kullanabilmek için münasip bir yerde tutarlar. Bakın Yolumuz ağaçtan rızalık almadan ağaca balta vurmuyor. Her şeyin başı RIZALIKTIR…

Mehmet Ali Çabuk:
-Pirim Rıza Şehri’ni çağrıştırdınız.

Pir Ali Koçak:
-Erenlerin yaşayacağı şehir… O MUHTEŞEMİYETE ULAŞILACAKTIR. Ve her millet ulaşacaktır, Rıza Şehrine… Tekrar konumuza dönecek olursak, çerağ karanlığı, aydınlığa çevirmek için uyandırılır.
Başlangıçta çerağ ile delil sanki tek bir anlamda imiş gibi görünse de çerağ cem meydanını, cem haneyi aydınlatmak için karanlığı yok etmeye yarayan ve uyandırılan hayat içinde karanlığı aydınlığa çevirmeya yarayan uyandırılınca sunduğu Aleve verilen addır.
Mehmet Ali Çabuk:
-Çerağ ile delil aynı şeyler değil mi?

Pir Ali Koçak:
-Farklı işlevleri vardır. Aynı şeyler değil.
Delil Hakk Mahkemsinin kurulduğu Hakk Binasındaki İkrar verildiği meydanda gerçeğe hitap edebilmek ve bilimsel olarak gerçekleri görebilmek için uyandırılır ki bu gönülleri, beyinleri aydınlatır.
Pir talibe ikrar meydanına geldiğinde
” Gelme gelme, gelirsen dönme dönme. Gelenin malı, dönenin canı gider”
” Öl ikrar verme, Öl ikrardan dönme”
Derken delil göstermek zorundadır. Delilin görünebilmesi için aydınlık olması gerekir.
” Malı mala katmaya, halla haldaş olmaya, yolunla yoldaş olmaya gel’’
Der pirlerimiz, ikrar bağlarken…
Delil ve çerağ olmadan yolun aydınlığını nasıl görebiliriz.
Musahib canlar delilleri uyandırıken, delilleri birlemiş oluyorlar, yani ikrar veren canlara yolun aydınlığını göstermiş olurlar.
Posta oturan divan pirleri; Hakk, hakikat, ilim, irfan, birlik ve adil yönetim sistemini temsil ederler. Görgü ve sorguda Hakkın Binasında kararları bu postta oturanlar verir. İşte çerağ/ delil buradaki ilmi, irfanı, adaleti ve Hakk terazisi ile verilen karaların, doğruluğunun görünmesi ve gösterilmesini temsil eder. Ki aydınlıkta Hakk Yolu yürütülür.
Semah dönenler delile, çerağa, yani Hakk Meydanında kurulmuş olan bilge, aydın divana daima yüzlerini döndükleri ve gördükleri ışık delildir.
Bu Işığa sırtımızı hiç bir zaman çevirmedik sonsuza dekte çevirmiyeceğiz.

01.02.2020/mehmet ali çabuk

NOT: Röportajlar serisi devam edecek

Köşe Yazıları
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?