KUL HİMMET

KUL HİMMET
Yaza yaza geldik Yedi Uluların yaşadığı dönem itibari ile yedinci olan Ulu
ozanına.
Kul Himmet, Tokat iline bağlı Almus ilçesinin bugünkü adı Görümlü kasabası
olan Varsıl köyündendir. Kaynaklara göre, XVI. Yüzyılın ( 16.yüzyıl) ikinci yarısında
yaşamıştır. Kul Himmet hemen hemen bütün nefeslerinde yaşamının bir parçası haline
getirdiği, Hz. Ali, on iki İmamları ve Hacı Bektaşı Veli‟yi büyük bir sevgi
yoğunluğuyla ve içtenlikle anlatır.
Kul Himmet‟in Pir Sultan Abdal‟ın çağdaşı olduğu, onun etkisinde kalıp ,
toplumsal isyanların giderek arttığı o dönemlerde onun da Anadolu‟nun sömürülen, ezilen
her insanı gibi Osmanlı baskısına boyun eğmeyip eylemlere katıldığı bilinmektedir.
Tokat‟ın Daduk köyünde ölen Pir Sultan‟ın oğlu Pir Muhammed belki de babasıyla aynı
dönemde yaşayan Kul Himmet ile de görüşüyor olup, onun davetiyle Tokat yöresine gidip
orada ölmüş de olabilir.
Kul Himmet‟in şiirlerine bakıldığı zaman, Hacı Bektaş Veli‟nin yol ve erkanını
öğretici bir şekilde şiirlerinde işlemeye büyük özen gösterir. Bir Anadolu Alevisinin nasıl
olması, nasıl davranması hakkında da gerekli tembihleri şiirlerinde kulaklara taşır. Kul
Himmet büyük bir olasılıkla Hacı Bektaş Veli torunlarından ve Postnişin Balım Sultan‟ın
kardeşi olan ve ondan sonra posta oturan Kalender Çelebi‟nin başlattığı Osmanlıya karşı
başkaldırıda yer aldığı sanılmaktadır.
Kul Himmet, yaşıyorken nefesleriyle, duazı imamlar‟ıyla herkes tarafından bilinen ve
tanınan bir halk ozanıydı. O dönemde ve daha sonra yaşanmış dönemlerde Kul Hüseyin ve
Kul İbrahim (Kul İbrahim Üstadım) mahlaslarını kullanan ozanlarla şiirleri karıştırılmıştır.
Ozanlık yeteneği üst seviyede bulunan ve Türkçe dilini çok iyi, ustaca kulanana
Kul Himmet‟in şiirleri günümüzde bestelenip türküler olarak dillerde dolaşırken, Alevi
cemlerinde, halk toplantılarında da nefesleri ve duazı imamları vazgeçilmezler arasında
yerlerini almışlardır.
Şiirlerinin taşıdığı ocağa bağlılık, onun iyi bir tekke ve tarikat eğitimi aldığını da ortaya
koyar. Pir Sultan türü yazıyor olması onun etkisi altında kaldığının da en büyük delilidir.
Hatta onun müridi olduğu da söylenir.
Kul Himmet, salt Alevi-Bektaşi ozanları değil, olmayanları da derinden etkilemiştir.
Hacı Bektaş Veli ile başlayan hümanizm (İnsancılık) duygularını şiirleriyle insanlara
taşımış, tarikat ışığında beliren insan sevgisini Hacı Bektaş Veli üzerinde yoğunlaştırarak
nesnel duruma getirmiş, tanrı kavramını bir varlık olan insanla özdeşleştirmiştir.
Aşağıdaki şiirleri okuduğunuz zaman, bunların size hiç de yabancı olmadıklarını
göreceksiniz ve belki de o şiiri melodisiyle birlikte mırıldanacaksınız.

Dün gece seyrim içinde
Ben dedem Ali‟yi gördüm
Eğildim niyaz deminde
Ben dedem Ali‟yi gördüm
Üç çerağ yanar şişede
Arslanlar gezer meşhedde
Yedi iklim dört köşede
Ben dedem Ali‟yi gördüm
Kızıl güller deste deste
Bergüzar yolladım dosta
Üç dolu mihmandan iste
Ben dedem Ali‟yi gördüm
Cennet kapısında duran
Kilidin mührünü vuran
Yezid‟e kılıcın vuran
Ben dedem Ali‟yi gördüm
Kanberi durur sağında
Salınur cennet bağında
Musa ile Tur dağında
Ben dedem Ali‟yi gördüm
Yüce dağlar coşkun coşkun
Kul Himmet‟im aşka düşkün
Cümle meleklerden üstün
Ben dedem Ali‟yi gördüm
* * *
Erenler Şah‟ına kimse eremez
Şah‟ın Kanberine kul olmayınca
Her Kanberim diyen Kan ber olamaz
Edeb ile erkan yol olmayınca
Arama ırakdan vardır yakıni
Gerçek olan talib bulur Hakkını
Yükletmezler sana yolun yükünü
Bükülüp kametin dal olmayınca
Cevahir yanmasa aşkın oduna
Sikke yazarlar mı Şah‟ın adına
Seni hiç korlar mı talib evine
Zer gibi sararıp kal olmayınca
Mecnun olan gezer daim deştinde
Aşkın dolusunu tutar destinde
Seni taşırlar mı başlar üstünde
Mürşid nazar edüb gel olmayınca
Derdmen olmayınca gönül hak olmaz
Aşıklar olmayanlar sine çak olmaz
Kul Himmet‟im eder vücud pak olmaz
Mürşid‟i Kamil‟den el olmayınca
* * *
Divane gönlümüz geçmez güzelden
Mihrin yer eyledi tenden ya Ali
Benim arzuman‟ım sensin ezelden
Gitmez muhabbetin candan ya Ali
Can-ü dilden sevenlerin canısın
Aşıklara methedmenin şanısın
Kusur görmez mürüvetler kanısın
Geçersin günaahdan kandan ya Ali
Müşkilini halledersin dostuna
Çağırdıkça erişirsin düşküne
Kerbela‟da yatan İmam aşkına
Şefeat umarız senden ya Ali
Nice yüz bin yıllar kandilde durdun
Ata‟nın belinde mader‟e indin
Anın için halkı gümana saldın
Bin bir dondan baş gösterdin ya Ali
Tarikat içinde şems ü kamerin
Hakikat içinde zat-ı kemal‟in
İstemem cenneti göster cemal‟in
Kul Himmet göçmezden bunda ya Ali
* * *
Ezel meclisinde kırklar ceminde
Muhammed nurunda bezendi Ali
Kırklar ile bile ayin-i cem‟de
Bu aşkın sırrına özendi Ali
İlmin başı dedi kendin bilesin
Muhammed‟e dedi cem‟e gelesin
Meydana getirdi aşkın dolusun
Kırklara şarabı sunandı Ali
Tuba ağacından aldı dört yaprak
Pençe-i abaya taksim kılarak
Bir hırka ayırdı içinde erhak
Giyindi eğnine dolandı Ali
Mansur kabul etti Hakkın darını
Erenlere verdi külli varını
Muhammed gösterdi Hakk didarını
Ol nura garkoldu boyandı Ali
Hu deyub birliğe kuruldu erkan
Hakikat sürüldü dem ile devran
Sema‟a kalktılar cümle aşıkan
Kırk kere meydanı dolandı Ali
Kul Himmet‟im eder Hak muhabbete
Dahi yol gider mi birlikten öte
Muhabbetten kaçan eğri sıfata
Lanet-ullah dedi ilan‟dı Ali
* * *
Her sabah her sabah ötüşür kuşlar
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Bülbüller gül için figana başlar
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Kısmetimiz kalbimizde buluna
Veyselkaran gitti Yemen yoluna
Arıyız uçarız kudret balına
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Biz çekelim İmamların yasını
İşit gerçek erenlerin sesini
İmam Hasan içti ağu tasını
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Arif olan eleklerden elendi
Talib olan Hakk yoluna dolandı
Şah Hüseyin alkanlara boyandı
Allah bir Muhammed Ali diyerek
İmam Zeynel paralandı bölündü
Ol İmam Bakır‟a yüzler sürüldü
Cafer-i Sadık‟a erkan verildi
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Gönül kuşu kal evinde yuvasın
Serime ya ahret ıvgasın
İmam Kazım Musa Rıza duasın
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Şah Taki ba Naki nur olub gitti
Hasan-el Askeri er olub gitti
Mehdi mağarada sır olub gitti
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Kanber Selman Fatma durdu duaya
Şehriban ağladı bindi deveye
İsa kahreyledi çıktı havaya
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Dört kitab yazıldı dört dine düştü
Kur‟an Muhammed‟in virdine düştü
Kul Himmet Pir‟inin derdine düştü
Allah bir Muhammed Ali diyerek
* * *
Allah medet ya Muhammed ya Ali
Günah kuyusunda zindana düştüm
Gülbangı çekilen Bektaş Veli
Yok mu gayretiniz dermana düştüm
Fatıma ananın taamın tattım
Server Muhammed‟e göz gönül kattım
İmam Hasan ile çok meta sattım
Şah Hüseyin düşmana düştüm
Zeynel‟i severek aşna‟ya yettim
Bakır‟ın izniyle musahib tuttum
Ca‟fer Sadık‟ın yolundan gittim
Necef deryasında ummana düştüm
Kazım Musa Rıza‟ya kavuştum
Kerbela çölünde cenge giriştim
Yezid Askeriyle hayli savaştım
Yaralandı sinem al kana düştüm
Taki Naki Askeri‟dir nurumuz
Mehdi mağarada gizli sırrımız
Cebrail önümüzce rehberimiz
Kırkların ceminde erkan‟a düştüm
On iki İmam dergahında elim var
Gece gündüz sohbetim var demim var
Çok günahım var ya neden gamım var
Ali gibi Şah-ı Merdana düştüm
Kul Himmet üstadım bu nasıl yazı
Lezzet verir şirin mahabbet tuzu
Ali‟nin alnında zühre yıldızı
Meyl-ü mahabbeti Selman‟a düştüm
* * *
Benim günahım çok senin katında
Allah bir Muhammed Ali el‟aman
Sen kerem kanısın zahir batında
Allah bir Muhammed Ali el‟aman
Fatıma Hatice Zehra da bile
Bir dilek dilersen Hasan „da dile
Şah Hüseyin ile girdik bu yola
Allah bir Muhammed Ali el‟aman
Zeynel Bakır Caf‟er üçü bir katar
Kazım Musa Rıza gözümde tüter
Deryaya garkolan ummana batar
Allah bir Muhammed Ali el‟aman
Taki Naki Şah Askeri dostumuz
Yine arttı cümbüşümüz cuşumuz
Muhammed Mehdi penah‟ımız başımız
Allah bir Muhammed Ali el‟aman
Derdimin dermanı sultan Yalıncak
Bağlanıp da bir ikrara kalıncak
Şefaat umarım senden ölüncek
Allah bir Muhammed Ali el‟aman
Ciğerciğim kebab gibi çevrilir
Döne döne aşk oduna kavrulur
Gönlümün evinde harman savrulur
Allah bir Muhammed Ali el‟aman
Kul Himmet üstadım on iki katar
On iki dükkanda metaın satar
Dudu‟lar kumrular o sesden öter
Allah bir Muhammed Ali el‟aman
* * *
Seyyah oldum şu alemi gezerim
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kendi efkarımca okur yazarım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
İki elim gitmez oldu yüzümden
Ah ettikçe kan geliyor gözümden
Kusurumu gördüm kendi özümden
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Bozuk şu dünyanın temeli bozuk
Tükendi daneler kalmadı azık
Yazıktır şu geçen ömüre yazık
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kul Himmet üstadım ummana dalam
Gidenler gelmedi bir haber alam
Abdal oldum şal giyinip dolanam
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
* * *
Gül bittiği yeri bilirim dersin
Bilir misin benlik şeytana düştü
Cevahir madenin bulurum dersin
Cevahir bulanlar hüsrana düştü
Ben Ali‟yi gördüm mahbub çağında
Selman‟ın çiğninde yolun sağında
Cennetten içeri Firdevs bağında
Bülbül figan eder Gülşah‟a düştü
Selman‟ın çiğninde bir civan geldi
Destur Şah‟ım dedi elini aldı
Muhammed terini gül ile sildi
Ol zaman kokusu insana düştü
Muhammed‟i gören canlar ağladı
Sel sel olup ceşmim yaşı çağladı
Cebrail Habib‟in belin bağladı
Kırkların ceminde erkan‟a düştü
Kırklar geldi her çiçekden derdiler
Koklayuben yüzlerine sürdüler
Her destesin bir güzele verdiler
Gül Muhammed nergis Selman‟a düştü
Cennetin kapusun kırklar açtılar
Tohumunu yeryüzüne saçtılar
Bir üzümün ezip suyun içtiler
Size mescit bize meyhane düştü
Kul Himmet üstadım dilek diledi
Seyyah olub şu alemi eledi
Arafat dağında bir koç meledi
İsmail önünce kurbana düştü
* * *
Hakk‟dan bir sevda geldi serime
Mustafa Murtaza Hayder aşkına
Yalvarırım Hacı Bektaş Pirime
Mustafa Murtaza Hayder aşkına
Ali Ali diye ağlar gezerim
Fatıma ananın hayalini sezerim
Şehriban anada kaldı nazarım
Mustafa Murtaza Hayder aşkına
Muhammed Ali‟dir çeşmenin gözü
Hasan Hüseyin kabul et biz
Zeynel Bakır ile sürelim izi
Mustafa Murtaza Hayder aşkına
İmam Ca‟fer Musa Rıza
Size her dem niyaz seza
Taki Naki İmdat bize
Mustafa Murtaza Hayder aşkına
Hasan Askeri‟ye vermişiz ahdi
Mağrada sır olan Muhammed Mehdi
Bunca muhibbanı aşkına yakdı
Mustafa Murtaza Hayder aşkına
Mürşid buyruğuna iman eylerim
Eriş Şah-ı Merdan dilek dilerim
Bu sinemi aşk okuyla delerim
Mustafa Murtaza Hayder aşkına
Kul Himmet üstadım kaynadı coştu
Hızır Nebi Hızır İlyas ulaştı
Üç güzel sevdası serime düştü
Mustafa Murtaza Hayder aşkına
* * *
Süzülüp güvercin donunda gelen
Doksan bin eren‟in nasibin veren
Darı çeç üstünde namazın kılan
Hakk der yalvarırım Hacı Bektaş‟a
Güvercin donunda gelib oturan
Eksik işi tamamına yetiren
Kara taşı hamur gibi yuğuran
Hakk der yalvarırım Hacı Bektaş‟a
Parmak tutup yuvak taşın kaldıran
Mucizatın cümle aleme bildiren
On iki öküzü bir kazana dolduran
Hakk der yalvarırım Hacı Bektaş‟a
Ak pınar diyorlar çağlayıp akar
Seksen bin evliya delilin yakar
Doksan bin rum eri gülbankın çeker
Hakk der yalvarırım Hacı Bektaş‟a
Kul Himmet üstadım bu Pir‟in sesi
Cihan‟a kar eder onun nefesi
Cümle ocakzade‟nin ser çeşmesi
Hakk der yalvarırım Hacı Bektaş‟a
* * *
Bir ihsan edersen vaktinde eyle
Geçti yiğit ömrün gel kerem eyle
Söylersen Muhammed Ali‟den söyle
Şeker dudağınla bal kerem eyle
Bektaş Veli‟de kaldı nazarım
Fatıma anaya vardır niyazım
Abdal olmuş kapı kapı gezerim
Abdal boynu bükük gel kerem eyle
Hasan Hüseyin‟in sevgisi canda
Kaynayıp coşuyor gevheri kanda
Hızır Nebi ile ulu mekanda
Çağırdığım yerde bul kerem eyle
İmam Zeynel ikrarını güderim
Bakır Ca‟fer katarını yederim
Yurdunuza garib gelmiş giderim
Kazım Musa Rıza yol kerem eyle
Taki Naki Şah Askeri nurundan
Onlar bilir ancak Ali sırından
Din serveri Muhammed‟in terinden
Yüzüme sürmeğe gül kerem eyle
Mehdi-i Rasule ben bir çakerim
Hayli demdir intizarın çekerim
Ah ederim göz yaşımı dökerim
Çeşmim yaşlarını sil kerem eyle
Kul Himmet‟im sizi nasıl bilirim
Kimim var ki peşinizden gelirim
İmam Ali eşiğinde ölürüm
Cenaze namazım kıl kerem eyle
* * *
Her bir söze sakın dilin uzatma
Doğru söyleyene dilde nemiz var
Aybın görüp elin gıybetin etme
Kendimiz görelim ilde nemiz
Nadana söz atıp dile getirme
Cahile uyup kendin yitirme
Her ağaç dibine varıp oturma
Meyvesi olmayan dalda nemiz var
İhtilaf çoğaldı okur kitaptan
Her bağa girilmez oldu gazelden
Ayırma gönlünü sen de sohbetten
Halk içinde kıyl-ü kalde nemiz var
Herkese kaş çatıp fena söyleme
Helalden gayrıya minnet eyleme
Her güle gül diye hizmet eyleme
Dikende açılan gülde nemiz var
Olur olmaz yerde çok sır verilmez
Cümle bir sıfattır kamil bilinmez
Her akan sulardan abdest alınmaz
Yuvarlanıp akan selde nemiz var
Sakın bir kimsenin metaın satma
Bülbül gibi bezm-i gülşende ötme
Her gördüğün bala parnağın batma
Lezzeti çıkmayan balda nemiz var
Kul Himmet‟im der ki bu sır Ali‟nin
Pirim Hünkar Hacı Bektaş Veli‟nin
Kurbanıyım erkanının yolunun
Kırmızılar giydik alda nemiz var

Ozanlar ve Deyişleri
İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü
Open chat
Merhaba,Web Sayfamıza Hoşgeldiniz..
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?